|
FARKI NE OLA Kİ ACABA?
FARKI NE OLA Kİ ACABA?
Türk siyasi hayatına damgasını vuran ve rezalet diyebileceğimiz bir dönem yaşıyoruz. Demokrasinin gereği olan seçme ve seçilme hakkını bu seçimlerde kullanmak isteyen vatandaşın önüne alternatifleri yok edercesine bir seçenek sunma girişimleri tam anlamıyla bir kepazeliktir. Türkiye’de her zaman mağdur olanlara vatandaş sahip çıkmasını bilmiştir.
Kararlarda ve sonuçlarda etkisi olan bir vakadır ve sadece Türk insanına has bir özeliktir. Siyaseti dizayn etmek isteyenler bu kez baltayı taşa vurdu ve MHP’yi belki de umduğundan fazla bir meclis aritmetiğine doğru itekledi.
İktidar gücünü bu olayları çözmekte kullanmayan AKP’ye ise tepkisini göstermeye başladı. Başbakanın danışmanlarının yanlış yönlendirmesi ve basının da bu yanlışa çanak tutması muhalefetin elini oldukça güçlendirdi ve başta ahlak dersi veren başbakanı meydanlarda sorgulatır oldu.
Bu devletin hakimi değil; hadimiyim sözünü söyleyen başbakan sözünün altında ezildi ve güvenirliğini yitirdi. Bu aslında birazda devlet içinde yuvalanmış olan (bazılarına göre başka ülkelerin işi) ve fütursuzca hareket eden profesyonel ekiplerin ne kadar rahat operasyon yaptığının; buna karşı ise devletin kurumlarının çaresiz! kaldığının göstergesi değil midir?
Hangi projenin sonucu olduğunu ifade etmeye gerek yok sanırım...
Ben aslında konunun diğer kısmıyla ilgileniyorum. Bu kasetleri yayınlayan ve MHP içinde operasyon yapanların kullandıkları bir ifade var ki beni asıl dehşete düşüren orası...
“Farklı ülkücülük”!
Bana çok nahoş gelen bir kelime ve içim hiç ısınmadı. Ülkücülüğün farklısı nasıl olur benim için muamma...
Eğer şuan ki MHP ve ülkücü teşkilatlarla ilgili sorunun varsa çözüm yolu ne bu kasetlerdir nede farklılığındır. Eğer siyaset arenasında güç olmak istiyorsan ya mevcut yapının içinde mücadele edeceksin; yada yeni bir yapılanmaya gideceksin...
Zaten son yayınlanan röportaj niteliğindeki bildiride “ülkücü camia içinde olmadan ve ülkücü tabanda görev almadan başka odaklarda yetişmiş olanların bir hareketi” algısını güçlendirdi.
.....Unutmayın ki Bozkurtlar sadece Ocaklarımızdan çıkmaz. Türk olan her yerde, her kurumda Bozkurtlarımız vardır. Bozkurtlarımız bu işgale göz mü yumacaktı? Genel Merkez imizdeki Bozkurtlarımız, teşkilatlardaki Bozkurtlarımızı sizler ne zannediyorsunuz... Tüm Ülküdaşlarımız, Partimizi işgal eden hainlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkaran Bozkurtlarımıza, kahramanlara karşı şükran borçludur.
Bu ifade işte o bildiriden bir kesittir ve bana göre devletin kurumlarını da töhmet altında koyan bir ifadedir...
En azından başbakan bu ifadeye istinaden gerekli araştırmayı yaptırmak zorundadır. Çünkü bir ülkenin başbakanı kurumlarda ne olup bittiğinden bihaber ise işte orda büyük zaaflar söz konusudur ve vatandaşın güven meselesi ortaya çıkar...
Bu farklı ülkücüler AKP’yi de dizayn etmektedirler ama başbakan bunu göremiyor. Ne fikirlerini nede partilerini severim ama ülkeyi yöneten birisinin feraset sahibi olmasını da can-ı gönülden isterim...
|
 |
2011-05-29 |
|
Bu yazı |
542 |
kere okundu |
|
|