Doğuştan ya da sonradan herhangi bir nedenle bedensel veya ruhsal işlev ve yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybeden bu nedenle sosyal ve toplumsal hayata uyum sağlamada olsun, günlük ihtiyaçlarını karşılamada olsun güçlük çeken; korunmaya, bakıma, iyileştirmeye ihtiyaç duyan kişiye özürlü kişi diyoruz.
Yeryüzü yuvarlağına gözlerini açıp da merhaba diyen her insan, elbette ki bedenen ve ruhen sağlam ve noksansız olmayı ister. Kaldı ki bugün için beden ve ruh bakımından sağlam ve sağlıklı bir kişinin yarınlarda nelerle karşılaşacağını ve hayatının kalan zamanını nasıl geçireceğini kendisi dâhil kimse tahmin edemez.
Bedeni eksiklikleri nedeni ile hareket yetenekleri sınırlı olan veya ruhsal problemlerinden dolayı topluma uyum sağlayamayan insanları oldukları gibi kabul etmek ve onlara gereken ilgi ve ihtimamı göstermek devletin ve her insanın en başta gelen görevi olmalıdır.
Öncelikle özürlü kişilerin kendilerinin "öteki" olmadıklarına inanmaları gerekir. "Ben buyum ve böyleyim, bütün eksikliklerim ile bu toplumun bir ferdiyim." demeleri gerekir. Özürlü kişilerin bedensel veya ruhsal bakımdan eksiği olmayan insanlardan farkı yoktur. Bir kişi kör, sağır, topal, kambur veya kolsuz olabilir. Ancak bu durumu onu yaşadığı toplumdan kendisini soyutlaması için sebep teşkil etmemelidir.
Unutulmamalıdır ki dünyanın bilinen en ünlü oyun yazarı Shakespeare, 4 yıl boyunca ABD yi yöneten efsane başkan Abraham Lincoln, bugün bütün dünyada zevkle dinlenen en güzel müziklerin bestecisi Beethoven, resimleri ile gözlerimizi dinlendiren Renoir, şiirleri ve sesi ile Anadolu insanının gönlünde taht kuran Âşık Veysel birer özürlü insandı. Kendilerine: "Neden ben?" sorusunu sormadan ve korkmadan "ben de varım" demek bu insanlarımızın parolası olmalıdır.
Gelelim esas özürlülere, yani bedensel ve ruhsal noksanlıkları olan insanlara tepeden bakan, onların eksik ve noksanlıklarından dolayı küçümseyen hatta alay edenlere. Esas özürlü olanlar elbette ki bu yapıda ve yaradılışta olan insancıklardır. Özürlü doğmayı veya sonradan özürlü olmayı hiç kimse istemez. Her insanın başına gelebilecek bu durumu kendimiz için düşünmeli, kendimizi özürlü olan kişinin yerine koymalı ve o doğrultuda hareket etmeliyiz.
Tabii bu arada özürlü vatandaşlar için devlete çok büyük görevler düşmektedir. Bu konu savsaklanamaz. Özürlülerin fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin toplum içinde sağlanmak; onların sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğe ilişkin sorunlarının çözümünü sağlamak devletin öncelikli görevi olmalıdır.
Millet ve devlet olarak bu konuda sınıf geçtiğimiz söylenemez. İnsan ve devlet olarak eksilerimiz ve eksikliklerimiz çok.
Geçtiğimiz hafta 10, 11 Mart 2009 tarihlerinde özürlü vatandaşlarımızın yanında onların sorunlarını kendilerine görev addeden 25 yıllık kuruluş Elazığ İşitme Engelliler Spor Kulübü nün düzenleyip sundukları bir gösteriye davetli idik. Belediye Şehir tiyatrosu oyuncularından Ahmet Kılıç ile ilimiz Zafer Dershaneleri öğretmenleri Dinçer Üge, Bilal Polat ın kaleme aldıkları tek perdelik oyunun açılış konuşmasını dernek başkanı Cengiz Doğdu yaptı.. Oyunda özürlü ama normal vatandaşlar ile normal ama özürlü vatandaşların karşılaştırılması yapılmıştı.
Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen bu tek perdelik tiyatro oyununda eser yazarlarının yanı sıra Bilgem Lisesi öğretmeni Hakan Kuzu, beden eğitimi öğretmenleri Hüseyin Erdoğan Nilgün Işık, üniversite öğrencileri Demet Hamiş ,Özlem Erişen, Mustafa Önderci, Özgür Korkmaz, Tamer Tanrısevdi, ve sanat gönüllüsü Ugur Doğan yer almışlardı. Eserde doğuştan ve sonradan özürlü olan kişilerin insanlardan ve devletten beklentileri özlü bir biçimde işlenmiş ve toplumumuzun kanayan bir yarasına parmak basılmıştı.
Başta Elazığ İşitme Engelliler Spor Kulübü nün yöneticilerini ve Başkan Cengiz Doğdu olmak üzere bu eserin yazılmasından oynanmasına kadar her diliminde görev alanları kutluyoruz. Bu eserin sahnelenmesinde yardım ve desteklerinden dolayı Medikal Park Hastanesi ve ilimiz Zafer Dershanelerine de böylesi duyarlı konuya gösterdikleri ilgi ve hassasiyet nedeni ile teşekkür ediyoruz.