AÇILIM EŞİTLİK MİDİR?
Millet bir zamanlar satarım sattırmam muhabbetini dinlerdi siyasetçilerden ve zaman geçti 2009 yılının son aylarında bu kez açılım, gelişim, demokrasi gibi kavramları konuşmaya başladı. Aslında bu kavramlar birbirlerinden çok farklıdır ama her ne hikmetse sapla samanı karıştıran 12 adam biz iyisine kötüsüne karışmayız!! bir kısım bilim adamı ve aydın!! yine biz aydınlıklarını karartmayız!!!.
Birde en önemlisi sanki açılımın merkezi polis akademisiymiş gibi bir anlayışla gündem bir anda bu konular üzerine yoğunlaştı.
Efendim dağdakiler inmezse indiririz diyenlerimi, bizde dağa çıkarız diyenlerimi yada gelişmişliği, demokrasiyi az yaşayan bölge yada insanlar sadece doğudakiler mi gibi bir sürü tartışma ve konu!
Sonuç neymiş peki yada neden bu konular tartışmaya açılmış biraz ele almak gerek, aksi halde bir kaos yaşanacak gibi. Neden derseniz şuandaki tartışılan haliyle çözümden çok çözümsüzlük sunuyor bu konu. Toplum iki katmanlı hale getiriliyor ki ileride bu katman sayısı daha da artabilir endişelerini de taşımaktayım.
Hükümetin yapmaya çalıştığı konusunda tam bir fikir sahibi olmakta zor şu haliyle çünkü kamuoyunun destekleyeceği bir konu değildir. Bunun için öncelikle yapılmak isteneni milletle paylaşmak en azından bilgilendirmek gerekmektedir. Aslında bu konuyu gündeme getiren ne siyasi irade nede akil insanlar açılımın tanımını net olarak ortaya koymakta zaaf yaşamaktadırlar. Bu çok farklı yönlerden ele alınabilir. Bunları ana başlıklarıyla şöyle sıralarsak doğru bir kanaat oluşur sanıyorum.
İlk önce iktidar cephesinden bakınca; AKP nin bu konuda ne karar alacağı ve nasıl bir açıklama yapacağı bilinmiyor. Ya tartışmaları dikkate alıp çok kapsamlı bir açıklama yapacak ya da ana gövdesi uluslararası ilişkiler tarafından kendisine dikte edilen ve tüm Kürtleri tatmin etmeye çalışan bir karar açıklayacak. Bu konuda endişe ve beklentiler gün geçtikçe yükseliyor. Benim endişem, hükümetin üslubunun bazı konularda özün önüne geçmesi...
Eğer beklentilerin aksine bir açıklama çıkarsa dağ fare doğurur ve daha kötü bir süreç başlayabilir.
Bugün ülkede bir paranoya haline gelen kürt meselesi, gerek asker ve sivil otorite ve gerekse “her ne kadar kabul edilmezse de” kürt ideallerini savunduğunu iddia edenler açısından her şeyin sil baştan ele alınmasına kadar gidebilir ki bu hiç istenmeyen bir durum olur...
Bu durum sadece Türkiye sınırları dahilinde tartışılan bir konu olmaktan çıkar ki bugün bazı kaynaklara göre Dünyada yaşayan 25 milyon kürtün, bir çoğunun da bölgede yaşadığı kabulü ile ele alınırsa kürt varlığını yitirmesi anlamına da gelebilir.
Öncelikle bu konuda fikir beyan edenlerin ülkeyi sevmeleri konusunda ileride tarih ve toplum aksi bir düşünceye yada karara varmamaları için sorumluklarını bir kez daha gözden geçirmeleri kendileri açısından fayda getirecektir. Her şey yada herkes unutabilir ama tarihe düşülen notlar hiçbir zaman çıkmaz, silinmez...
Açılım... dert olmasın sonra size beyler... toplum zaten işsizlik, kriz, sigara derken zaten gerilmiş dikkat etmek gerek.
Hani dumansız bir hayat için yasakladığınız sigara sloganı vardı yasaklardan önce sık sık televizyon ekranlarında dönerdi...
Şimdi açılımsız bir hayat şekline dönerse maazallah artık nereye gidersiniz bilmiyorum...
|