GÜNDEM (TERÖR-MUHAFAZAKARLAŞMA)
Bundan 300 yıl önce Jonathan Swift, “Her kim ki tek bir çimen yetiştireceği yerde iki çimen yetiştirirse, o kişi insanlığa derin düşünceli bir filozoftan ya da bir metafizik sistem kurucusundan daha çok layıktır” diyordu.
Teröre yeni açılımlar getirerek pkk terör örgütünün FKO gibi meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde bizim idarecilerimiz Jonathan Swift’in cümlesindeki çimen yerine Devletin ve Milletin Bölünmez Bütünlüğüne saldırmayı amaç haline getirmiş vatan hainlerini çoğaltma derdine düşmüştür.
Kavramlar onu kaleme alanın anlamlandırması ve okuyanın algılamasındaki anlamlarla mana kazanır. Bu sebeplerden dolayı toplumlar kavramlara her zaman farklı anlamlar yüklerler. Malum yaşadığımız süreç içerisinde sürekli ısmarlama suni gündemlerle TÜRK Milletinin gelişmelere ait algılamaları sürekli değişim göstermeye başladı. Sürekli olarak psikolojik bir algı yönlendirmesi yapılmakta.
Bir taraftan Arap baharı rüzgarı ile dalgalar halinde toplum psikolojisi üzerine etki alanı oluşturulmaya çalışılırken, bir taraftan İsrail ile restleşmelerden elde edilecek olan siyasal rantın oluşturduğu halk kahramanı edası arasında sayın başbakan BM toplantılarına katılmak üzere ABD ye uçuverdi. İçerde Donkişot misali yel değirmenine saldırıların topluma kahramanlık edası ile pazarlaması yapılırken, siyasi iradenin bilgisi dâhilinde bürokrasi ile terör örgütü arasındaki horoz dövüşlerine şahit olundu. Bir taraftan ekim ayında dolacak olan Askerin Sınır Ötesi Operasyon yetkisinin süresinin bitmesi yakınken sürekli empoze edilen sınır ötesi askeri kara operasyonlarının tamtamları.
Terör konusunda yeni açılımlar adı altında terörle mücadelede yeni ısmarlama yöntemlerin topluma kabullendirilmeye çalışıldığı, teröristlere siyasal zeminde devletle mücadelenin meşrulaştırıldığı kanalların oluşturulduğu, devletin pkk terör örgütü yetkilileri ile aynı masada ahbap çavuş muhabbetleri arasında paçavraya dön derildiği süreçten geçmekteyiz.
Terörün son zamanlarda artan askeri ve sivil hedeflere yönelik bombalı ve silahlı eylemleri ile toplumun pkk terör örgütüne verilen tavizlerin meşrulaşması algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. İnsanlara terör sorunu çözülmezse her gün kan ve gözyaşı olacaktır algısı kabullendirilmeye çalışılmaktadır. Demokrasi havarisi kesilen basınımızın güzide temsilcileri aracılığı ile de pkk ile Mücadeleden önce Müzakereye gidiş meşrulaştırılmaktadır.
Terör Türkiye için çok ciddi bir meseledir. Elbette ki böyle önemli bir konu sadece askere veya sadece bürokrasiye havale edilerek çözülemez. Dağa çıkanların çıkış sebeplerinin sosyolojik sebeplerinin tespitinin yanında teröre destek veren bütün kanallarında kesilmesi gerekmektedir. Terörün meşrulaştırılmasına sebep olacak devlet uygulamalarından da bir an önce uzaklaşılması gerekir.
Ortada ciddi bir kriz vardır. Her gün ve her an bir vatan evladının veya vatandaşın nerden geldiği belli olmayan bir mermi veya bomba parçası ile Şehit edilmesi bu milletin kabullenerek beraber yaşamayı öğreneceği bir sorun olamaz. Büyük devletler sorunların büyük ve küçüklüğüne bakmadan problemleri giderebilmelidir.
Tabi bütün bu ani gündem değişimlerinin toplum üzerindeki etkilerinin sosyolojik olarak muhakkaka araştırılması lazım. Yaşanan süreçlerin milletimiz üzerindeki etkilerinin çokta olumlu olduğu söylenemez. Ama özellikle birileri bu toplumu kendi istedikleri şeyleri düşünen, kendi istedikleri konulara tepki veren birer kobay haline getirmişlerdir.
İşsizliğin had safhaya ulaşmıştır. İç ve doş borç gelecekte torunlarımızı bile ipotek altına alacaktır. Sosyal ve ahlaki çöküntünün başını alıp gitmektedir. Kültürel yozlaşmanın engellenemez hale geldiği, Milli reflekslerimizin yitirildiği ve Kim olduğumuzu unuttuğumuz bir dönemde bu toplumun sabır taşları ile imtihanı varmış gibi yeni senaryolar, yeni gündemlerle bizi istedikleri şeyleri düşünmeye ve istediklerini konuşturmaya yönlendirenlerin ve onlara satın alanların maşası olmamak için Göktürk Anıtlarındaki cümleyi sürekli anımsatmak gerekiyor:
“EY TÜRK TİTRE ve KENDİNE DÖN.”
|