BAYRAM GELMİŞ NEYİME!...
Yarın Allah nasip ederse bayramı kutlayacağız. İnşallah herkes gerçek manada kurban bayramını idrak etme erdemine nail olur efendim...
Bu yönüyle hem bayramın ne olduğunu, hem de nasıl yaşanması gerektiğini hatırlatmada fayda var kanaatindeyim.
Bayram; özünde paylaşma ruhu taşıyan bir saadet iklimidir.
Gerek akıl ve mantığa dayalı ve gerekse de tecrübe edilmiş yada yaşanmış birikimleri paylaşmaktır bayramı bayram eden ruh.
Paylaşmanın hayat bulamadığı tüm bayram tasavvurları bencillik ve gösteriş savruluşlarından ibarettir. O yüzden fitre, zekat müessesesi çok önemlidir dinimizde...
Aksi tasavvurlar bayramları boğazlayan, nefessiz bırakan cani birer el gibidirler.
Bayram bir esenlik çağrısıdır insanlığa...
Hayatı ve toplumu şefkat kanatları altına alarak yeryüzünün esenliğine yapılan bir çağrı.
Bayram genel anlamda çeşitli kültür ve inanç yelpazesinde bütün bir insanlığı, özelde ise İslam toplumunun belirli günlerini huzurla taçlandırarak bütün bir geleceği olumlu etkileyen günleridir. Böylesi günlerde barış ve muhabbet rüzgârlarıdır iklime hâkim olarak insanlığı kanatlandıran şey.
İslam toplumlarını ayakta tutan bağ temelde iman ve kardeşlik bağıdır. Bu bağ maddi unsurların sığ ve çıkarcı ortamlarında değil yüreklerin hayat sunan ortamlarında gelişen bir bağdır.
Bu bağ ile aradaki bütün yapay ayrılıkları yok edip, yerine onları bir muhabbet frekansında tatlı ve uyumlu bir seda haline getirmektir bayram.
Bir gönül tahtına kurulma şansıdır bayram. Bu şansı gönlünü insanlara açabilecek yürekler yakalayabilir. Bayram iklimi sunanlar hayat bulurlar bayramlarda. Bu anlamda hayatın tüm zamanlarını bayram gibi yaşamak ve yaşatmaktır hayatı anlamlı kılan şey.
Bayram paylaşmaktır.
Zamanı paylaşırken aynı zamanda duyguları da; samimi ve fedakâr bir ruh ikliminde.
İlgisizlik ve yürek cimrilikleriyle hayatı birbirlerine zindan ettiklerinin bile farkında olamayan insanların birkaç günlük yapay gösterisiyle kazanabilecekleri bir şey değildir bayramın ruh ve iklimi.
Bayramlar gözle görülen, müşahede âlemindeki uyum ve insicamdan çok ilahi âlemdeki muhabbet semasında kanatlanan duygular ile anlam kazanacaktır.
Bayramlar; gariplerin gönlünde oluşturulacak şefkat iklimleriyle hayat bulur en çok.
Bayramlar; limana sığınmış küçük bir tekne misali mahzunlara munis bir kucak olmakla ruh kazanır en fazla.
Bayramlar; hayatın çeşitli cilve ve silleleriyle zayıf düşmüş yılgın yüreklerde bir muhabbet iklimi oluşturarak elde edilecek kazanımlarla ulaşacaktır arzulanan atmosfere.
Bayram güzeldir güzel olmasına da birde şu gurbetler olmazsa değil mi...
Ama ya ruh gurbetlerinde karşılamak bayram muştusunu....işte en zoru da bu olsa gerek değil mi...Böylesi bir gurbetin kucağında mahrum ve mahzun kalakalmak?
Böylesi bayramları hüsran ve hicran çölünden çekip alabilmek belki de bir tebessümümüze, yürekten gelen bir tatlı sözümüze, dua dua kanatlanan candan bir selamımıza muhtaçtır, ne dersiniz.
Bayram etmek ve bayram eden yüreklere vesile olabilmek çok mu zor acaba?
Örneğin; sılasını yaşadığınız belde ve mekânların içinde gurbeti soluyan canların olduğunu düşünmek. Bayramın ilk gününde öncelikle onların bayramını tebrik edebilme nezaketini göstermek ayrı bir zarafeti olsa gerek insan ruhunun.
Enteresandır ki; ağızların tadını bozan ve hatta kimi yürekler için amansız bir kabus, bir tükeniş, yok oluş olarak hissedilen ölüm hadisesi bile böylesi bir hayat ile ilişkilendirilmiş olanlar, ruhlarda bir bayram muştusu olarak algılanır.
Hülasa; Bayramlar gerek gönül gerekse ruh iklimlerinde elde edilen güzel kazanımların sonunda ulaşılan bir ruh halidir ki; bu hal hem dünyayı hem de ahireti kuşatan bitimsiz bir mutluluk sarmalıdır.
Eğer buraya kadar yazdıklarım sizin için bir önem arz etmiyorsa rahatlıkla diyebilirim ki; bayram gelmiş neyime....
Tüm yaşantısıyla gönüllere bir bayram muştusu gibi doğan, iliştiği hayatları bayrama dönüştüren ve hayatını bir bayram huzur ve zarafeti içerisinde yaşayan yürekler olmamız dileğimle “Mübarek Kurban bayramınızı tebrik eder, sevdikleriniz ve sevenlerinizle nice bayramlarda bir nefes soluklanmanızı Cenâb-ı Mevlâ’dan niyaz ederim efendim…
|