ÇARESİZLİK VE İHANET!...
Zaman; insanlarda farklı düşünmeyi ve davranmayı etkileyebilir. Geçmişte iyi, doğru olanlar an gelir birilerinin yüzünden kötü ve yanlış olabilir. Bu bireylerin davranış şekillerini olaylara ya da kişilere göre belirleme dürtüsüdür.
Buna zayıflık, zaaf ya da ne denilirse denilsin fark etmez bu bir çaresizliktir nihayetinde... Kişilere endeksli olarak tavır belirlenmez; tavır düşünceleri, fikirleri özümsemekle ama duruşunu da değiştirmemekle sergilenirse kabul görür. Bu değişim değil aksine gelişimdir.
Değişimi kabul etmek ise çaresizliktir, ihanettir.
Sosyologlar bu durumu bir travma olarak değerlendiriyorlar. Çünkü değişim insanlarda güvensizlik ve itibarsızlaşmaya neden olmaktadır.
Ülkücüler üzerinde sistemli bir oyun oynanmakta ve inandıklarıyla yaptıklarının çelişkilerle dolu olduğu görüşü empoze edilmektedir günümüzde...
Siyasi partilerden kopmalar mutlaka olur ve olacaktır da... Amenna.
Ama bu kopmalar dışarıdan empoze edilen görüşlere göre şekilleniyorsa; çaresizlikten ve yaşayamamaktandır. Geçmişini yok sayma lüksü kimsede olamaz, olmamalı; eğer bunu olağan bir durum gibi değerlendirenler varsa işte orda bir travmadan bahsedebiliriz.
Köklü siyasi partilere bakıldığında bu tür travmaların en az yaşandığı durum her ne olursa olsun yine MHP’dedir. Demokrat partiden tutunda CHP’ye kadar bütün partilerde daha sık ve derin kopmalar yaşanmasına rağmen MHP kendini muhafaza edebilmiştir. Bu savunduğu ideolojinin ne kadar gerçekçi ve sağlam olduğunun da göstergesidir.
Bugün yandaş basın diye nitelenen ve her ortamda MHP’ye karşı olumsuzluklarını sergileyen medya kuruluşlarının yazar çizer takımı dahi korkularıyla beraber itiraf ediyorlar.
MHP eğer yalnızlaştırılmazsa; geçmişteki birikimlerini derleme sürecine girer ve yüzde otuzları aşan bir seçmen kitlesine sahip olur...
Bu endişesini en son Etyen Mahcupyan dillendirdi!...
İşte burada devreye ihanet odakları giriyor. Önce değişim ve kabul görememe endişesiyle çaresizleşen güruhlar, başka oluşumlarda yer edinebilmek için bu seferde ihanet hastalığına yakalanarak hareketin yakalamış olduğu ivmeyi düşürmenin gayretkeşliğine giriyorlar.
Eleştiri, düşüncelerin ve fikirlerin gelişimi için önemli bir faktördür ve elbette olmalıdır.
Samimiyetinde göstergesidir.
Asıl sıkıntı ise samimiyetsizlerin eleştirisidir.
Eğer tabana bu samimiyetsizce yapılan eleştiri doğru anlatılırsa Etyen Mahcupyan gibileri mahcup etmemiş ve yanıltmamış oluruz.
AK Partideki samimiyetsizlikleri sergilemek ise MHP’ye yüzde otuzun üzerine katılacak oylarla tek başına iktidar olma yolunu açacaktır.
Karalama ve güçsüzleştirme propagandasının yanında birde iktidar partisinin çok güçlü olduğu ve MHP’nin tek başına iktidarı bırakın; baraj sorunu yaşayacağı görüşü dahi bir nebzede olsa ülkücülerin aklına gelmemelidir. Bu aslında ülkücü iradenin taşıdığı misyona da aykırıdır. Çünkü ülkücüler zor zamanların ve şartların adamıdırlar.
Asıl çaresizlik ve ihanet zincirinin sergilendiği görüş ve parti bellidir.
Bu konuda Sayın Necmettin Erbakan’ın müthiş bir tespiti vardır...
“Milli görüş gömleğini çıkartıp, ABD ve AB gömleği giyenler bu ülkede yaşayanlara, geçmişlerine ve kendilerine en büyük ihaneti yapmışlardır” diyor Necmettin hoca...
İşte çaresizlik ve ihanet’in ilk kıvılcımları burada başlamıştır.
Ülkücü irade içinde ise kişilerin yanlışını ya da eksiğini ideolojisine mal edenlerle, menfaat güruhları aynı potada birleşmiş ve ihanet odakları oluşturmuşlardır. Haliyle bu güruhlarla milli görüş gömleğini çıkartıp ABD/AB gömleğini giyenler aynı potada hareket edecek ve birleşeceklerdir... Herkes kendisine yakışanı yapar...
|