|
MUBAH MI!...
MUBAH MI!...
Aslında haftada bir gün yazmayı sitemizde yazan diğer arkadaşlarımızla beraber kararlaştırmıştık ama bu kararın tarafımdan bozulmasını arkadaşlarım umarım mubah görürler. Çünkü yazmasaydım ikiye bölünecektim...
.........
Seçimlerin yaklaştığı ve her şeyin mubah sayıldığı! Bir döneme girdik...
Şimdi diyeceksiniz ki ne olmuşta mubah sayıyorsunuz?
Sıralayalım ve mubah mı değil mi? siz karar verin...
Önce YSK’nın almış olduğu karar yaratılan baskılara bağlı olarak değiştirildi ve yasalar hiçe sayıldı. Bu durum gerek basın ve gerekse siyasi erk tarafından konu edilmedi...
Daha sonra 22 nisan Cuma günü İstanbul’da bazı camilerde Cuma hutbesi sonrası imam efendi tarafından cemaate bir duyuru yapıldı ve miting alanına cami önlerinden araçlarla taşıma yapılacağı duyuruldu. Has Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Atıf ÖZBEY, imama yaptığının yanlış olduğunu söyleyerek müdahale ediyor.
İmam da “Özür dilerim. Bunu benden Emniyet istedi” açıklaması yapıyor.
HAS PARTİ ilçe yönetimi olay sonrası ilçe emniyeti ile görüşerek durumu aktarıyor.
İlçe Emniyet Müdürlüğü cevaben böyle bir olaydan haberdar olmadıklarını söylüyor.
Ancak başka camilerde de benzer duyuruların yapıldığı duyulunca olayın perde arkasını araştıranlar, cami imamlarından bu duyurunun yapılmasını belediyenin zabıta marifetiyle talep ettiğini anlıyorlar...
http://www.haber5.com/muhterem-cemaat-ak-parti-mitingi-var-haberi-127513.aw
buyurun size haberin kaynağı!..
Dinin siyasete alet edildiğini de mubah sayıyoruz...
Pazar günü ise İstanbul’da birkaç tane şerefsiz çıkıyor ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temsili olan AY YILDIZLI bayrağımıza ayakkabılarını silip, tükürerek kirleteceğini sanıyor...
Bu devletin polisi, askeri, savcısı ve nihayetinde “bu devleti idare eden bu iktidardır ve dolayısıyla devlet benim” diyenlerin hiçbir tepkisi yok...
Aslında çokta yadırgamamak gerek...
Bayrağa bez parçası diyende nihayetinde bu iktidarın bakanıydı! Haliyle bayrağa yapılan bu küstahlığı da mubah görmeyi normal karşılamamız gerekiyor...
Gelelim Elazığ’a...
Yine bu devletim diyenler; tüyü bitmemiş yetimin hakkını “hesapsızca götürenlere” soruşturmaya izin yok diyerek arka çıkıyor ve destek veriyor...
Çalıp çırpma da mubah sayılıyor...
Şifreleme sonrası milyonlarca gencimizin hakkı gasp ediliyor, ALES sınavında yanlış soru kitapçıkları dağıtılıyor ama birileri TATMİN olurken milyonlarca gençler hadım ediliyor...
Birileri bunu da mubah görerek hakkını arayanlara karşı “eğer mesele meydanlara inmek ise bizde sizin karşınıza beş-on bin genç dikeriz” diyerek gözdağı veriyor...
Başta satılmış basının satılmış kalemşorları olmak üzere köşe başlarını tutmuş olanlar bunu da mubah görüyor...
Elazığ yaşanabilir iller sıralamasında sekiz yılda neredeyse otuz basamak birden geriliyor; ekonomisi çöküyor, kurumları diğer illere peşkeş çekiliyor, işsizlik başını almış gidiyor ama hala birileri bunu da mubah görüyor ve “hayallerimizi bir bir gerçekleştirdik” diye yalan söylerken; insanların samimi duygularının istismar edilmesi de mubah sayılıyor...
Aslında bu konuları siyaseten bugünlerde kullanması gerekenlerin neyi beklediklerini anlamakta zorlanıyorum şahsen!...
Acaba bizim gördüklerimizi görmezlikten gelme yeni bir siyaset biçimi midir? Yada görmemeyi tercih etmelerinde adı konulmamış! Keşfedilmemiş bir strateji mi var? Şahsen çözemedim...
En kısa zamanda bu stratejilerinin ne olduğunu öğrenip sizlerle paylaşacağım...
|
 |
2011-04-25 |
|
Bu yazı |
994 |
kere okundu |
|
|