REİS-İ CUMHUR...
Listeler açıklandı, kıyametler koptu...
Türkiye genelinde yaşanan liste depremlerinin ardından gelen istifa tsunamilerinin boyutları sanırım bayağı yıkıcı olacak!
Listelerin açıklanması sürecini az kırılganlıkla geçiren partiler her zaman seçim maratonuna galip başlar. Bu çalkantılı dönemi MHP eğer çok iyi değerlendirirse Devlet Bahçelinin söylediği 12 yıllık tek başına iktidar dönemi hayal olmaz!
Öncelikle AKP’yi analiz etmek gerekirse; 13 haziran sabahına yönelik yeni anayasanın hazırlığı aşamasında “dudak bükenlerin”, habur karşılamasını içine sindiremeyenlerin kızılca hamamda kapalı kapılar ardında söyledikleri belli ki bir bir not edilmiş...
Bunun yanında milli görüş geleneğinden gelen ve değiştirilen gömleğin içinde rahat edemeyenlerle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yakınlığı bilinenler liste dışı kalmış...
Sanırım en çok eleştirdiğimiz ve demokrasi adına yapılanları da hoş gördüğümüz orta doğudaki liderlerin uygulamasından bir farkı yoktur bu yaşananların.
Türk Milleti hiçbir zaman dayatmaya gelmiyor ne hikmetse! Bunu bizden olmayanların anlamaması normal karşılanabilir ama içimizden birilerinin bunu algılamaması basiretsizliktir diye düşünüyorum!
Akla hemen şu soru geliyor ister istemez!
Acaba insanlar ustalaştıkça, kendilerine güveni arttıkça hata yapma payı yükseliyor mu?
Sosyologlar için yeni bir araştırma konusu olabilir! Televizyonlarda arz-ı endam eden ve sözleri üstüne söz söylenmeyen duayenlere duyurulur...
Demek ki siyasette hırs değil akıl önde olmalı!
CHP için ise biraz farklı durum...
Bir kaset sonrası kucağında genel başkanlığı bulmuş olan Gandi kemal ister istemez seçimi de bahane ederek parti içinde bir temizlik harekatı başlattı. Ömrünün çoğunu siyaset arenasında harcamış; politikanın gereği olarak ta rakip olabilecek saygın kişileri bir bir harcamaktan geri durmamış siyaset duayenlerini emekliye ayırmak kolay değil elbette...
O duayenler de bunu kabullenmişler ve televizyon ekranlarında artık kitap yazacaklarını ifade ediyorlar! Aslında başka alternatifleri de kalmadı...
Sayın Devlet Bahçeli bu süreci en az sarsıntıyla atlatabilmek için geniş çaplı bir temayül yoklaması yaptırmanın yanında üç aşamalı bir süreçle dengeleri kollamış, tabanın isteklerini de göz önünde bulundurmuş olmanın rahatlığında...
Bu süreçte en çok dikkatimi celbeden ise AKP’nin temayül yoklamasını ve tabanı hiç dikkate almaması. Dört yıl önce mecliste iyi kötü günler yaşadığı, bakanlık, genel başkan yardımcılığı yapanları bir kalemde silip atması siyasetin öyle hak hukuk gözetilerek yapılmadığını gösteriyor...
Kul hakkından korkanların, bile bile böyle bir hakkı gasp etmeleri vicdanları sızlatıyor. Elbetteki kişilerin tercihidir karışmak olmaz!
Gelen duyumlara göre birçok ilde teşkilatlar karışmış ve istifalar yaşanıyor. Bu kırılıp dökülmeleri toplamak kolay değil...
Bu durum hem AKP’de, hem de CHP’de yaşanıyor...
Sanırım ileri demokrasi anlamını bulmaya başladı. Ne diyelim hayırlı olsun.
|