Harput Ulu Cami: Pisa'ya rakip 'Eğik' bir mucize
Harput'un zirvesindeki kaleden aşağıya, şehrin kalbine doğru indiğimizde bizi bir mimari mucize selamlıyor. İtalya'nın Pisa Kulesi'ne taş çıkartan, asırlardır yıkılmadan eğik duran minaresiyle Harput Ulu Cami. Bu yapı, sadece bir ibadethane değil fiziğin, imanın ve sanatın aynı gövdede birleştiği bir 'Harput mührü'dür. İşte 1157 yılından beri gökyüzüne doğru bir dua gibi yükselen o eşsiz yapının öyküsü: Detaylar haberimizde!
Anadolu’nun en eski camilerinden biri olan Harput Ulu Cami, görenleri hayrete düşüren 3 ile 7 derecelik eğimiyle yüzyıllardır ayakta duruyor. Artuklu hükümdarı Fahrettin Karaaslan’ın mirası olan bu yapı, sadece mimari bir deha değil; Harput’un sarsılmaz ruhunun en somut simgesidir.
Harput’un dar sokaklarından geçip Ulu Cami’nin avlusuna girdiğinizde, zamanın durduğunu hissedersiniz. Ancak herkesin gözü tek bir yerdedir: Sağa doğru belirgin bir şekilde yatık duran o meşhur minare. "Yıkıldı, yıkılacak" denilen bu minare, 860 yılı aşkın süredir fırtınalara ve depremlere inat, göğe doğru süzülmeye devam ediyor.
Bilimin Şifrelerini Çözemediği "Denge"
Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan hassas ölçümler, minarenin eğiminin tesadüf ya da zemin kayması olmadığını, mimari bir tercih olabileceğine dair tartışmaları beraberinde getiriyor. Akademik verilere göre minaredeki eğim, 3 ile 7 derece arasında değişiyor (Pisa Kulesi’nin eğimi yaklaşık 3.9 derecedir).
Prof. Dr. Enver Çakar ve diğer yerel tarihçilerin arşiv taramaları, caminin sadece bir namazgah değil, aynı zamanda bir ilim merkezi olduğunu gösteriyor. Selçuklu ve Artuklu mimarisinin en saf örneği olan bu yapıda kullanılan "tuğla örgüsü", minarenin esnekliğini artırarak bugüne kadar yıkılmadan gelmesini sağlayan en büyük mühendislik sırrı olarak kabul ediliyor.
"O Minare Yere Değil, Gönle Yaslanır"
Cami avlusunda kuşlara yem atan 75 yaşındaki emekli müezzin Necati Amca, minareye bakıp gülümsüyor:
"Evladım, mühendisler gelir ölçer, hocalar gelir yazar. Ama biz biliriz ki o minare eğik değil, 'boynu bükük' bir aşıktır. Depremler oldu, Harput sallandı da o bir santim yerinden oynamadı. Biz küçükken 'Aman altında durmayın, yıkılır' derlerdi. Bak biz yaşlandık, o hala aynı yerinde duruyor. O minare yere değil, Harputlunun gönlüne yaslanmış; yıkılır mı hiç?"
İç Mekândaki Akustik ve Estetik Şölen
Caminin iç kısmına girdiğinizde, Anadolu’daki "çok sütunlu" cami tipinin en ihtişamlı örneklerinden biriyle karşılaşırsınız. Fırat Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü raporlarına göre, caminin içindeki sütunların dizilişi ve tavan yapısı, sesin en uzak köşeye bile pürüzsüz ulaşmasını sağlayan mükemmel bir akustik sunuyor. Ayrıca, caminin orijinal abanoz minberi bugün Ankara Etnografya Müzesi’nde korunsa da, yerindeki replikası bile o dönemin ahşap işçiliğindeki ustalığı kanıtlamaya yetiyor.
Arkeolojik Veri: Selçuklu’nun Şehir Planlama Dehası
Kazı çalışmalarında cami çevresinde bulunan medrese kalıntıları ve şadırvan sistemleri, Ulu Cami’nin Harput’un sosyal hayatının merkezinde yer aldığını gösteriyor. Akademisyenler, caminin avlusunun bir zamanlar hem pazar yeri hem de halkın önemli kararlar aldığı bir "meclis" gibi kullanıldığını belirtiyor.
Harput’un Sessiz Şahidi
Eğer yolunuz gün batımında Harput’a düşerse, Ulu Cami’nin gölgesinde bir an durun. O eğik minarenin surların üzerinden batan güneşe karşı verdiği o mağrur pozu izleyin. Orada göreceğiniz şey sadece taş ve tuğla değildir; Anadolu insanının azmi, zekası ve sarsılmaz inancıdır.
Bakmadan Geçme

