MUHTEŞEM OSMANLI…
Osmanlı Tarihi , muhteşem bir medeniyetin hikayesidir. Şanlı ecdadımız asırlar boyunca tüm dünyaya hak ve adalet götürmüş en güzel insanlık ve fazilet örneklerini vermiş gelecek nesiller iftiharla sahip çıkacakları ihtişamlı bir mazi bırakmışlardır.
Peki bizler bu ihtişamlı maziyi ne derece takip ediyor ve biliyoruz?
Acı bir gerçek ki bu ihtişamlı maziyi birkaç televizyon kanalında oynanan fikriyatı ve zihniyeti iyi olmayan dizilerden öğrenme gereksinimi duyuyoruz.
Bu dizilerden biriside bir zamanlar ülke gündemine kadar oturan sokaklarda yayınlanmaması için eylemler yapılan Muhteşem Yüzyıl isimli bir dizi. Geçenlerde bir sosyal paylaşım sitelerinde kısa ve öz bir yazı gördüm ve bu diziye göre bir söz yazı şöyle ;’’Millet Rambosunu kahraman yapar , bizler ise Ecdadımızı zampara yaparız…’’ bu söz çok doğru ve utanarak söylüyorum ki bizim neslimizi bu hale getirdiler. Artık caddede sokaklarda dükkanların vitrinlerinde Hürrem Sultan takıları yazıyor ve yok satıyor bu tür olayları takip etmeyen insanların bile artık dikkatini çekmeye başladı.
Bu bölüme kadar yanlış gittiğimiz bir yolun bizlere nasıl aşılandığına değindim bundan sonra anlatacaklarım ise bizler ve tarihimizle aramızdaki uçurumu anlatacak…
Geçen günlerde Elazığ’a gelmiştim değerli dostlarımın bulunduğu bir ortamda Kanuni Sultan Süleyman’ın malum dizide yaşanan bir olayı anlatıldı ve hayretlere kapıldım çünkü söylenen olayın gerçeğini okuyalı daha 1 hafta geçmemişti. Olayı anlatmaya başlayayım;Dönemin Şeyhül İslamlarından Ebu’s-Suud efendiyi dizide Kanuni’ye nasıl azarlatıyorlar konuşma şöyle gerçekleşiyor(muş)…
Sultan Kanuni huzuruna Ebu’s-Suud efendiyi çağırıyor ve şöyle diyor;
Son derece kibirli olan Ebu’s-Suud şikayet üzerine çıkarıldığı kanuni’nin huzurunda elpençe divan duruyor
Kanuni ; Hoca efendi üstün başın kirlenir diye halkın arasında çıkmıyormuşsun öyle mi?
Ebu’s-Suud; Ses yok…
Kanuni; Bugünden itibaren maaşına zam yaptım bu para ile kibrinden doğan kirlerini yıkayasın , der…
Şimdi isterseniz Kanuni ile Ebu’s-Suud efendinin arasında geçen gerçek muhabbete yer verelim.
Muharebe meydanında kılıç sallayan Kanuni geride bıraktığı Ebu’s-Suud’un hastalandığı haberini işitir işitmez büyük bir heyecanla şu mektubu yazıyor ;
(Lütfen Üsluba Dikkat Ediniz…)
‘’Halde haldaşım, sinde sırdaşım, ahiret karındaşım Molla Ebu’s-Suud Hazretleri , dua-yı hidayı belagattan sonra nedir haliniz ve nicedir lazimül ihtiyacınız ? Sıhhatte ve afiyette misiniz ? Hazreti Hakkın hazine-i hafiyesinden kemal-i niyaz olunur ki , evkat-ı mübarekede bu muhriplerini kalb-i şeriflerinden ihraç ve iz’aç etmeyenler ;ola ki küffar-ı hakisar , münhezim ve mükedder ve asakir-i İslam Mansur ve muzaffer olup ,Rızaullah ‘a muvafık amel ola…
İmza :’’Eddua,Sümme’d-dua bende-i Huda Süleyman biriya.’’
Evet yanılmıyorsunuz…
Ne çare ki , genç nesiller uydurma bir dille kültürsüzleştirildiğinden Süleymaniye Es’ad efendi kütüphanesindeki 372-91 numaralı bu mektubun suretini okumak ve anlamak nasip olmuyor. Yeniyi sevdirmek için geçmişe sövdürmek zihniyetiyle yaşatılmış gibi anlatılan olaylar gençleri adete morfinleyerek geçmişe karşı hiç de doğru olmayan bir husumet beslemelerine sebep oluyor.
Beni ilk günden bu güne kadar bu köşede takip eden değerin en yücesini hak eden değerli okuyucularıma bir çağrıda bulunmak istiyorum Eğer şanlı bir gelecek istiyor ve arzu ediyorsak ,İhtişamlı geçmişimiz okuyalım anlayalım anlatalım…
|