Çok abartılı bulduğum bir sözdür hür ve özgür olmak!
Çünkü herhangi bir konuda aldığımız ilk karara daha sonrası için bağımlı kalırız. Kimse hadi canım demesin…
Hayatımızda “Doğru tercih” sözü ile başlayan bir sürü örnek olduğu gibi; aksi olan “Yanlış tercih” örnekleri de mevcuttur…
Mesela; okuduğumuz bölüm, yaptığımız iş; hatta evliliğimiz…
Bu kararlarımız ilerleyen süreçte hayatımızda özgürlüğümüzü elimizden alan kararlardır. Bunun yanında telafisi daha sonra mümkün olan kararlarda vardır. Her ne kadar etkisi belli bir süre devam etse de!
İşte toplumları yönlendirenler burada devreye giriyor ve kararlarımızın değişim göstermelerine sebep olabiliyor.
Bilinçli insan safsatası da bir noktada kendisini tüketebiliyor. Çünkü toplumları yönlendirenlerin kullandıkları materyaller gerçekten çok güçlü…
Mesela; medya, siyaset, inanç gibi…
İlk ikisine olabilir, ama inanç konusunda hâşâ kelimesiyle ret etmeniz mümkündür.
Sakın yanlış anlaşılmasın inançsız bir insan değilim ama eminim ki sizlerde çokça duymuşsunuzdur ya da birileri “Yaptığınız davranış dinimizde yok” batıl inanç uyarısında bulunmuştur.
Başımıza bir musibet geldiğinde çevremizdekiler hemen telkinde bulunurlar sabır ve metanet dilekleriyle…
Peki, niçin bazen de kısas yolunun da dinimizde olduğunu hatırlatmazlar!
Sabır kapısını açanlar; kısas kapısını neden kaparlar…
İnsan bazen isyan edebiliyor ve hakkını savunması gerekenlere olan inancını yitirebiliyor. Bununla birlikte hak, hukuk gibi kavramları da sulandırabiliyor.
Aslında yaşanan son olaylara gösterilen tepki bir isyanın sonucudur ve devamı çok tehlikelidir!
Konu nereden nereye geldi ama ister istemez uzatmak zorunda kaldım.
Dedik ya insan ilk kararında özgürdür diye…
Sayın başbakan son terör olaylarının ardından çok talihsiz bir açıklama yaptı ve ramazan sonrasını bekliyorum gibi bir açıklama yaptı. İşte bu söz inancın sulandırılmasına örnek…
Daha sonra Somali’deki insanlık ayıbı karşısında gözyaşlarını tutamadı; bu ise inancı gereği yapması gerekene güzel bir örnek…
Medya, iki olayda da tirajını artırmanın derdiyle hareket etti ve profesyonel! bir tavırla ne kadar materyalist olduğunu gösterdi…
Siyasetçiler ise konumlarını belirlerken seçimlerde kendi partilerine oy verenlerin hassasiyetlerini! Gözetti…
Vatandaş ise yine yuttu bu davranışları ve daha ne yapsınlar sözüyle vicdan muhasebelerini öteledi.
Ama bir gerçek vardır ki ona dikkat etmek gerekir.
Dil yalan söyler ama vücut asla!
Söylediklerine kendileri de inanmayanların vücut dillerine baktınız mı hiç?
Ya orasını burasını kaşırlar; ya da istem dışı hareketlerde bulunurlar. Ne kadar profesyonel şekilde eğitimden geçseler de Allah(c.c)’ın bir hikmeti olsa gerek açıklarını, yalanlarını gizleyemezler.
Mesela Somali’de yaşananlara olumlu tepkiler gösterenlerin, Afganistan’da, Irak’ta, Kerkük’te ve diğer Müslüman ülkelerinde yaşanan insanlık dışı olaylara neden tepkisiz kaldıklarını sorsanız mutlaka bir yerlerini kaşırlar!
Yukarıda da yazmıştım alınan bazı kararların telafisi mümkündür diye…
Eğer körü körüne bir şeyleri savunmuyorsak, eğer gerçeklerle yüzleşme korkumuz yoksa ve eğer biraz vicdan muhasebesi yapma erdemini gösterebiliyorsak önümüzdeki dönemlere doğru tercihlerle girmemiz mümkündür…
Allah(c.c) bu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine hayatında keşke kelimesini kullanmayanlardan eylesin bizleri…(Âmin)