VATANDAŞ UYANMIŞ EMİN OLUN...
Karar verme sürecinde olduğumuz bugünlerde vatandaştaki bilinç ve değerlendirme kriterleri beni bayağı umutlandırdı. Bu konuda çok iyimserim...
Nerden bu kanaate vardığımı öncelikle söyleyeyim!
Meslek tecrübesi diyerek geçiştirmek istemiyorum ama oda bir etken...
İstatistik biliminde yirmi yıla yaklaşan bir süreçte edindiğim tecrübelerimi kullanarak bu konuda iddialı olduğumu rahatlıkla söylemekten çekinmem. Bunun yanında sosyoloji ve toplum psikolojisi konularını da hobi olarak “uzman olmasam da” bayağı incelemiş birisiyim.
Bunun yanında dünya görüşüm itibarıyla gönüllülük esasına bağlı olarak hizmet ettiğim şehirlerde de defaten seçim tecrübesi geçirmem de etkin olmuştur. Yerel seçimlerdeki çalışmalarımda (%0.5)lik sapma ile elde ettiğim sonuçları ve sebeplerindeki isabetli tespitlerimi o dönemde birlikte çalıştığım siyasetçiler de çok iyi bilmektedir.
İşte bu etkenlerden hareketle kanaatimi yineliyorum...
Biz millet olarak gözümüze sokulurcasına dikta edilmeye çalışılan görüş, eylem yada kişilere karşı belli bir süre geçtikten sonra tepkimizi koyabiliyoruz. Bunu geçmiş dönemlerde de sıkça yaşadık ve gördük...
Mesela 12 eylül ihtilali sonrası Kenan Evren ve o dönemki Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) tüm dayatmalarına karşı tepki adına destekledikleri partiye oy vermemiştik. Daha sonra 28 şubat sürecinde yaşadık ve o dönemde de tüm baskı ve dayatmalara rağmen AKP’ye yöneldi vatandaşlar...
Bu toplumsal bir tepkidir...
Günümüze gelelim ve dikkatli olarak gözlemleyelim!
Bugün gerek yerel ve gerekse ulusal basında en çok reklamları dönenlere, bilbordlarda en çok reklamı olanlara, internet ortamında en çok reklamı geçenlere tepkiler artmaktadır ve tek kelimeyle vatandaş buna tepkisini koymaktadır. “Bıktık” denildikten sonra ise iş işten geçmiş olur ve siz dünyaları da önüne serseniz artık nafiledir!.
Bu durum her insanda yaşanan yada algılanan bir değerlendirme refleksidir. Her gün aynı türden yenilen yemek belli bir süre sonra insanlarda “bu ne yahu gına geldi” serzenişine dönüşmektedir. Çünkü alınan haz yada tat artık sıkıntı olmuştur ve farklılıklara yönelmek isteyecektir.
Bu siyaset arenasında tek bir şartla değişmez!
Genellikle ideoloji partilerinde değişmez. Daha doğrusu değişim diğerlerine göre daha az olur. Yine bu gerçeği geçmiş yıllardaki yaşanılan tecrübelere göre değerlendirelim.
Mesela Rahmetli Menderes, Özal, Türkeş, Ecevit ve Erbakan.
Partilerinin başındayken tepkiler; diğer liderlere nispeten az olmuş ve belli ideolojileri olduğu için bu parti ve parti liderlerinin etkinliği tartışılmaz bir gerçek idi.
Bu liderlerin karizması ve ideolojisiyle özdeşleşen isimleri tartışma konusu olmamıştır!. Elbetteki bunda köklü bir parti olmaları ve geçmişte verdikleri mücadelelerdeki samimiyetlerinin sınanmış olmasına da bağlıdır.
Bu partilerin oyları “pür emanet” değildi!...
Bugünkü konjonktürde ise durum değişmiştir ve değişecektir. Her ne kadar bu durum şu anda benim tezimin aksini gösterse de seçim sürecinde sona gelindikçe etkisi görülecektir.
Taşıma suyla değirmeni döndürmeyi başarı sananlar 13 haziran sabahı kuma gömdükleri başlarını çıkartacak ve eyvah diyeceklerdir!
Bu konuda AKP’nin telaşının ve tedirginliğinin daha iyi anlaşılması için özellikle partinin etkili isimlerinin ve bakanlarının birçoğunun seçim bölgesinin değiştirilmesi iyi bir örnektir!...
Yıpranmış, alışılagelmiş ve yeter artık denilen etkili isimlerin seçim bölgelerinin değiştirilmesini farklı şekilde izah etmenin hiç tutarlı bir yanı olmaz, olamaz...
Kamuoyunda yandaş, candaş basın artık eskisi gibi rağbet görmemektedir ve yanlı yayınları tepkilere dönüşmektedir.
Bu varsayımlara dayanarak kanaatimin gerçekliğini umarım anlatabilmişimdir!
Elazığ’da AKP’nin başarısı öncelikle MHP ve CHP’de yaşanabilecek bir sancıya bağlıdır. Ama gördüğüm ve bildiğim kadarıyla bu sefer MHP tek yürek olmayı başaracaktır. Alternatifsiz çıkar yollarının bu olduğunu ve önümüzdeki yıllarda başarının bu birliktelikten geçtiğinin; buna mecbur olduklarının izlenimleridir...
|