DEĞERSİZLEŞTİRME VE SULANDIRMA...
Tarih neden ve niçin yeniden yazılır diye hep sorgulamışımdır. Son gelişmelerden sonra bunu daha iyi kavradım diyebilirim. Belki yaşanmış ve belgelerle doğruluğu teyit edilmiş bilgilerin bir daha yazılması mı olur diyebilirsiniz. Aslında bunu en iyi tarihçiler bilir ve değerlendirir; ama düşüncelerimdeki çelişkiyi gidermem gerekiyor…
Mesela çok iyi öğretilen ve bir milletin yeniden var olusunun mücadelesi olan kurtuluş savasının, İzmir’de yunanlıların denize dökülüşünün bir düzmece olduğunu AKP Ordu milletvekili dillendirdiğinde kendimi yontma tas devrinde yasamış birisi gibi algıladım. Hasan Tahsin sanırım ilk kursunu ağzından alevler çıkan ve havada amaçsızca uçan çelimsiz bir kargaya! sıkmış…
Bilim kurgu filmlerinde dahi seyirciye verilen mesajda küçükte olsa bir gerçeklik payı bırakılır ki; filmi izleyenler için bir albenisi olsun ve tekrar izlemeye gelsin. Ama bizim tarihçilerimiz o küçük gerçekleri dahi bize çok görmüsler… Cumhuriyet tarihi kürsüsünde akademik çalışmalara imza atan akademisyenlerde bizleri kandırmış ne yazık ki!
Bir zamanlar ilgimi çeken bir kitap vardı “Yalan söyleyen tarih utansın” diye. Tarihi yazanlarda, yasayanlarda sanırım bir hayal mahsulü…
Aksi halde koskoca bir vekil ne konuştuğunu bilmez mi?
Hadi o bilmedi, onun vekilliğine icazet verenlerde mi bilmiyor?
Simdi “tarih neden ve niçin yeniden yazılır” sorgulamasını yaptığımı anladınız umarım…
Bir anda aklıma müthiş bir fikir geldi…
Bu ülkede ne kadar akademisyen varsa hepsinin köküne kibrit suyu deyip atacaksın ve bütün bilim dallarını yeniden şekillendireceksin! Bugüne kadar hep farazi ve gerçeklerle ilgisi olmayan dogmalarla bir neslin yetişmesine neden oldular. Örnekler üzerinden gidersek daha anlaşılır olur…
Önceliği ilahiyatçılara verelim. Çünkü sayın başbakanda fark etmiş olacak ki dindar bir nesil yetiştirebilmenin yollarını arıyor!
İnanç noktasında yazılanlar, çizilenler, söylenenler hep bir uydurmaymış. Dinler arası diyalogun önünü kapatmak için değiştirilmiş ve dayatılmış uydurmalarmış!
Unutmadan fizikçilerin ve matematikçilerin de gerçek yüzlerini ortaya çıkartalım da tam olsun…
Hatırlarsınız; kara delik diye bir şey uydurdular ve sonsuzluk sarmalının başlangıcının bu delikte saklı olduğunu iddia ettiler. Bunlarında hesapları kitapları karışmış.
Tıp bilimleri de diğerlerinden aşağı kalmıyor insanları yanıltmadan yana; gerçekte insanlar ne topraktan, nede bir damla sudan yaratılmış. Aslında insan toplumsal bir hayvanmış…
Bütün değerlerinizi değersizleştirebildim mi bilmiyorum ama en azından soru işaretleri beyinlerin kıvrımlarında raks ediyordur umarım…
|