MUHSİN BAŞKAN VE ŞÜPHELER...
Çok mecbur kalmadıkça arka arkaya yazmam ama bu olay için yazmalıyım...
Malum BBP genel başkanı, ülkücü hareketin dinamizmlerinden, gül yüzlü cennet mekan Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadeti ile ilgili olarak sayın Cumhurbaşkanının bizzat istediği ve Devlet Denetleme Kurulu(DDK) tarafından yapılan incelemelerin raporu yayımlandı. Bu raporda o vahim kazayla ilgili çokça soru işareti bırakacak kısımlar mevcut...
Yayımlanan rapordan birkaç alıntı yapayım ve sonra olayı detaylandıralım...
Transponderi açık olmayan veya alçaktan uçtuğu düşünülen bazı hava araçlarının kaza anı ve mahallindeki hareketliliklerinin varlığı gibi bazı tespit ve bulguların da muhtemel kaza nedeni olarak değerlendirilmesi ve araştırılması gerekmektedir. Söz konusu hususlar ile arama-kurtarma faaliyetlerinde yaşanan bilgi kirliliği ile TİB tarafından üretilen tek bilimsel veri çerçevesinde üretilen kaza yerine ilişkin koordinatlarda hiç arama yapılmaması hususlarının, aralarında bir illiyet bağı olabileceği gözetilerek mutlaka Cumhuriyet Savcılığınca DDK’nin sahip olmadığı yetki ve yöntemlerle araştırılması önerilmektedir.
....... Helikopter kazasının olduğu günün sabahından itibaren kazanın olduğu bölge yakınlarında yoğun bir hava aracı hareketliliği olduğu, kaza anında da söz konusu hareketliliğin devam ettiği, ancak muhtemel kaza saatinden sonra iki saat kadar hava hareketliliği yaşanmadığı ve daha sonra yeniden bir hava hareketliliğinin görüldüğü tespit edilmiştir.
...... helikopter kazasının gerçekleştiği mahalde; radar görüntü irtifasının daha altında uçan ve transponderini kapatan bazı hava araçlarının da bulunabileceği, sivil radarlardaki görüntülerden ve patlama sesi duyulduğuna ilişkin görgü tanığı beyanlarından anlaşılmıştır.
Radar görüntüleri izlenemeyen, ancak bölgede uçtukları yine sivil radar görüntülerinde zaman zaman görünüp kaybolmalarından anlaşılan diğer uçakların güzergâh ve irtifalarının, uçaklarda bulunan kayıt cihazlarından elde edilecek veriler çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığınca incelenmesi ve bu konudaki tüm tereddütlerin giderilmesi önerilmektedir.
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi’ne gönderilmesi sureti ile tekrar çalışılan kan örnekleri ile ilgili 07.07.2010 tarihinde Cedia-GC/MSv e CO-Oximetre analiz ve inceleme yöntemleri kullanılarak yapılan çalışma sonunda düzenlenen raporda; Muhsin Yazıcıoğlu’nun kan örneğinde; %13.1 CoHb (karboksihemoglobin); Mustafa İstektepe’nin kan örneğinde, %26.6 CoHb; Erhan Üstündağ’ın kan örneğinde %21.8 CoHb; Yüksel Yancı’nın kan örneğinde %8.5 CoHb; İsmail Güneş’in kan örneğinde %27 CoHb; Murat Çetinkaya’nın kan örneğinde %10.1 CoHb olduğu, 21.09.2010 günü yapılan siyanür incelemesinde; Mustafa Kaya İstektepe hariç (kan örneği kalmadığından) diğer ölenlerin kanlarında siyanür tespit edilmediği anlaşılmıştır.
Bu raporla ilgili olarak 800 sayfadan oluştuğu ve bilirkişi raporları, adli tıp raporları, sivil havacılık raporları gibi birçok rapordan oluştuğu ve DDK tarafından çelişkili bulunan yada yetkilerini aşan durumların olduğundan dolayı daha ileri gidilemediği anlaşılmaktadır.
Bu hareket Muhsin başkan gibi bir ağabeyi zor bulur. Duruşu, tavrı ve kararlığı tartışılmaz bir şahsiyetti ve birileri Muhsin başkanı kendileri için tehlike gördüğünden dolayı ortadan kaldırma görevlerini kusursuz yerine getirirken; birileri ise koruma, kollama ve güvenliğini sağlama görevlerini ağır kusurlu olarak yerine getir(e)memiştir. Eğer aksini söylüyorlarsa bu rapordaki ilgili kısımlardaki şüpheleri ortadan kaldırmalı ve vicdanları rahatlatmalıdırlar.
Bunun müsebbibi olarak devletin tüm kurumlarını yönetenlerdir. Yani hükümettir!.
Eğer ilgili birimlerde görev yapanların bir suiistimalleri varsa konumuna, durumuna ve yetkisine bakılmaksızın görevden alınmalıdır. Bunları yapamıyorsan senin erkin, hükümetin ve yetkin tartışma konusu olur. Öncelikle bilgi ve belgelerin karartılmaması adına ne gerekiyorsa yapılmalıdır...
Bugün faili meçhulleri bulmak için yapılan girişimlerin gerçekten samimi olduğunu göstermek istiyorsan; öncelikle bu konunun aydınlatılması inandırıcılığını artırır. BBP yetkililerinin nasıl bir yol izleyeceğini bilmiyorum ama vicdanları rahatlatacak şekilde bir tutum sergileyeceklerini ümit ediyorum. yetkilileri harekete geçirmek adına toplumsal bir hareketliğe ihtiyaç duyulursa sanırım tüm ülkücüler aynı iradeyi göstermekten çekinmez, geri durmazlar...
Sonuç olarak iradesini sergileyemeyenler, iradesiz olarak anılır ve bilinir...
Evet rapordan bana ilginç gelen iki alıntıyı da yorumsuz bir şekilde sizlerle paylaşıp Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum....
......Saat 16:22:25 de Fehim Taştan’ın telefonu ile BBP Kahramanmaraş İl Yönetiminden Kemal YAVUZ tarafından yapılan görüşmede, İsmail GÜNEŞ’in Muhsin YAZICIOĞLU’nun öldüğünü ve sadece bir kişinin can çekiştiğini; saat 16:26:58 de İsmail Ballı (İhlâs Haber Ajansı Genel Müdür Yrd.) ve 16:31:35 de Fevzi Kahraman (İHA Genel Müdürü) ile yapılan görüşmelerde de kendisi dışındaki herkesin vefat ettiğini söylediği tespit edilmiştir. Ayrıca 16:19:55 ve 16:21:16 saatlerinde İsmail Güneş tarafından aynı bilgilerin BBP Genel Merkez yöneticilerine de verildiği ve Kemal Yavuz’un aldığı bilgiyi Genel Sekreter Yalçın Topçu’ya bizzat ulaştırdığı anlaşılmıştır.
......Bu çerçevede, sistemin bütünüyle tasarımından AAKKM olarak Denizcilik Müsteşarlığının; hava arama kurtarma faaliyetlerindeki genel yönetim ve koordinasyon zaafiyetinden ve mevcut kaynakların amaca yönelik olarak etkin bir şekilde organize edilememesinden Denizcilik Müsteşarlığı ile birlikte HAKKM olarak SHGM’nin; hava arama-kurtarma faaliyetlerinde operasyon kabiliyeti olan bir iş gücü, araç ve gereç ile diğer teknik altyapı unsurlarının tam olarak oluşturulmamasından Denizcilik Müsteşarlığı ve SHGM ile birlikte YAKKM olarak DHMİ’nin sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
|