“KÖPEKLERİN KARDEŞLİĞİ,
ARALARINA KEMİK ATILINCAYA KADARDIR”.
Diyor büyükler……
Her atasözünün elbette bir manidar hikayesi vardır. Sosyal yaşantımızda, ikili ilişkilerimizde sürekli olarak ata sözlerine veya deyimlerle atıfta bulunarak ifade etmeyi severiz. Malum söz konusu muhabbetler siyaset olunca siyasete uyarlanmış bir çok özlü söz söylemek mümkündür.
Siyasette sadakati ifade ederken, sadakatsiz davranabilecekler için en uygun cümle “YOLA ÇIKTIKLARINI, YOLDA BULDUKLARINA DEĞİŞİRSEN YOLUNUDA KAYBEDERSİN, DOSTUNUDA” sözü olsa gerek…
Siyaset vefa ister. Siyasi birliktelikler “KÖPEKLERİN KARDEŞLİĞİ, ARALARINA KEMİK ATILANA KADARDIR.” Sözündeki gibi salt menfaat üzerine olmamalıdır. Siyaset uzun soluklu bir yoldur. Uzun soluklu yollarda yol arkadaşları sürekli değişkenlik gösteriyorsa bu samimiyetsizlik ve vefasızlığın bir göstergesidir. Şehirler arası otobüsü gibi her uğradığı mola yerinde ve terminalde kaptan değişen otobüs misali yol alınmaz. Siyasette vefa çok önemlidir. Vefa göstermeyenlerin göreceği tek bayramdır. İki bayramı üst üste görmesi mümkün değildir. Siyaset kadro işidir. Ekip işidir. Hele ideolojik artalanı olan siyasi partilerde siyaset yapmak için ciddi ekipler ciddi kadrolar olması gerekir. İman etmiş, inanmış insanlar başarıyı getirir. Aksi taktirde başkalarının başarıları üzerine kendisini pazarlayanların tezgahı zabıta gelene kadar kaçak satış yapabilir.
Yaklaşık 25 yıldır ülkücü camia içerisindeyim. 13-14 yaşlarımda tanıştığım bu harekette yüce yaradan bir çok önemli görev almayı nasip etti, aldığımız her görevi de şerefimiz ve alnımızın akı ile tamamlayarak bayrağı sonrakilere devrettik. Ama hiçbir zaman yola çıktıklarımız satmadık. Satıldık, itildik, kakıldık; ama asla ihanet etmedik. Sadakatle davamız ve camiamızın başarısı için bir nefer gibi mücadele ettik. Bizim gibi yıllardır mücadele eden, bizden daha çok emeği bulunan insanlarımız vardır,
Devşirmeler tarafından ötekileştirilen, ve camiadan uzaklaştırılan o kadar çok ülküdaşımız var ki. İnsan üzülüyor. Bazende ülkü devi diye gözümüzde büyüttüğümüz insanlardan bazılarının koltuk için, istikbal için inançlarından ve siyasi duruşlarından nasıl taviz verdiklerini görünce insanın geleceğe dair umutları azalıyor….
Velhasıl tesadüflerin, ve kısmetlerin bir yere taşıdığı insanlar birilerinin omuzlarına basarak yükselirken sırtına bastığı insanları göz ardı etmemelidir. İlkesiz, erdemsiz, ve şahsiyetsizlerle siyasi birliktelikler kurulmaz. Çünkü bu tür karakterlere sahip insanlar menfaatleri için her kesi ve her şeyi satarlar, onların için “zafere giden her yol mubah” tır. Oyza zafer hakkıyla kazanılınca insana haz verir. Hırs ve ihtiraslarının kölesi olanlar, için brütüslük meslektir. Ve sezarın bunların dünyasında yaşam hakkı yoktur, çıkarları için neron olup romayıda yakabilirler. Kendilerini yenilmez zannedebilirler… ama enaniyetlerinin nefislerinin kölesidirler… hırs ve nefret gözlerini bürümüş insanlar hiçbir başarıya imza atamazlar. Hep başkalarının başarıları üzerine tatminkarlık bulmaya çalışırlar. Ama bu onların kazanımı değildir. Yenilgilerinin göstergesidir.
“YENİLMEZLİĞİN TEK SIRRI VARDIR, ENANİYYETİNİ YENMEK.
ONU YENEN BÜTÜN BİR DÜNYAYI YENMİŞ DEMEKTİR.."
GALİP ERDEM