Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 112 kişi var

SAYIN VALİM, SAYIN BELEDİYE BAŞKANIM…

Hadi ÖNAL
Yazara Ait Tüm Yazılar
SAYIN VALİM, SAYIN BELEDİYE BAŞKANIM…

Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım…

Böylesi bir hitap tören başlangıcında ilin en büyük mülki- idari amiri ile yerel yönetim başkanının hazır bulundukları bir topluluk karşısındaki sunucunun ilk cümleleridir.

Tören alanını dolduran insanların huzurunda bu hitap cümleleri ile sunucu programı, konu veya durumu mülki idare amirine arz eder.

Benim konuşmacı olarak arzım elbette Valimiz Sayın Muammer Erol ile Belediye Başkanımız Sayın Süleyman Selmanoğlu’nadır. Ancak, tören alanında tek bir kişi var: İki ayağı, bir eli olmayan ama dimdik ayakta duran, durmasını bilen; muhannete muhtaç olmadan bu güne kadar hayatını idame ettiren el’li ayaklı on binlere örnek olacak biri.

Kim mi bu kişi? Mehmet Ali.

Mehmet Ali, 1946 yılında Elazığ’da iki ayaktan ve bir koldan yoksun olarak dünyaya gelmiş. Anası sarıp sarmalamış bu özürlü evladını da babası bir türlü kabullenememiş. Kâh anasının sırtında kâh kucağında büyümüş Mehmet Ali. Kendisini bildim bileli de ele güne muhtaç olmamak için o tek kolu ve tek eli ile sürdürmüş hayat denilen kavgayı…

Okula gidememiş, nasıl gitsin ki iki ayağı iki eli olanların bile gidemediği bir zamanda. Ama okumayı çok seviyormuş bu özürlü çocuk, çok azimliymiş. Hem eski yazıyı hem de yeni yazıyı bütün imkânsızlıklara rağmen sora öğrene çözmüş küçük yaşlarda.

Ben, Mehmet Ali’yi Elazığ Naibey Mahallesinin Akın Sokağı ile Bağlar sokağının kesiştiği yerde resimli roman kiraya verip, gazete sattığı 70’li yılların sonunda tanıdım.

Bir anası vardı; hani derler ya ağlarsa anam ağlar gayrısı yalan ağlar. İşte gözyaşını içine akıtan, evladı için her türlü fedakârlığa katlanan anayı ben onun nazarında gördüm, tanıdım. Suskun, kendi halinde bir kadıncağız; içi evladı için alev alev yanan bir yürek… Kocası terk etmişti onu bir başka kadınla evlenip. Sebep Memed Ali ‘miydi? İşin o kadarını bilmiyor ya Mehmet Ali öyle anlatmıştı bir defasında. Bana kalsa onu yılın değil yılların anası seçerdim ya neyse. Memed Ali’nin anası her ana gibi üşenmez, gönlü daralmazdı. Her sabah oğlunu sırtına alır, yere serdiği kilime sırtüstü bırakırdı. Memed Ali, o tek kolu, tek eliyle resimli roman satar, ödünç kitap verirdi mahallenin çocuklarına. Sonraları gazete de satmaya başladı. Kışı, yağmurlu günleri hiç sevmezdi Memed Ali. Yağmurlu günlerde kitaplarını altına-üstüne serdiği muşambalarla onları korumaya, ıslatmamaya çalışırdı. Ancak kendisini koruyamazdı ıslanmaktan. Üşür, anasının getirip de önüne koyduğu mangala tek elini uzatır. Eli biraz ısınınca da yüzüne sürerdi.

İlerleyen zaman diliminde Nailbey Mahallesinin Bağlar Sokağı ile Akın sokağının kesiştiği Elektrik dağıtım binasını hemen yanına çerden çöpten bir kulübe yaptırdı kazandığı paralarıyla. Çok uğraştılar zamanında kulübesini yıkmak için. Ama o kuyruğunu omuzlamadı, her bir olumsuzluğa direndi.

Bir de bisikletten bozma tekerlekli bir araba yaptırdı kendisine. Anasının minderlerle beslediği tekerlekli arabasına kurulunca Memed Ali, kendisini öyle mutlu hissediyordu ki bu durumunu yüzünün gülmesinden sağa sola şaka yollu takılmasından hemen belli ediyordu. Anası çoğu zaman yanındaydı. Aş saatini hiç kaçırmıyor; oğluna türlü yemekler yapıyordu. Memed Ali tek eli ile anasının getirdiği yemekleri acele ile yer, anası da başucunda bekler ağzını silerdi.

Dedim ya Memed Ali, okul yüzü görmemişti. Ama o hem eski yazıda hem de yeni yazıda okumayı yazmayı kendi kendine öğrenmişti. Çalışkandı. Okuyordu. Bilgiliydi. Bir gördüğünü, bir duyduğunu bir daha unutmuyordu. Eğer özürlü olmasaydı okula gidebilseydi kim bilir belki de büyük adam olurdu.

Yıllar sonra Memed Ali, kulübesinin tam karşısında komşularının da yardımları ile kendisine bir dükkân yaptırdı. 10–12 metre karelik bir dükkân.

Anası görmedi oğlunun yeni dükkânını. Çok ağladı, Memed Ali anasının ardından. Hala gizli gizli ağladığına şahit oldum birkaç defa. Sorsan “kader” diyordu, evet, kader…

Hayırsever bir vatandaş akü ile çalışan bir araba almıştı Memed Ali’ye. Şükrediyordu Allah’ına Memed Ali. Cuma namazlarına Nail Bey Camisine arabası ile gidiyordu artık.

Bu yıl ağır bir ameliyat geçirdi. Sağlığına kavuştu çok şükür. Aylarca kapalı kaldı ekmek teknesi dolan dükkânı. Geçenlerde yanına uğradım. Yine bisikletten bozma tekerlekli arabasındaydı. Sordum. Gözleri dolu dolu anlattı. Arıza yapmış akülü arabası. Arabayı yaptıracak parası da yokmuş.

Anlattı anlatı, tek eli yana düştü. “Şimdi kim yaptıracak bu arabamı?” dedi.

Evet, aynen böyle dedi; Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım, Kıymetli Hayırseverler…

2009-06-03
Bu yazı  1509  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

ELAZIĞ UZUN ÇARŞI… “KUTLU DOĞUM”UN ARDINDAN SEVGİ KÂİNATTIR FIRAT ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜNÜ ARIYOR 4+4+4 ‘LE NEREYE GİDİYORUZ? 4+4+4 İLE NEYİ HALLETMEYİ DÜŞÜNÜYOR YAHUT DÜŞLÜYORSUNUZ? KURTULUŞ UZAKTA DEĞİL ELAZIĞ’DA BİR HALK KAHRAMANI ŞAHİT HABİBULLAH TÜRK DÜNYASININ BİR TOYUNA DAHA ELAZIĞ EV SAHİPLİĞİ YAPTI ELAZIĞ- BAKÜ KÜLTÜR VE SANAT BULUŞMASI

KÖŞE YAZARLARI

Anketler

Hökümet Elazığ'ı Gocaman şehir yapar mı ?
He Yapar
Yoh yapmaz
Bilmim ki

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

ELAZIĞ METROSU eski ismi cok güzel bir cevap vefat çok iyi

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler