• Haberler
  • Elazığ
  • İşte Elazığ ağız sözlüğü: 'Hışşo', 'cücük' ve kürsübaşının görünmez kahramanları

İşte Elazığ ağız sözlüğü: 'Hışşo', 'cücük' ve kürsübaşının görünmez kahramanları

Elazığ'da dil sadece bir iletişim aracı değil, başlı başına bir kimliktir. Harput'un rüzgarıyla şekillenen, kendine has tınısı ve derin anlamlarıyla 'Gakgoşlar Diyarı'nın ağzı, bugün bile sokakta tüm canlılığıyla yaşıyor. Peki, bir Elazığlı size 'Hışşo' dediğinde aslında ne anlatmak istiyor?

Kürsübaşı sohbetlerinin, Harput musikisinin ve o meşhur Elazığ şakasının (nüktenin) temel taşı olan yöresel ağız, aslında bin yıllık bir kültürün süzgecinden geçip geliyor. Fırat Üniversitesi’ndeki akademik çalışmalardan sokaktaki esnafın samimi nidasına kadar, Elazığ ağzı üzerine yapılan araştırmalar bu kelimelerin sadece "şive" değil, birer "hafıza kartı" olduğunu gösteriyor.

Hışşo: Bir Sıfatın Çok Ötesinde

Elazığ sokaklarında en sık duyacağınız, duyduğunuzda da yüzünüzde hafif bir tebessüm oluşturacak kelimelerin başında kuşkusuz "Hışşo" gelir. Akademik kaynaklarda "pasaklı, üstü başı dağınık, bakımsız" gibi tanımlansa da Elazığlı için anlamı çok daha geniştir.

Hışşo, sadece kıyafeti kirli olan değil; aynı zamanda biraz saf, biraz dağınıklığıyla sempatikleşen kişidir. Eğer bir anne çocuğuna "Gene hışşo gibi olmuşsan!" diyorsa, orada hem bir sitem hem de derin bir şefkat vardır. Kelimenin kökeni tam olarak belgelenemese de bölgedeki göçebe ve yerleşik kültürün sentezinden doğan özgün bir yakıştırma olduğu kabul edilir.

Cücük: Küçüklüğün En Sempatik Hali

Türkiye’nin pek çok yerinde duyulsa da Elazığ ağzında "Cücük" kelimesinin yeri bambaşkadır. Kelime manasıyla "civciv" ya da "kuş yavrusu" anlamına gelen bu ifade, Elazığ’da bir sevgi sözcüğüne dönüşür.

Evin en küçük çocuğu "cücük"tür, bir meyvenin en içteki lezzetli kısmı yine "cücük"tür. Günlük dilde "Cücük kadar boyu var, türlü türlü huyu var" deyimiyle de karşımıza çıkar. Kelimenin kökeni Eski Türkçe’deki "küçük" ve "yavru" kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir ve yörede kelime sonlarındaki ses değişimleriyle bugünkü halini almıştır.

"Mırık"tan "Gakgo"ya: Dilin Rengi

Yöresel sözlüğün diğer incileri de azımsanmayacak kadar çoktur:

Mırık: Çamur ve bataklık demektir ama sadece fiziksel bir durum değildir; "Mırığa batmak" deyimiyle işlerin sarpa sarması anlamında da kullanılır.

Çimmek: Yıkanmak veya yüzmek eylemidir. Elazığlı için "banyo yapmak" fazla resmidir, o sadece "çimer".

Örtme: Balkon ya da teras anlamına gelir ki, Elazığ’ın o meşhur yaz akşamlarının başrolüdür.

Elazığ ağzı üzerine kapsamlı çalışmaları bulunan bilim insanları, bu kelimelerin birçoğunun Dîvânu Lugâti't-Türk’e kadar uzanan köklere sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle Prof. Dr. Ahmet Buran gibi isimlerin Elazığ ağzı üzerine yaptığı derlemeler, bu kelimelerin kaybolmaması için büyük önem taşıyor. Yerel araştırmacıların köşe yazılarında sıkça vurguladığı gibi, bu ağız "Harput’un sesi, Elazığ’ın nefesidir."

Bugün Gazi Caddesi’nde yürürken kulağınıza çalınan bir "Hışşo" nidası ya da bir esnafın "Cücük kadar kar kalmadı" sitemi, aslında bin yıllık bir hikayenin yaşayan kanıtıdır.

Bakmadan Geçme

Elazığ Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0538 23 006 23
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!