Çok değerli “Elazığ Haber” okuyucuları, güzide Elazığ kamuoyu;
28-30 Ocak 2011 tarihinde Antalya-Manavgat’ta yapılan MHP Akademisyenler Çalıştayı’na ben de Fırat Üniversitesi mensubu olarak katıldım. Organizasyonun baş aktörü olan Prof. Dr. Semih YALÇIN nezdinde emeği geçen tüm Ülküdaşlarıma çok teşekkür ederim. Ülkemizin çeşitli Üniversitelerinden gelen 600 öğretim üyesi layıkıyla ağırlandı ve ziyadesiyle onure edildi.
Çalıştayın açılış konuşması, MHP Genel Başkanı Dr. Devlet BAHÇELİ tarafından yapıldı. Genel Başkan yaklaşık 90 dk. süren, ülkemizin genel durumu, açmazları ve MHP’nin çözümlerini bizlere anlattı. Tespitler ve çözüm önerileri son derece akılcı ve gerçekleştirilebilir nitelikteydi. Keşke bu konuşmayı tüm Türkiye dinleyebilseydi. Aklikamil, bu vatanın bekasını düşünen her insanın altına imzasını atabileceği bir konuşmaydı. Ama ne yazık ki sahipli medya bu konuşmayı kamuoyuna sunmadı ya da sahipleri müsaade etmedi.
Çalıştay kapsamında her öğretim üyesine 10 dk. olacak şekilde söz hakkı verildi. Öğretim üyeleri fikirlerini, düşüncelerini beyan etti. Ülkemiz sorunlarını dile getirdi. İlgimi çeken bir durum, bu öğretim üyelerinden bir bayan akademisyen ( Ankara Başkent Üniversitesi ) konuşmasında; “Ben ne ülkücüyüm ne de MHP’liyim. Ben , vatanımı, milletimi,bayrağımı seven bir insanım. Bu vatanın çimentosu olan MHP’ye güç vermeye, destek olmaya geldim” dedi. Siyasetten uzak olduğunu dile getiren bu akademisyen bile ne mutlu ki Türkiye için MHP diyor. Çünkü gerçekleri görüyor, görünmezleri tahmin edebiliyor. Bu vatanın, bu milletin bir yerlere pazarlandığının farkında. Müstemleke olmaktan korkuyor, bunu kendine dert ediyor. Hassasiyetinden dolayı bu kardeşimize de şükranlarımı sunuyorum. Bu milletin fertleri ne zaman olaylar arasındaki ilişkiyi kurabilir ise, ne zaman dost bildiklerinin aslında birilerinin uşakları olduğunu anlayabilir ise, ne zaman yüreğinin sesi ile konuşabilir ise işte o zaman değişim vaktidir. İşte o zaman kurtuluştur, hürriyettir, bağımsızlıktır. İşte o zaman şereftir, onurdur, gururdur. İnşallah o günleri de bu millet görecektir.
Çalıştayın kapanış konuşması yine MHP Genel Başkanı Dr. Devlet BAHÇELİ tarafından yapıldı. Yaklaşık 150 dk.lık bir konuşmaydı. MHP’nin iktidara gelişinden bu yana olan Türk siyasi hayatında MHP’nin yaptıkları özetlendi. Devletin ve milletin ali menfaatleri için yapılan fedakarlıklar anlatıldı. 12 Eylül darbesi ve sonrasında gerek beşeri hayatta gerek siyasal yaşamda gerekse hukuki platformda emperyalistlerin MHP’siz bir meclis teşekkülü için yaptıkları namussuzluklar ifade edildi. Son olarak AKP ve yöneticileri tarafından MHP’siz meclis düşüncesinin açıkça dile getirildiği belirtildi. Hiçbir kimsenin unutmaması gereken bir gerçek var, bu ülkede Amerikan çıkarlarının devamı için MHP ve Ülkücüler çok güçlü bir tehdit. Bu gerçeği ne yazık ki Amerika bilirken Türkiye bilmiyor. Tabire caiz ise şeytanın atına binip yeldirdikçe yeldiriyor. Allah soyumuzu daim ve muzaffer etsin.
MHP Genel Başkanı, konuşmasını, öğretim üyelerine düşen sorumlulukları hatırlatarak tamamladı. Siyasetin bilimsiz olamayacağını, siyasete bilimin yön vereceğini, bu nedenle ülkemizin, milletimizin ve dolayısı ile MHP’nin öğretim üyelerine ihtiyacı olduğunu belirtti. Salondaki tüm öğretim üyeleri son derece heyecanlı ve samimi olarak Genel Başkanı ayakta alkışladılar. Bakışları ve alkışları ile adeta Genel Başkan’a söz verdiler. Sözünden dönenin kaşığı kırılsın…..
Çok kıymetli okuyucular, özürlülüğün en ağırı gönül özürlüleridir. Hiçbir özürlü, özründen ötürü hor görülemez. Ancak gönül özürlüleri bu genellemenin dışındadır. Her insan dostunu-düşmanını bilmek zorundadır. Her Müslüman’ın feraset sahibi olması gerekir. Allah gönül gözü kör olanları ıslah etsin. Gönül gözlerini açsın ki dost bildiklerinin, düşmanın maşaları olduklarını görsün. Kimlerin, kimlerin emri ile bu vatanı parça parça bölmek üzere olduklarını anlasın. Başkanlık sisteminin günümüzde paramparça olduğu dünyada yeni başkanlık sistemi getirmeye çalışanların, kimlerin uşakları olduklarını görsün.
Bir el var, bir el var;
Siyasetçisi ile meclisimizin içinde,
Hukukçusu ile adaletimizin içinde,
Askeri ile ordumuzun içinde,
Polisi ile emniyetimizin içinde,
Bir el var, bir el var;
Yakan, yıkan, bölen.
Bu milleti üç kuruşa muhtaç eden.
Onuru değil, menfaati besleyen.
Bir olun- diri olun yerine, ayrışın- bölünün diyen.
Kahrolsun bu el
Kahrolsun maşalar