YAŞANIR MI... YAZILIR MI...
Günlerdir hatta haftalardır sıkıntılı bir süreç yaşanmakta ülke sathında. Sanki ortalık toz duman, siyasiler öyle açıklamalar yapıyor ki birbirlerini suçlamayı bir yana bırakın ihanet derecesine varan ithamlar gırla gidiyor.
Açılım denildi olmadı konum ve işlev değiştirdi.
Daha sonra KÜRT açılımı oldu tutmadı...
En son milli birlik ve beraberlik projesinde karar kılındı.
Bu açılımda asli unsurların yerine zaman zaman dış unsurlarda müdahale ettiler. Öyle ki gündemin değişmesi için birçok ilde “provakatif” eylemler yapıldı. Ama sağduyu ağır bastı ve millet galeyana gelmedi.
Truva atının kapıları açıldı ve içinden dokuz fidanın şahadetleri çıktı. Birisi dershaneden dönüşte atılan molotof sonucu yanarak hastaneye kaldırıldı ama hayatla verdiği mücadele 29 gün sürdü. Diğeri demokrasinin gereği olan hak arama eylemini! güçle elde etmeyi hedeflemiş olan bir avuç marjinal grubun kandırması sonucu bulunduğu ortamda nerden ve niçin geldiği belli olmayan serseri bir kurşunla yaşamını yitirdi.
Ve en sonunda bu ülkenin dağında, taşında, düz ovasında! Vatan borcunu ifa eden yedi fidan...
Yaşanır mı? yazılır mı?
Aslında ne yaşanmalı nede yazılmalı
Bu ülkede lümpen yaşayanlar, “asiller sınıfı” olanlar ve ülkede her şeyi bilenler o kadar çok ki her taşın altından çıkıyorlar ve olaylara kendilerinin istediği gibi yön vermeye çalışıyorlar.
Ama bu arada hayatını yitirenler saf Anadolu çocukları oluyor. Sahi Anadolu çocukları neye, kime ve niçin hizmet ediyorlar. Neden hep ölenler, mağdurlar Anadolu gençleri oluyor.
Sırrı sakık TV’den açıklama yapıyor...
Bu ülkede bedel ödeyenler hep Anadolu çocukları ve ekliyor; kürt coğrafyasında yaşanıyor bu ölümler!!!
Ama keşke Balçiçek Pamir sorabilseydi “ bu ülkenin coğrafyası 7 bölgeden oluşur ve bunlar bellidir. Nereden çıktı bu kürt coğrafyası”?
Bingöl’de şehit edilen 33 askerin kanlarında senin kardeşinin elleri var. Unutmuşsundur şemdin sakık senin kardeşin oluyor ve o fidanların kırılması emrini senin kardeşin verdi. Hani sizler demokrasinin gereği yöntemleri kullanarak hak arayacaktınız?
Aslında bu ülkenin sorunu da belli çözümü de...
Değişim rüzgarı Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sert esmektedir. Eğer bu rüzgara karşı tedbirlerini almazsan surda açılan gedikleri kapatmak çok zor olur.
Enerjiden, suya, sıcak sulara inme projelerinden dünyada artık “ötekileşen” ve organize terör yapılanmasının İslam ülkelerinde artarak tehdit olmasına kadar onlarca sorun...
Bu sorunların merkezinde ve bölgede her şeye rağmen “denge”leri sağlayan lider güç olarak bulunan Türkiye...
Ama çözümsüzlüğü çözüm gören siyasetçiler...
Laçkalaşmış, içi boşaltılmış ve hatta uygulamada sıfırı tüketmiş ideolojiler. Sözde demokrat olan liderler. Millet olmanın şuurunu yitirmiş, anayasasından dahi TÜRK kelimesinin çıkartılması için çaba sarf eden vekiller...
Yaşanır mı... yazılır mı...
Satılmışı, su katılmışı, katılmamışı, cümle ihanet şebekeleri...bu millet artık yaşamak istemiyor bu acıları...
İster dağa çıkın ister bağa kaçın ama milletin ekmeğinden, canından ve tüm kutsallarından elinizi çekin....
|