Bayram öncesi artık yeter! Birazda iyi, güzel şeylerden bahsetmek gerek telkininde bulundum kendime. Çünkü bir dostum yazılarımda umutsuzluk ve ümitsizlik hissettiğini ve bununda bana yakışmadığını söylemişti. Hatta bana “sen neden gazeteci mantığıyla olaylara yaklaşmıyorsun?” diye de sitem etmişti…
Sanırım haklı!
Bugün ulusal basında “o mantıkla” işini yapan adamlar olduğu gibi yerel basında da mevcutlar…
Mesela Yiğit Bulut!
Hem malına, hem mıhına misali…
Bir gün şehit haberlerine üzüntüsünü dile getiriyor; diğer gün açılımın çok mesafe kat ettiğini ifade ediyor…
Bir gün ekonomi treninin yolunu şaşırdığını; diğer gün güzel şeyler olacağını söylüyor.
Soranlara da; bu yazdıklarının çelişki olmadığını bilakis hangi pencereden bakılması gerektiğinin güzel bir uygulaması olduğundan bahsediyor!
Zeytinyağı misali…
Sanırım aldığı ulufelerin rengi ve miktarı burada ön plana çıkmakta…
Gözü olanın gözü çıksın lakin adam olanda da biraz omurga olur!
Gazeteci mantığı işte bu…
Yerel basında da öyle!
Yıllardır duruşu olduğunu düşündüğüm koca koca! İnsanlar dengesini kaybetmiş koca! kütükler gibi sağa sola yalpalıyor…
Bir gün belediyeyi eleştirir; ulufesini alınca kaleminin hem rengini, hem de sitilini değiştirir.
Pembe bir tablo çizer!
Diğer gün iktidara salvolar atar, sus payı verilince gardı düşer…
Doğru bildiği biranda yanlış oluveriyor!
Bu yetmezmiş gibi insanlar hakkında ısmarlama (membasını! görmeden yazmaz) karalama yazıları köşesine taşır.
Bu mantıkla hareket eden yazarımızı, çizerimiz çok…
Doğru bildiklerini, gördüklerini yazanlarda var elbet!
Ama onlarda da, bende olmadığı gibi gazeteci mantığı eksikliği var…
Mesela üniversitede görev yapanlar hakkında kişileri karalar mahiyette çıkan haberin doğru olmadığını bile bile “provokatörler iş başında” ya da zaten “o şahıslar bilim adamı değiller” gibi mesnetsiz ve sorumsuz yazılar yazabiliyorlar…
Ama bunun öyle olmadığını; aksine toplumsal bir refleksin şehit haberleriyle geliştiğini, tedbirler alınmazsa işin çok vahim verici boyutlarının olacağını yazamıyorlar…
Çünkü gazeteci mantığı!
İradesiz ve kişiliksiz bir duruş olmamalı gazeteci mantığı…
Toplumu bilgilendirmeli ve gerçeklerle yüzleştirmelidir, yazar ahlakı bunu gerektirir.
Kişilere ve kurumlara göre değil; toplumun vicdanına göre hareket etmeli…
O yüzden magazin gazeteciliği Türkiye’de çok fazla tiraj yapıyor.
O yüzden toplum bilinçsiz olarak karar verebiliyor.
Ne satılmış kalem; ne de susturulmuş düşünce olmayı kabul ediyorum ve sizin bildiğiniz gazeteci mantığını reddediyorum…