İYİ-Kİ LER-KEŞKELER VE HÜZÜNLER
İnsan yaptıklarından nedamet duyduğunda yada içinde fırtınalar estiğinde geçmişe döner ve “iyi ki daha kötüsüyle karşılaşmadım” diye teselli eder vicdanını...
Sanırım bu beyinle vicdanın özeleştirisi oluyor...
Kim yazmıştı hatırlamıyorum ama çok güzel bir söz vardı.
İyi ki lerim sınır ihlali yapmaktan müebbede mahkum .. keşke lerim ise haddini aşmakta bu günlerde .. hüzün leri süsleyip istiflemekten artık yoruldum , açtığın yaralara zaman sürdüm bekliyorum .....
Elbette bu yazıda vicdanları sızlatan ve keşkeleri arka arkaya sıralayan, açılan yaralara zamanla geçer diyen bir mana yüklemek istiyorum.
Aşk’a dair bir şeyleri dile getirmeyi hiç düşünmüyorum.
Dedim ya vicdanlara, yüreklere hitap etmek istiyorum.
Filistin’de ağlayan çocuğa, babam artık gelmeyecek mi diye soran şehit çocuğuna, acıktım anne diyen çocuğuna karşı mahcup ve çaresiz kalan annenin gözyaşlarına, çocuğunun en küçük isteğine karşılık veremeyen memur yada esnaf babanın dalgın yürüyüşüne, bugünde mi aynı yemeği yiyeceğiz sorusuna boynu büküp cevap veremeyen anneye...
Birileri dünya nimetlerinden daha fazla nasiplenmenin derdinde; birileri ise ufak isteklere cevap verememenin derdinde...
Bu duruma bakış açısı iki yönlü olamaz, yani bardağın ister dolu ister boş tarafından bak aynı görüntüler ve sesler...
Nil kenarındaki kuzunun hesabını nasıl verebilirim? endişesini içinde taşıyanların, ümmetine şefaat etmenin derdinde olanların inanç dünyasından; benim olan, bana ait olan her şeyi isteyebilirsiniz fakat milletime ait olana göz koyanın gözünü oyarım diyen bir neslin torunlarının durumlarını görünce işte “keşkeler, hüzünler ve iyikiler” çoğalıyor.
Bu durumu hak ediyor muyuz?
Sanırım musibetlerden ders çıkartmayanların sonu her zaman aynı oluyor...
İnşallah bu millet ayağa kalkmanın farkına varır da yüzüstü fazla sürünmez...
Yedi düvele üç kıtaya hükmetmişiz, gittiğimiz yerlerde adaleti tesis etmişiz, hürriyeti sonsuz tanımışız, hoşgörüyü sınırsız kullanmışız. Gün gelmiş bu muhabbet ve samimiyetlere ihanetlerle karşılık bulmuşuz ama gazaba ve kana bulamamışız.
Zamanı ilaç bilmiş yaramıza sürmüşüz.
Efkarımızı, acımızı gönlümüzde yaşamış ve yüreğimizi dağlamışız.
Sakarya olup akmış, Dicle olmuş coşmuşuz. Ama ne haset gütmüşüz nede gaddar olmuşuz.
Ümidim odur ki bir gün bu millet aslına döner ve iyikileri, keşkeleri, hüzünleri ve yaralarına zamanı merhem etmeleri bırakır...
|