ÇİZGİMİZİ HECELERKEN...
Geçen hafta yayınladığımız ankete tepkiler oldukça yoğun idi.
Sevindirici tarafı bizim açımızdan anketlerdeki sonuçların objektif yapıldığını herkesin kabul etmesi oldu genelde...
Bu kamuoyu araştırmalarının devamının geleceğini de bir kez daha duyurmuş olalım bu vesileyle...
Evet yazımın konusu başlıktan belli...
Çizgimiz, duruşumuz ve bakışımız.
Hecelerimizde, vurgularımızda ve dilimizde...
İnsan önce çizgisini belirlemeli deriz ve ekleriz Mevlana’nın şu sözlerini hecelerimize...
ok gibi doğru olsam yabana atarlar beni,
yay gibi eğri olsam elde tutarlar beni,
eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok,
görmedim doğruda aç, eğride asla bir tok.
Ne müthiş bir vurgu, ne müthiş sözler değil mi?
Çizgimiz belli, hecelerimiz belli...
İnsanoğlunun yazdığı, arşivlediği ve günümüze kadar getirdiği binlerce, milyonlarca örneği vardır bunun...
Köroğlunun çamlıbeldeki isyanı, şahin beyin Kilis’teki duruşu, nene hatunun Erzurum’daki yürüyüşü, pehlivanoğlu’nun, duracık’ın idam sehpalarındaki heybeti ve tavrı...
Bir çizgi, bir duruş değilse nedir?
Ve bizlere kalan hoş bir seda ise onu hece hece; ilmek ilmek işlemek ve yaşatmaktır.
Nefsimizi dizginlemenin, hesaplarımızı ötelemenin ve tespih misali dizilmemizin zamanıdır.
Samimiyet, sadakat ve ahde vefa göstermenin günü bugündür...
Birileri “biz bilürük” edasında olabilir, onu söyleyenin acizyetindendir!
Birileri teşkilatların kapısını sıkı sıkı kapatmaya çalışabilir; onun cahilliğindendir!
Birileri yukarılara çıkınca merdiveni çekmeye çalışabilir; onun hainliğidir, samimiyetsizliğindendir.
Bu her zamanda yaşanacak bir olaydır. Şaşıracak yada kızacak; ciddiye alınacak bir duruş değildir. Hele de çizgisi belli olanların bunu yadırgamaması lazımdır.
Nitekim biliriz ki insan fanidir ve yapacakları da yaptıkları da o fani hayatın içinde ya iyi olarak yada kötü olarak hatırlanacaktır. Kim bilir belki birileri arkasından çok farklı da konuşabilir! Zaten bilerek yapmışsa o tür kişileri en hafif deyimiyle dönek, şarlatan hatta münafık diye hatırlarız. Ateş olsa cürümü kadar yer yakar!
Yazımın başlarında da söyledim...
Çizgimiz, duruşumuz net olmalı diye.
Ama bir şey var!
Biz; üç kişi yola çıkarken biriniz lider olunuz düsturunu her daim rehber edinmişizdir. Eyvallah...
Ama bir şey daha var!
Yanlış olan, eksik olan ya kendini düzeltecek yada haddini bilecek...
Elbette kervan yolda büyür, gelişir.
Ama bir şey daha var!
Kervanı sağ salim ulaşacağı hedefe vardırmakta görevdir...
Ehil değil isen çekilmeyi bileceksin...
Çok şükür liderde böyle bir sıkıntı yok...
Ama tabanın bu bilince erişebilmesi için kolbaşçılarının dirayetli, ehliyetli olması şarttır.
Bu bir çizgidir...
Hecelerini ise sıraladık; hatta ünlülerini, ünsüzlerini belirttik.
Zaman su misali akar gider!
Söylenenler ve yapılanlar ise mutlaka bir yerlerde “tarihe not” olarak iliştirilir.
Ve geçmişe kimse “çizgi” atmaz!
Tamiri mümkün olanlar olduğu gibi mümkün olmayanlarda gerçektir.
Akıllarda, gönüllerde kalıcıdır! Unutulmaz...
Dün söylediğini inkar edemezsin ve bir gaflet halidir diyemezsin! Çünkü sen kolbaşçısın! Bu durum senin için lükstür...
Geçmişte kolbaşçılık yapanları, nefer olanları “değerli” kılmazsan gün gelir “değerin” unutulur...
*********
NOT: Sitemizde eklenen kamuoyu araştırması bir tek partiye ait çalışma değildir ve bunun aksinin söylemesi çok anlamsız ve boşuna bir gayretkeşliktir.
Ve anketi yayınladığımız günde belirttiğimiz gibi; bu araştırmanın hiçbir kurum-kuruluş-parti ile ilgisi yoktur.
Evet bu çalışmayı MHP genel başkan yardımcısı ve geçmişte benim akademisyen olmamda emeği geçen REKTÖR’üm Sayın Osman ÇAKIR’a;MYK üyesinin, il başkanının, merkez ilçe başkanının, milletvekili aday adaylarının ve Ülkü ocakları başkanının yanlarında bizzat verdim. Zaten yayınlanmış olan ve Elazığ kamuoyuyla paylaşılmış bir araştırma olduğu için kimse bu tavrıma bir mana yükleme gibi boş işlerle uğraşmamalı diye düşünüyorum...
|