24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Her 24 Kasımda fırçasını, boyasını, cilasını alan yetkililer ve de etkililer çıkarlar tören alanlarına yahut meydanlara: “Öğretmenim, senin hakkın ödenmez, ödenemez”, diye. Sonra; “sonra sükût ikrardan gelir” der; yeni bir 24 Kasımda söylenecek sözlerinin yaldızlarını parlatmanın hazırlığını yapmak üzere çekilirler köşelerine.
Ben 38 yıllık öğretmenim. Görev yaptığım süre içerisinde bu kural pek bozulmadı. Bundan sonra da bozulacağı yoktur. Hani bozulmaz dedim de yanlış anlaşılmasın ha! Bozulmaz sözcüğü bozulurun olumsuzudur. Yoksa bozmak bizim devletimizin eğitim anlayışının genlerinde ve geleneğinde var. Bir bakın yazboz tahtasına dönüştürülmüş mevcut eğitim sistemine ne dediğimi kolayca anlarsınız. İşte eğitim sistemimiz gibi öğretmenlerimiz de her geçen gün, geçmişi arayacakları kesin. Somut örnek mi istiyorsunuz? Buyurun, aynı okullarda aynı görevi yapan kadrolu, sözleşmeli diye ikiye ayırdığımız öğretmenler… Her türlü olumsuzlukla cebelleşirken hak ettiğini dünden az alan yüz binler… İnsanca yaşamak için mücadele veren 24 Kasımlarda “ eli öpülecek insan “ , diye hatırlanan mürebbiler; bizim gibi bir köşeye atıldıktan sonra tamamı ile unutulan açlık sınırında cebelleşen emekli öğretmenler. Türk öğretmeninin kaderi, alın yazısıdır bu.
Elbette ki bütün bunlar dün olduğu gibi bugün de Türk öğretmenlerinin bahar yüzlerini soldurmaya yetmez, yetmeyecektir de. Çünkü Türk öğretmeni, maddi dünyanın çok ötesinde insana ve insanlığa ışık taşımak için Yunus sevgisi ile birlikte öğrencilerinin adımlayacağı yollara yüreğini sermiştir. Adı: Ahmet’tir, Ali’dir, Nahit’tir, Mehmet’tir, Oğuz’dur; Emral’dir, Ülkü’dür, Fatma’dır, Şule’dir. Ne olursa olsun onun taşıdığı güğümde ab-ı hayat vardır. O, sınıfının bereketli topraklarında yetişen nadide fidelerini güğümünde taşıdığı ab-ı hayatla bıkmadan usanmadan sular. İster ki ellerine teslim edilen dünyanın en nadide fideleri yarınların Türkiye’sini birer çiçek bahçesi gibi bezesinler. O, mensubu olmakla övündüğü öğretmenlik mesleğinin bedelinin hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyeceğini gayet iyi bilir. O, sorumluluğunun zil ile başlayıp zil ile bitmediğinin farkındadır. O, eğitimin bir insanlık davası olduğunu, ülkelerin varlıklarının da geleceklerinin de onunla şekillendiğini onunla hayat bulduğunun bilincindedir. O; dünü, bugüne; bugünü, yarına bağlayan toplumsal gelişmenin vazgeçilmezi olan eğitimin, ülkesine ve ülkesi insanlarına kimlik ve kişilik kazandıracağının sorumluluğunu omuzlarında hissederek sınıfının kapısını açar. O, ülkesindeki irfan ordusunun bir ferdi olarak üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirirken karşılaşacağı zorluklara göğsünü siper etmesini bilir. Çünkü o; vatan, millet, bayrak ve bağımsızlık sevdasını yüreğinde hisseden insandır.
Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün bu mekteplerin başöğretmenliğini kabulünün bir yıl dönümünü daha kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ben, güçsüzlüğün karşısında demirden bilek; sevgide, şefkatte ana gibi yürek; vatan ve milletin bölünmez bütünlüğünde çelikten yelek; iyiliklere, doğruluklara, güzelliklere çiçekleriyle çelenk olan bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü içtenlikle kutluyor; ebediyete intikal etmiş bütün öğretmenleri de rahmetle anıyorum.
Öğretmenler için yazmış olduğum bir şiirimi de bu güzel günün anısına kendilerine armağan ediyorum.
BEN ÖĞRETMENİM
Ben öğretmenim;
Düşüncelerim,
Pınar suyundan öte.
Sevgim: Hem katığım hem ekmeğim.
İlmin gergefinde ilmik ilmik
Can dokur,
Can örerim.
Ben öğretmenim;
Renkler, güzelliklerim.
Aydınlık derim, ışık derim.
Dostluk için, barış için,
Can kafesimde
Ak kanatlı
Güvercinler beslerim.
Ben öğretmenim;
Bulutlanınca gözleri Mehmet’imin,
Üzüntüsünü
Ta yüreğimde duyar
Hissederim.
Mutluluğum:
Bakışlarındadır Ayşe’min.
Ben öğretmenim;
Bulut olur,
Yağmur olurum.
Anadolu’mun
En ücra köşelerinde açan
Kır çiçeklerini
Can suyumla sular,
Umutlarımla beslerim.
Ben öğretmenim;
Çaresize çare,
Dalsıza dal olurum.
Yorulurum, kırılırım;
Ama eğilmem.
Haksızlığa, adaletsizliğe, zulme, zalime
Boyun eğmem, eğemem.
Yanlışa doğru demem, diyemem
Ben öğretmenim;
Doğruluktur, güzelliktir,
İyiliktir, erdemlerim.
İnsandır, insanlıktır
Önceliklerim.
Gül gönüllerdir hedefim.
Gecenin şerrinden korktuğu için,
Aydınlığa sevdalıdır gözlerim.
Ben öğretmenim;
Göynük’te Akşemsettin
Aziziye’de Nene Hatun
Antep’te Şahin’dir gözlerim.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
Sivrihisar’da Taptuk Emre
Elazığ’da Sıddıka Avar
Kara tahta başında Mustafa Kemal’im.
Ben öğretmenim;
Çocuklarını ülkemin
Vatanları için
Milletleri için
Bağımsızlıkları için bezerim.
Dillerini
Kültürlerini
Al, beyaz renkle süslerim.
Ben öğretmenim;
Kavak ağaçları boyu,
Gülsün diye öğrencilerim;
Peygamberlik mesleğidir,
Mesleğim derim.
Bütün dertlerimi içime gömer,
Her çileye göğüs gererim.
Ben öğretmenim;
Güneşe dönüktür yüzüm,
Hep ona yürür, ona koşarım.
Kalıncaya kadar,
Ayaklarımda derman
Gözümde ferim
Ben öğretmenim;
Bırakacağım bayrağı
Öğrencilerimin
İleriye hep ileriye
Taşıyacaklarından eminim.
Öğrencilerim,
Canlarım benim.
Her biri vatan toprağı kadar aziz
Can çiçeklerim.
Sizde bu inancı gördükçe
Açık gitmez gözlerim.
Ben öğretmenim.
|