Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 127 kişi var

YİNE SİNİRLENDİM

Işbara HAN
OBAMDAN Köşesi
Yazara Ait Tüm Yazılar
YİNE SİNİRLENDİM


Hep söylerim ya: Bir konuyu işledikten sonra ikinci hafta aynı mevzuuya devam etmek bana tuhaf geldiğinden ve meseleler bir hafta içerisinde biriktiğinden tekrar aynı şeyleri yazmayı sevmem.

Ama gelin görün ki, geçen hafta Elazığ medyası (!) ile ilgili yazdığım yazıya o kadar çok mesaj geldi ki, kaldığımız yerden devam etmek zorunda kaldık.

Ben bu yazıyı kaleme alırken aziz büyüğüm Ergun Kaftancı’nın ve değerli dostum Mustafa Yağbasan’ın konuyla ilgili ne söyleyeceklerini de bilmiyorum. Belki onlar da yüreğimize su serpecek şeyler yazacaklardır ama ben çok kızdım inanın ki…

Şimdi, bu işin otuz küsur yıldır içinde olan ve kendi çapında kalem oynatan biri olarak Elazığ’da olanlar ile ilgili sadece bir satır başı yaptım.

Ama gördüm ki, “bir dokun, bin ah işit” derler ya… Meğer ne kadar dertli varmış yarabbim…

İletişim Lisesi ve İletişim Fakülteleri açıldıktan sonra diplomalı genç gazetecilerin sıkıntıları o kadar birikmiş ki, bunu üniversitede doktora tezi olarak işleseler ne şahane kitapçıklar oluşur tahmin edebiliyorum.

Bu delikanlılarımız üç kuruşa girebildikleri gazetelerde birikmiş paralarını alabilmek uğruna bedavadan ne kadar ter döktüklerini yazmış, ilgilenenler araştırsın öğrensinler…

Gazetenin ve TV sayısının kısıtlı olduğu, dolayısıyla iş imkânın da belli sayıda bulunduğu ilimizde çok sayıda vasıflı eleman yetişince, bu gençleri stajına(!) aylarca hatta yıllarca çalıştıran işverenlerde çoğaldı.

Bu lafımı kim üstüne alırsa alsın, ancak ilgilenenler gazete idarehanelerini şöyle bir dolaşırsa, yaşları 15-25 arası pırıl pırıl gazeteci adaylarının üç beş saatlik uykuyla nasıl cansiperane çalıştıklarını göreceklerdir.

Bu işin bir yönü… Diğer tarafı ise şöyle:

Bana mesaj yollayarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı’nı kutlamak yerine böylesine sitem dolu yazılar kaleme aldığımı sorgulayan okuyucuma büyük laflar edecek değilim.

Zira onlar beni aşar…

Cezaevinde tutuklu bulunan 97 gazeteci varken ne bayramı?…

Evine ekmek götüremeyen ve iş bulamayan bu kadar meslektaş varken ne bayramı?...

Kaldı ki bayramınızı kutlayan o kadar çok büyüğümüz varken benim bayram kutlamam ne işinize yarar ki?

Yukarıdan aşağıya, sivil resmi bütün bürokratlar bayramınızı kutladı, anlamadım ki başınız göğe mi erdi, bir de ben kutlayayım?

Kaldı ki hepinizin bildiği bir Atasözümüz var:

“Ölü evinde zurna çalınmaz…”

Bu kadar derdin içinde bana bayram filan değil, size bayramsa sizinkini de kutluyorlar efendim…

O kadarlık bayram size yeter…


Not-1: Geçen hafta mesaj yollayarak “seçim döneminde güçlü, itibarlı ve zengin birinden yana yorum” yaptığımı iddia eden “Murat” mahlaslı okuyucum, kimden yana ve ne şekilde yanlı davrandığımı ispatlarsa önce özür diler sonra da utanırım. Ancak eski yazılarımın hiçbiri silinmeden hemen altta duruyor.

Bahsettiği yazı hangisiyse kopyalayıp göndersin lütfen…


Not-2: Hafta içerisinde gündeme düşen ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin statlardan kaldırılarak sadece okullarda kutlanacağı haberi ile ilgili düşüncelerimi önümüzdeki hafta anlatırım inşallah. Yıllarca -farklı sebeplerden de olsa- savunduğum, yazılar yazdığım bir konunun gerçekleşmesi beni de sevindirdi…


Not-3: İlimizde uzun yıllardır görev yapan Milli Eğitim Müdürü Nihat Büyükbaş’ın hükümetin uyguladığı bir sistem çerçevesinde, merkeze müşavir olarak atanması ve yerine İstanbul’dan hiçbir yönetim tecrübesi (il anlamında) olmayan bir ilköğretim okulu müdürünün gelmesi de geçen haftanın konuları arasındaydı.

Son zamanlarda hükümete yaklaşma adına yanlışlar yapsa da ve bu arada AKP’den aday adayı dahi olsa da Nihat Bey’in Elazığ’a bir şeyler kattığına inanlardanım.

Ne diyelim, hayırlı olsun…


Not- 4: Kıbrıs davasına hayatını adayan, bu uğurda bir ömür harcayan Rauf Denktaş’ın vefatından dolayı bütün Türk Dünyasına başsağlığı diliyorum, Allah’ın rahmeti üzerine olsun…



2012-01-16
Bu yazı  845  kere okundu

YORUMLAR

MURAT 2012-01-17
kefalet
Sayın yazar Elazığ belediyesinindeki yolsuzluk iddiasını Türkiye duyarken seçim dönemi tanırım diyerek kefil olduğunuz bir adayın benzer isimli bir davadan ceza aldığı haberi duymamışmıydınız.Gazeteciler zaten görüneni değil,gizli kalanı, bırakılanı yazar ve araştırırlar.Olanı yorumlamayı zaten yüzeyel bilgilerle normal vatandaş da yapar, gazeteci sadece 'gemiyi limana getirenle değil fırtınalarla boğuşanla' daha çok ilgilenir ve sonuçları yazar.Diğerini yapmak 'edebi' yetenek gerektirir ve edebi bilgileri edebiyatçılar ve bu yeteneği öğreten örneğin 'öğretmenler' ve diğer meslek erbapları bilineni yorumlayıp yazabilirler ama gazetecilik farklı bir sorumluluk gerektirir.Sizin yorumlarınızda gerçekten namuslu davrandığınıza inanmakla birlikte gazeteciliğin asli işlevi 'merakı' eksik bıraktığınız inancındayım.saygılarımla.

M. Dursun AKSOY 2012-01-17
Yerden göge kadar haklısın
Yazınızı zevkle okudum. her kelimesine aynen katılıyorum. Evinde ki veya yanıbaşındaki yaşlısına sahip çıkmayanların yaşlılar haftasını, anne ve babasına saygısı olmayanların anneler ve babalar gününü kutlamasını, aranıp sorulmayan gazeteci ve yazarların bayramlarının kutlanmasını kabul etmeyenlerdenim.Çünkü samimi bulmuyorum. Bu nedenle yerden göfe kadar haklısın. Ne diyebilinir ki...

SON YAZILARI

KAVŞAK MESELESİ MHP’DE KONGRESİNİ YAPTI AĞAR’A VEFA TÜRKÇÜLER GÜNÜ SAYACIMA DOKUNMA ÜLKÜCÜLER DÖRT ARTI DÖRT ARTI DÖT ATTI BÜYÜKŞEHİR OLACAKKEN… YİNE BÜYÜKŞEHİR BEN ARARIM SENİ, SEN DE GÖZET BENİ

KÖŞE YAZARLARI

Anketler

Hökümet Elazığ'ı Gocaman şehir yapar mı ?
He Yapar
Yoh yapmaz
Bilmim ki

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

ELAZIĞ METROSU eski ismi cok güzel bir cevap vefat çok iyi

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler