VATAN olmak için bedel ister toprak…
Emek ve gayret birazda fedakârlık ister. Benim diyebilmek, sahiplenebilmek için gereklidir bunlar…
Şair ne güzel söylemiş;
Toprak; uğrunda ölen varsa vatandır…
Asırlar boyunca sahip olunmak için çok canları bağrına basmıştır. Kimi zaman çocuk yaşta, kimi zaman ise kocamış denilecek sevdalıları olmuştur. Ama toprak hiç ihanet etmemiştir sevdalılarına… aksine sevdalılarının ihanetine uğramış; bağrı yarılmış, gönlü kırılmış ama yinede sevdalısından gelene başla göz üstüne deyip bağrını açmayı da bilmiştir toprak…
Aşık Veysel “benim sadık yarim” olarak tarif etmiştir toprağı…
Yedi yaşından sonra dünya gözüyle göremediği ama varlığını tüm bedeninde hissettiği sevdasıdır onun toprak…
Çünkü yaşam kaynağının ondan geldiğini ve soluduğu havanın, yediği tatların ve içtiği suyun membasının toprak olduğunu bilir.
Kalp gözüyle görmek bu olsa gerek!
Ama bırakın kalp gözüyle görmeyi; Yüce Mevla’nın bahşettiği gözle dahi göremeyen körler vardır sevdalısını…
Her türlü pisliğini, yardan gelen baş üzere deyip sinesine çeken ve hatta öldüğünde bağrına basan toprağa ihanet eden insanoğlu!
Sende bedel ödemelisin!
O kör nefsinin esiri olduğun için arzularını dizginleyemezsin. Kardeşi Habil’i öldüren Kabil’de öyleydi…
Ama toprak onu da bağrına bastı…
İnsanoğluna vatan gerekti;
Soyunu devam ettirebilmek için.
Vatana da bedel…
Bedelini ödeyenlerin emanetidir bizlere bu vatan ve bu coğrafya…
Kimsenin ne terk etme, ne de gitme lüksü yoktur!
Ama sevme ve kollama mecburiyeti vardır. Toprağa vatan diyenlerin de ortak paydaları olmalıdır; bayrak gibi, dil gibi, ülkü birliği gibi…
Hele atalete hiç mi şansları yoktur. Çünkü vatan nazlı bir gelin gibidir; boynunu bükük bırakmak olmaz.
Sevdasını hem yaşayacaksın, hem de yaşatacaksın ki sana sadık yar ola…
Kan toprağa rengini vermez ama toprağa düşenler toprak oldu!
Lafı fazla uzatmaya gerek yok Fikret Tunç’un şu şiiri her şeyi anlatıyor aslında…
Yokluktu, Yoksulluktu Anadolu
Bozkırın orta yerinde bir çocuk doğdu
Adı Mehmet oldu
O şehit oğluydu. Daha doğmadan yetim oldu
Anası kaptı Mehmet’i. Koştu. Tarlada ırgat oldu
Eski bir yorgana sardı Mehmet’i, toprağa koydu
Gün oldu meme emdi; karnı doydu, gözü doydu
Gün oldu; aç kaldı susuz kaldı
Gün oldu; toprak onun yatağı oldu
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük bebek oldu
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini,
Güneş karartı tenini
Mehmet in aklı erer oldu. Babasını sordu
Dedi anası; Şehit oldu. Gövdesini toprak yaptı vatana kattı
Senin baban toprak oldu. Mehmet’in aklı ermedi.
Babası nasıl toprak olurdu?
Gün geldi! Düşman Çanakkale ye geldi.
Toprak! Dedi Mehmet in yaşı on yedi.
Toprak benim babam dedi. Vermem dedi
Mehmet Mehmetçik oldu
Anası O nu son kez doyurdu.
Koştu Çanakkale ye MUSTAFA KEMAL in askeri oldu
Gün oldu karnı doydu, gözü doydu
Gün oldu aç kaldı, susuz kaldı
Gün oldu toprak onun yatağı oldu
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük asker oldu
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini.
Güneş kararttı tenini. Mehmet’in aklı erdi
Hatırladı! Babasının gövdesini toprak yaptığını
Anladı! Babası nasıl toprak oldu.
Mehmet Mehmetçik oldu. Çelik oldu.
Duvar oldu. Çanakkale geçilmez oldu.
Ateş kustu düşman, mermi kustu, bomba kustu
Durdu Mehmet! Çöktü dizlerinin üstüne
Kan vardı göğsünün üstünde.
Anlını toprağa koydu, toprak kan oldu.
Yattı toprağın üstüne kırk günlükken yattığı gibi.
Tutku toprağı kırk günlükken tuttuğu gibi.
Mehmet şehit oldu.
Mehmet toprak oldu, toprağa renk oldu.
Bitki oldu, yaprak oldu.
Bayrağa kırmızı oldu.
Gelin kızın halısına boya oldu, desen oldu.
Koyuna kuzuya çimen oldu, yün oldu, iplik oldu
Ustanın elinde çanak oldu, çömlek oldu.
Aşığın dilinde türkü oldu.
İkiyüzelli bin Mehmet şehit oldu
İkiyüzellibin Mehmet toprak oldu
Toprak bize VATAN OLDU
MEHMET TOPRAK OLDU...