HELALLEŞME VE SAMİMİYET...
Mümin hata yaptığında karşısındakinden helallik ister...
bu güzel bir haslettir. Hatta ben daha ileri gideyim!
“Hatasını kabul etmek erdem; özür dilemek ise fazilettir.”
Buradan çıkan sonuç yaklaşık üç ay boyunca gerek liderler ve gerekse adaylar seçim stresi ile birbirlerini kırdılar, incittiler. Daha sonra baktılar ki milletvekili, başbakan hatta cumhurbaşkanı olmak dünyanın en güzel yada anlamlı şeyi değil!
Şimdi ikinci bir sonuç daha çıkartalım;
Başbakan Erdoğan bir devlet adamına yakışmayacak sözler ve hareketlerde bulunmuş ve inancı gereği kul hakkının affedilmez olduğunun idrakiyle helallik istemiştir.
Burada ince bir siyaset mi; yoksa samimiyet mi var zamanla anlayacağız...
Zahiri olarak bizlere düşen samimiyetine inanmak olmalıdır. Ama helallik istediği kişiler eğer ki helallik vermezlerse ne olacak?
Üçüncü sonuç işte burada farklılaşıyor...
Yukarıda da yazdım; “Hatasını kabul etmek erdem; özür dilemek ise fazilettir.” Peki affedilmezse ne olacak. Allah(c.c) benim karşıma kul hakkıyla gelmeyin diye buyurmuştur. Umarım sayın başbakan canlı, cansız her hakkı olanla helalleşme fırsatı bulur ve helalleşir...
*
MHP’de neler olacak...
Seçimlerin ardından beklenen an geldi ve çattı...
Herkes hesaplaşmanın yada hesap vermenin derdinde. Samimiyetini ölçmek ve değerlendirmek ise MHP’ye gönül verenlerde...
Öncelikle Genel Merkez bu hesabı verecek; vermelidir...
Daha sonra adaylar, il, ilçe ve diğer yan kuruluşlar.
Bu hesap verebilme öncelikle vicdanlarda olmalıdır. Çünkü bu hareketin geçmişinde binlerce şehidin kanı, yüz binlerce çile çekenlerin ah’ı ve ahtı vardır. Hesabını vicdanlarında veremeyenler çekip gitmesini bilmeli ve gereğini yapmalıdır...
Antalya’da düzenlenen akademisyenler çalıştayına katılanlardan birisi olarak; o gün Devlet bey e söz vermiştim ve 13 haziran sabahına kadar yutkunacak ve ortamı geren olmayacaktım kendi nefsime. Hiçbir hesap gütmeden samimi olarak elimden geleni yapacak ve benden yardım isteyene hesapsızca gidecektim. Bu konuda da vicdanen rahatım ve hesabımı verebilirim.
Ama bu süreçte kafasının ardında hesabı olanlar eğer gerekli vicdan muhasebesini yapmazlarsa; zamanı gelince yine bu köşeden bir bir yazılacak ve camianın bilgisine sunulacaktır.
Evet bu sözümü 13 haziran sabahına kadar tuttum çok şükür...
Kasetleri piyasaya sürülen müsveddeler gibi sahte dava adamlarının bu camia içinde yeri olmamalıdır! Bu güne kadar hep halı altına sürülen ve “benden öte diğerleri dile getirsin” anlayışı ile hareket edildiğinden ötürü bu hallere geldik...
*
Elazığ’ın sorunları nasıl çözülecek...
Seçim sürecinde AKP’nin aday adayları da dahil olmak üzere herkesin ortak görüşü Elazığ’ın ve Elazığlının hakkının geçmiş dönemde yeterince aranmadığı, gözetilmediği yönünde idi.
Seçimlerin ardından AKP dört, MHP bir vekille mecliste Elazığ’ı temsil edecekler. Bakalım dört yıl sonra yine aynı sözleri kullanacak mıyız yoksa bu sefer iyi vekil mi seçtik diyeceğiz. Zaman her şeyin ilacı...
|