Bir Harput hikayesi: 'Kırtik'ten 'Heri'ye yaşamın ritmi
Elazığ'da dil, sadece konuşmak için değil bir durumu en kısa yoldan, en keskin zekâyla özetlemek için kullanılır. Kelimeler bazen bir kalkan, bazen de en sıcak kucaklamadır.
Eskilerin "Gakgoş Meclisleri" dediği, o sokağın tozuna karışmış sohbetlerden birindeyiz. Diyelim ki mahallede işler biraz karışmış, birileri birilerine sitem ediyor. Ortam tam da Elazığlıların deyimiyle "Tırşik" kıvamında. İşte o an, tecrübesiyle nam salmış bir amca çıkar ve gür bir sesle nidayı patlatır:
"Hışşo hışşo konuşma heri! Bir kırtik akıl kalmış, onu da küllükte mi bıraktın?"
Bu tek cümlelik çıkışta; muhatabın saflığına bir sitem (Hışşo), sabrın sonuna gelindiğine dair bir vurgu (Heri), aklın azlığına bir ölçü birimi (Kırtik) ve bir düzensizlik eleştirisi (Küllük) aynı anda eriyip gider. İşte Elazığ ağzının gücü tam olarak buradadır: Az kelimeyle çok dünya kurmak.
Kelime Dağarcığımızı Genişletmeye Devam Edelim
Hikâyemizin ve sokağımızın içine yeni halkalar ekleyerek listeyi büyütelim:
Vışş! (Şaşkınlık Ünlemi): Bir Elazığlı için dünyadaki tüm şaşırma efektlerini unutturan o sihirli kelime. Duyulan haberin büyüklüğüne göre "V" harfi uzar da uzar. "Vııııışşş, o kadar para nereye gitti?" dendiğinde, bu sadece bir şaşkınlık değil, aynı zamanda gizli bir sorgulamadır.
Nefsi Körlemek (Azıcık Yemek): Sofrada çok aç olmayan ama ev sahibini de kırmak istemeyen Gakgoş’un sığınağıdır. "Bir iki lokma yiyek de nefsimiz körlensin" denir. Yani, mideyi doyurmak değil, sadece o lezzetle tanışıp arzuyu susturmaktır.
Kertikli (Kıymetli / Önemli): Genellikle bıçkın delikanlılar ya da hatırı sayılır kişiler için kullanılır. "O mahallenin kertikli adamıdır" dendiğinde, sözü dinlenen, ağırlığı olan birinden bahsediliyordur.
Hebe (Heybe / Torba): Sadece fiziksel bir nesne değildir. Elazığ ağzında "Hebesinde ne varsa döktü" dendiğinde, bir kişinin bildiği tüm sırları ya da tüm becerisini ortaya koyduğu kastedilir.
Farş Malamat Olmak (Rezil Olmak): Sosyal bir felaketin adıdır. "Elin alemin içinde malamat olduk" cümlesi, toplumsal itibarın sarsıldığı o en acı anı anlatır. Bir Elazığlı için "malamat olmak", karın ağrısından daha zordur.
Cıbıl (Çıplak / Parasız): Hem kelime anlamıyla giysisizliği hem de mecazen meteliksiz kalmayı ifade eder. "Cebimiz cıbıl kaldı" dendiğinde, ay sonunun zor getirileceği nezaketle ama yerel bir vurguyla anlatılmış olur.
Akademik Bir Not ve Kültürel Miras
Fırat Üniversitesi’ndeki dil araştırmacıları, özellikle "Malamat" ve "Tırşik" gibi kelimelerin çevre illerle etkileşim halinde olsa da Elazığ’da kendine has bir "kullanım ruhu" kazandığını belirtiyor. Yazılı kaynaklarda pek rastlanmayan bu deyimler, aslında Elazığ’ın "sözlü anayasası" gibidir. Bu anayasaya uymayan, sokağın dilinden kopan kişi, zamanla "Gakgoşluk" ruhundan da uzaklaşmış sayılır.
Bakmadan Geçme