Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 117 kişi var

LİNÇ, KİMLİKSİZLEŞTİRME VE DEMOKRASİ...

Nurhat HALİSDEMİR
Yazara Ait Tüm Yazılar
LİNÇ, KİMLİKSİZLEŞTİRME VE DEMOKRASİ...

Ne çekmişsek bu batılılardan çekmişiz...
Öyle ki dilimize yerleşen ve topyekün bir olaya yada kişiye gösterilen tepkiyi dahi isimleştirirken onların literatüründen ve tarihinden gelen kelimeyi kullanıyoruz. Linç diyoruz bu toplumsal tepkiye...
Dünyada ilk linç girişimini Amerikalılar sergilemiş ama biz onları dünyada adaleti sergileyen, adil! oldukları için her olayımızda yada sorunumuzda emsal göstererek gidip ya dert yandığımız yada şikayet ettiğimiz bir merci görürüz.
Linç’in kelime anlamı araştırılırsa;“suçlu yada suçsuz olduğunu araştırmadan yani adil yargılama olmadan ceza verme” anlamına geldiği hemen anlaşılır. “linç” sözcüğüne köken olma şerefi de yine medeniyetin beşiği! olan batı uygarlığına aittir ve ne yazık ki bu sözcüğün ilk kurbanları da yine ABD’li kölelerdir.
Aslen İrlandalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Albay Charles Lynch, ABD’nin Bağımsızlık Savaşı sırasında İngiliz yanlısı olduğundan kuşkulandığı kişileri bizzat kendisinin kurduğu düzmece mahkemelerde yargılar. Doğal olarak bundan en fazla zarar görenler ise yine köleler olur. Lynch’in kurduğu bu mahkemelerin yasal statüde olduğu da yine ilk resmi köleliğe onay veren Virginia eyaletindeki Genel Meclis tarafından onanır.
Linç olayını yaşayanların ise kimliksizleştirilmesi çok kolaydır. Çünkü linç insanı tepkisizleştirir. Başkasının başına gelen bir olayın etkisinde kalanlar hemen uyum sağlar istenilene...
Eğer inanç ve mefhumları yoksa...
Bugün toplumumuz tepkisizleştirilmiş; yani kimliğini ve değerlerini yitirme durumuna gelmişse yıllardır sistematik bir şekilde uygulanan “linç” girişimlerinin neticesidir.
Evet günümüzde barbar Amerikalıların uyguladıkları linç toplumlara uygulanmıyor ama yine Amerikalıların dünyaya tanıttığı kapitalist anlayışla bir linç yaşıyoruz...
Hem de ekonomik linç...
Daha etkili ve kansız...
Peki bizim ülkemizde ekonomik linç varmıdır? sorusunun cevabını arayalım...
Öncelikle anayasamızdan biraz alıntı yapalım...
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;...diye devam eder gider.
Peki bu anayasamızdaki kavramlar ve tanımlar uygulamada böyle mi?
Mesela eşitlik ve sosyal adalet;
Ekonomik yönden değerlendirelim...
Nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu....anayasa metninde böyle diyor.
Elbette çok kazananın nimetine nasıl saygı gösteriyorsak külfetine de aynı saygı gösterilmelidir. Aksi ise az nimetlenen aynı şekilde az külfetlenmelidir.
Öylemi?
Yani uygulamada durum nedir.
Sosyal adalet ilkesi uygulanıyor mu?
Yasa koyucular bu konuda yeterince hassas davranabilmiş midir?
Emeklinin çilesi, dulun, yetimin çaresizliği, işsizin ümitsizliği, gençlerin karamsarlığı, esnafın yılgınlığı, memurun memnuniyetsizliği...bu saydığımız kesimin ülkemizdeki oranı %80’lerde...
Bunun dışındaki mutlu azınlığın oranı ise %20...
O zaman sosyal adaletten bahsetmemiz abes olur değil mi!
Ülkenin bütçesi artmış, enflasyon tek haneye inmiş, İMF, Dünya bankası, kredilendirme şirketleri, wall street, Avrupa birliği, ABD...beni göklere çıkartmış!
Bir anlam ifade etmiyor...
Çünkü oranlar en azından eşit olmalıydı! Sosyal adaletten bahsedebilmemiz için...
İşte bu linçtir! Ama ekonomik linç...
Bu durum insanlarda kimliksizleştirilmeye yol açıyor ve tepkisizleşiyoruz. Zaten birileri de bunu istemiyor mu?
Mefhumlarımız, değerlerimiz ve inançlarımız sarsılıyor ama tepki yok!
Bunun aksini söyleyenler ya mutlu azınlıktır yada mankurt’tur...
Peki demokrasi nedir yada nerde kaldı?
Kimin demokrasisi yada kime demokrasi?
Ben mi çok karamsarım yoksa çok mu art niyetliyim?
Bıraktım Türkiye’yi, Elazığ’a bakalım...
İşsizlik oranı %17’lerde, gelişmişlik düzeyinde gerilemişsin, üreten değil tüketen il olmuşsun, il olarak borçlu çıkmışsın, yatırımlar askıda, çiftçini üretmemesi için kredilerle avutmuşsun, hayvancılığı bitirmişsin, memur şehri olmuşsun,....daha bir sürü olumsuzluk.
Nüfusun beş yüz bini geçmiş!
Göçler bayağı yoğun!
Kredilerini ödeyemeyen kredi zedeler çoğalmış, Ahlaki çöküntü yükselmiş, bağımlılık oranı artmış ve kullanıcıların yaşı küçülmüş, fırsatçılar çoğalmış, intihar ve toplumsal olaylar artmış, kapanan iş yerleri ve şirketlerde artış bayağı yüksek...
Velhasıl insanlar mutsuz, umutsuz!
Bu sadece günümüzün sorunu değil yada bugünkü idarecilerin suçu değil...
Haklarını da teslim edelim.
Çözüm nedir?
Önce anayasanın tanımında geçen kavramları uygulamaya bakalım. Sosyal adaleti yeniden inşa edelim. Milli olanlara sahip çıkalım....gerisi gelir.






2011-01-26
Bu yazı  802  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

İkna odaları… Mazlumun ahını alanlar iflah olmaz… Mobbingciler… Halimizi sormasınlar… Seçme ve seçilme kriteri… İlgili değil bilgili olmak… Türk gibi… Bağımlısı olmayalım! Değersizleştirme ve sulandırma... irade, seviye ve kimlik...

KÖŞE YAZARLARI

Anketler

Hökümet Elazığ'ı Gocaman şehir yapar mı ?
He Yapar
Yoh yapmaz
Bilmim ki

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

ELAZIĞ METROSU eski ismi cok güzel bir cevap vefat çok iyi

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler