FARKLI BİR AÇIDAN BAKILINCA...
Zaman her şeyi unutturur elbette. Eğer yad edilmezse yada yaşanmazsa...
Müzikte öyledir, hikayelerde...
Aslında asırlar boyu yaşatmışız kulaktan kulağa, dudaktan dudağa. Ama birileri geçmişimizle köprüleri yıkmak istercesine bugünlerde ne söylemişiz nede dinlemişiz.
Sanki birileri yasaklamış yada bizler içimizde o duyguları yasaklamışız.
Türk tarihine bakınca taa Orhun abidelerinden, Gökhunlara, Selçuklulara ve nihayetinde Osmanlılara kadar yazılı eserler çoktur ama okuyan yada okuduğunu anlayan kim kalmış ki!
Edebali’nin nasihatini, cenge çıkarken fetih marşını, Anadolu fethedilirken kös sesini...
Kimler hatırlar, kimler yaşar.
Devşirmeler Osmanlıyı nasıl bitirdi ise günümüzde de öyle...
Son Türk devletini kimliğiyle; ayrısı gayrisi olmayan milletinin varoluş sebebi olan kimliğiyle yıkmaya çalışıyorlar.
Ve aslında Osmanlı imparatorluğu Türk devleti değildi diyebilecek kadar arsız ve soysuzca saldırmaya başladılar.
Diğer belgeleri geçtim...
Tarihimizin kahramanlıklarını ve kahramanlarını anlatan, asırlar boyunca dilden dile söylenerek gelen şu marşlarımıza bakalım...
İşte sancak marşı...
Ertuğrul’un ocağında uyandın
Şehitlerin kanlarıyla boyandın
Nice düşman kâl’asına uzandın
Sana selam ey şanlı Türk sancağı
.................
Savaş esnasında bu marşların bir ağızdan söylenmesini ve vuran kös seslerini duyan düşman askerleri fıldır fıldır kaçacak delik ararlarmış...işte birkaç örnek daha verelim...
Türk oğluyuz
Ünvanlı, namlı, şanlıyız
Allah (c.c) deyu harb ederiz
Var nusret’e imanımız.
Aslında niçin bu marşları yazdığımı açıklamam lazım.
Dikkat edin marşların sözlerinde hep Türk kelimesi geçer. Bugün Türk kelimesinden rahatsız olanlara ithaf olunması ve gözlerinin içine sokmak için yazıyorum.
Ceddin deden, neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduların, pekçok zaman
Vermiştiler dünyaya şan.
Türk milleti, Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o mel’un zilleti
Daha birçok marş var, söylenir bilinir ve sözlerinde özellikle vurgudur millet-devlet...
Bugün millet kavramını yok sayan milletsiz neo-liberallerden ve devleti kutsal bir emanet gibi görmeyen devletsiz devşirmelerden bu necip millet kurtulacaktır/kurtulmak zorundadır.
O gün geldiğinde yine bir yanaşma gibi içimizde barınırlar ve zaman kollarlar...
Kafatasçı değiliz haşa!
Allah’ın(c.c) izin verdiği ölçüde milliyetperveriz.
Ve millet kavramına bağlı olarak devletimizi ilelebet korumak, kollamak ve dünya’ya nizam verebilmek adına turan hedefimize ulaşmak için varlığımızı feda etmeye adayız.
Bunun adına ne denilirse denilsin. Ortak hedefimiz “ebet müddet var olacak devlet.”
Gençlik yıllarımızda hep bu marşları söylerdik ve dinlerdik. Bugün ise sanki birileri unutturmuş...
Türkülerimiz dahi unutturuluyor. Çünkü geçmişimizle aramızdaki köprü...
Bugün söylenen yada dinlenen ne!
Açıverin televizyon kanallarını yada radyolarınızı...
Devleti yönetenler siz uyuyun!...
Kanun yapıcılar siz torbalarla kanun geçirin!. Gençliğimizi kötü alışkanlıklardan koruduklarını iddia edenler!...
Sanırım bu kez millet uyumayacak, uyutamayacaksınız!.
Ve bizler türkümüzü de marşımızı da çocuklarımıza öğreteceğiz.
Ve bizler Orhun abidelerini de, Mevlana’nın vasiyetini de, Edebali’nin nasihatini de gençliğimize öğreteceğiz.
Ne Ziya Gökalp’i, ne Mehmet akif’i, nede Nebi’yi, Fuzuli’yi unutturmayacağız...
|