AKLINDAN GEÇENİ YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ...
Bu sefer ne yazayım diye düşünmeden, gündeme dair konu belirlemeden tepeden inme karar verdim ve memleket meselelerine duyarlı! olanları yazayım istedim
Çok şeyler var yazılacak ve çizilecek… Neyzen Tevfik gibi değilim ama ara sıra bam teline dokunmayı başarabiliyorum!
Memleketin bugünkü halinin temelinde samimiyetsiz, sadakatsiz ve liyakatsiz kişiliklerin etkisinin olduğunu sanırım kimse yadırgamaz ve çok abartılı bulmaz!
Vicdan sahibi her birey; bu ülkede yaşayan, sorumlulukları olan ve dürüst bir şekilde kendilerine biçilen rolü en iyi şekilde oynamaya çalışan yurdum insanlarının sömürüldüğünü ve ötekileştirildiğini kabul edecektir. Her seçim döneminde benim vatandaşım, benim insanım diyenlerin; vaatleri ardı ardına sıralayanların işleri bitince yok olmaları bunun ispatı değil de nedir?
Sanki bu ülkenin vazgeçilmez, olmazsa olmaz insanlarıdır bu asiller!
Anlattıkları tartışılmaz, sorgulanamazdır. Çünkü her şeyi bilmek gibi bir meziyete! sahiptirler…
Neyzen Tevfik’le başladık yazımıza o zaman bir şiirini sizlerle paylaşalım ki anlam bulsun;
Kıssası da, hissesi de içinde, Neyzen’den bir dörtlük…
“Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon,
Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us!” dediler…”
Hâşâ biz kimsenin künyesini alma gibi bir niyette değiliz ama Neyzen zamanından daha çok ileri bir düzeydeyiz teknoloji olarak…
Ankara’ya eskiden en iyi şartlarda gitmek bir günümüzü alırdı ama bugün bir saat!...
Eskiden Ankara’dakilerle ilgili haber en az iki-üç gün gecikmeli gelirdi ama bugün anlık…
Vatandaştan bir şeyleri saklamakta artık zor…
Ülkemin bağrında acılar, gözyaşları gırla giderken; kimlerin kimlerle ne pazarlıklara girdiğini sağır sultan dahi duydu. İyileştirmenin adının ihanet olduğunu anladık sayelerinde!
Korku imparatorluğunun sancağı altında dahi bir gün birilerinin çıkıp “kral çıplak” diyeceklerini sakın unutmasınlar!..
Bundan sonra kalemimiz keskin ve acımasız olacaktır ve vicdanımızın rahat edeceği her sözü söyleyeceğiz.
Neyzen’in hazır cevaplığını kullanarak son sözümüzü söyleyelim…
Herkesin bildiği ve basın çevrelerinde tanınmış bir hanım,
Neyzen’le karsılaşınca,
Aşkolsun, benim için aşüfte filan gibi sözler söylemişsiniz?
Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;
Hanım, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.
Değerlerimizi sulandıranların ne kadar değersiz olduğunu aleni etmek bir değerdir!
|