KÜLTÜR DÜŞMANLARI
Musiki başta olmak üzere kültürü etkileyen birçok faktör vardır ve bu faktörlerin nesilden nesle iletilmesi de başlı başına bir sorundur günümüzde…
Birkaç gönül insanı bir araya gelir ve ilgi duydukları kültürel çalışmaları hobi olarak toplumla paylaşmaya çalışır. Bunlara da sivil toplum kuruluşları diyebiliriz. Çünkü toplumu yönlendirme ya da bilgilendirme görevleri vardır.
İşte böyle bir kuruluş olan Elazığ Musiki Konservatuarı bugünlerde sıkıntılı bir gündemi işgal ediyor Elazığ kamuoyunda…
Yer sorunlarını gerekli mercilere iletmişler ama ne hikmetse verilen sözler unutulmuş, sorunlar ise geçen zaman diliminde daha da artmıştır.
Hiç unutmam 12 eylül ihtilalinden sonra dönemin ihtilalci paşası televizyonda bir konuşmasında “gençleri farklı uğraşların ve hobilerin içine sokarak terör denilen ileti, kangrene dönüşmüş olan ayrımcılığı ortadan kaldırmanın yollarını aramalıyız” demişti. O dönemin canisi, diktatörü dahi toplumun dinamizmi olan gençleri belli meşgalelere yönlendirmenin bir çözüm olacağını fark ediyor! ve yöneticilere emirler yağdırıyor. Semt sahaları oluşturun, gençleri kültürel etkinliklere yöneltin v.s…
Hoş bu sözleri yanlış algılayan birtakım yöneticiler o dönemde yeni bir akımın doğmasına da vesile olmuşlardı. “sev gençlik”…
Yanlış, doğru tartışılır ama etkisi bugün daha sürüyor bu yönlendirilişin…
Çünkü o günün “sev gençleri” ülke meselelerine ne kadar duyarlı! Gözüküyor.
İşte musiki konservatuarı ve dernekleri de bu manada çok büyük görev ifa etmektedirler. Ama yeterince ilgi göremiyorlar. Haliyle gençlik kahve köşelerinde zaman harcıyor bununla paralel olarak kültürümüz yozlaşıyor ve unutuluyor.
İnsanın aklına ister istemez geliyor ve sormadan edemiyor…
12 eylülün darbeci zihniyeti gençleri okumasın, düşünmesin, yazmasın diye kendince bir yöntem bulmuştu. Peki günümüzün yöneticileri de acaba aynı mantıkla kültür erozyonu yaşansın, geçmişimizle aramızda köprü olan “gelenek ve göreneklerimiz” unutulsun ve daha çabuk asimile olalım diye mi? Bu kültür elçilerine sahip çıkmıyor! Gerçekten bu konuyu sorgulamak gerek…
Umarım Elazığ kamuoyu biran önce bu konuda gerekli hassasiyeti gösterirler…
Hani kadirşinaslık ve misafirperverlik…
Daha önceki yazılarımda eğitim-öğretim döneminin başladığını ve beraberinde de bir dolu sorunları taşıdığını yazmış ve endişelerimizi dile getirmiştik.
Yüksek öğretimini şehrimizin güzide kuruluşlarından birisi olan üniversitemizde yapmayı tercih eden öğrencilerin barınma sorunu ile karşı karşıyayız ve bu durumda olan gençlerimizin ailelerinden her gün telefonlar alıyoruz. Haklı tepkilerini iletiyorlar bizlere…
Elazığ’ın ekonomisinde büyük bir paya sahip olan üniversitemiz ve öğrencileri maalesef mağdur oluyor bu konuda...
Eğer gerekli tedbirler alınmazsa barınma sorunu yaşayan gençler büyük hayallerle başladıkları eğitimlerini bırakmak zorunda kalacaklar.
Ülke genelinde her ne hikmetse yurtların bakım-onarım ve güçlendirme çalışmaları son döneme denk getirilmiştir. Bu konuda birçok söylenti vardır…
Efendim öğrenciler özel yurtlara yönelsin diyenler; belli bir cemaatin özellikle kız öğrencileri kendi evlerinde ve yurtlarında kalmasını sağlayarak öğrencileri yönlendirmeyi hedefliyor diyenler…
Elbette ki bunlar dedikodudan başka bir şey değildir aksi ispatlanmadıkça ama söyleniliyorsa bu olumsuzlukları ortadan kaldırmakta yetkililerin görevidir.
Bu yetmez gibi öğrencilere karşı Elazığ kamuoyu da tepkiliymiş ve evlerini kiraya vermiyormuşlar. Peki biz Elazığlılar hangi özelliklerimizle tanınırız?.
Kadirşinas ve misafirperver!
Unutmayalım yarın bizlerin de çocukları dışarılarda okumaya gittiklerinde aynı problemlerle karşılaşırlarsa halimiz nice olur.
Bu konuyu tüm yetkililerin gözden geçirmesi ve mağdur olan gençlerin mağduriyetinin giderilmesi konusunda daha duyarlı olmaya çağırıyorum…
|