ELAZIĞ ÇELENGİ (II)
Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de faaliyet gösteren Ozan Neşriyat ile Elazığ’da faaliyet gösteren Manas Yayıncılığın ortak çalışmaları sonucu bir şehrin yaşayan şairlerinin kardeş bir ülkede kitaplaştırılması gerçekleştirilmişti. Bu, Türk edebiyatında bir ilkti. İşte bu anlamlı ve güzel çalışmanın ürünü olan Elazığ Çelengi kitabının tanıtım toplantısına kitapta şiiri bulunan şairler de davetli idi. Tanıtım toplantısı Bakü’de yapılacaktı.
Toplantıya Elazığlı şairleri temsilen Günerkan Aydoğmuş, Tarık Özcan, Mithat Yılmaz ve ben Hadi Önal; Manas Yayıncılık Koordinatörü Şener Bulut başkanlığında 13 Eylül 2010 pazartesi günü yola çıkıyoruz. Beraberimizde yapılacak bu önemli ve anlamlı toplantıyı kalıcı kılacak iki arkadaşımız da var; fotoğraf ustası Recep Bağcı, kameraman Mehmet Demirelli. Karayolu ile önce Nahcıvan’a oradan da uçakla Bakü’ye gideceğiz. Bütün gece yol alıyoruz: Bingöl - Karlıova - Erzurum nihayet Iğdır il sınırındayız. Alaca karanlık da olsa dev silueti ile Ağrı Dağı gözlerimizi üzerine kilitliyor. Sabahın acelesi yok, ancak bizde efsaneler dağını gündüz gözü ile görme heyecanı ve merakı had safhada.
Sabahın ilk ışıkları ile birlikte üzerinden hiç eksik olmayan karı, zirvesini haleleştiren bulutları, Avrupa’nın ve Türkiye’nin en yüksek dağı olmasının yanı sıra Hz. Nuh’un gemisine ev sahipliği yapmanın ayrıcalığı ile gönüllerde yücelen Ağrı Dağı, tüm heybetini ve güzelliğini gözlerimize içiyor.
Güneşin ilk ışıkları ile birlikte Iğdır’dayız. Anadolu’nun Kafkas kapısı olma özelliğini taşıyan yeşilin her tonu ile bezeli kendi adı ile anılan ovanın doğusunda yer alan Iğdır, Kuzeyde Ermenistan Doğuda Azerbaycan’a bağlı Nahcıvan ve İran ile komşu olan şirin bir ilimiz. Iğdır’da fazla kalamıyoruz. Yolcu yolunda gerek diyoruz. Araç değiştiriyoruz. Oruç, Türkiye Nahcıvan arasında yolcu taşıyan Iğdırlı tecrübeli bir şoför. Ermenistan sınırına paralel olarak uzayan yolda aracımız ilerliyor. Aralık ilçesini geride bırakıyoruz. İşte Aras ve işte Hasret Köprüsü. Ne demişti şair Günerkan Aydoğmuş: “Aynı ikim,aynı toprak, aynı kan/ Aynı türkü kulaklara yayılan/ Bu yanı Kars ,Iğdır, o yan Nahcıvan/ Ümitle örülür hasret köprüsü.
Hasret Köprüsünün bir yanında Türkiye Gümrüğü diğer yanında Nahcıvan gümrüğü. Doğrusu bizim olan gümrüğün izbeliği bizi düşündürüyor. Iğdır valisi hiç mi görmez bu terk edilmişlik duygusu veren görüntüleri diyoruz içimizden.
Gümrük işlemleri tamamlanıyor. Şimdi Nahcıvan topraklarındayız. Güzel bakımlı bir yol. Nahcıvan’a giderken yol kenarlarında dikili ağaçların bakımları ile meşgul olan insanlara rastlıyoruz. Türkiye sınırı ile Nahcıvan arası 90 km.
Nahcıvan Devlet Üniversitesinde Doç. Dr. Haneli Kerimli çok sıcak bir ilgi ile karşılıyor heyetimizi. Rektör Prof. Dr. İsa Habibbeyli Elazığ Fırat Üniversitesi ile çok yakın ilişkiler içerisinde olduğunu ifade ediyor, Fırat Üniversitesi Rektörü Feyzi Bingöl’e selamlarını iletmemizi istiyor.
Uçak yolculuğumuz yaklaşık bir saat sürüyor “ İki devlet bir millet”, diyerek Türkiye ile Azerbaycan kardeşliğinin önemini vurgulayan merhum Haydar Aliyev’in adı ile anılan havaalanında kendilerini Hazar Şiir Akşamlarından tanıdığımız Asif Rustemli karşılıyor bizi. Asif Rustemli’nin yanında orta boylu, orta yaşlı bir beyefendi daha var. Daha sonra Elazığ Çelengi kitabının her türlü giderini karşılayan bu kişinin Şahit Habibullah olduğunu öğreniyoruz. Şahit Habibullah; hareketli, hoşsohbet bir güzel insan…
Hazar Denizi’nin hemen kıyısında, Bakü il merkezine yakın bir otelde konaklıyoruz. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra yemeğe gidiyoruz. Uzun bir zaman diliminde sohbetle süslü Azerbaycan’a has yemek kültürü, heyette olan bütün arkadaşlarımızı etkilemiyor desem yalan olur. Asif Rustemli, bir sonraki günde, yapılacak olan kitap tanıtım toplantısı hakkında bilgi veriyor. Şahit Habibullah, hayat tecrübelerini güzel esprileri ile süsleyerek anlatıyor.
Gözlerimi sabaha kardeş ülke Azerbaycan’da açmak tarifi imkânsız yoğun bir duygu yaşatıyor bana. Bugün 15 Eylül. 15 Eylül’ün Azerbaycan tarihinde çok ayrı bir önemi var. 92 yıl önce bugün, silahsız Azerbaycan Türkü’ne saldıran ve katliama girişen Ermenilere Nuri Paşa’nın Kafkas Orduları ile dur dediği ve Bakü’nün Ermenilerden temizlendiği gün. İşte böylesine anlamlı bir günde önce Azerbaycan Devletinin kurucusu Haydar Aliyev ile eşi Zarife Aliyev’in anıt mezarlarını ziyaret ediyor; karanfiller koyuyor ve Fatiha okuyoruz. Ardından Hazar Denizi’ne nazır bir tepedeki Şehitlik Hiyabanı’nı ziyaret ediyoruz.
Şehitlik Hiyabanı’nın bir yanında 1918 tarihinde ermeni mezalimine son vermek için Bakü’ye giren Kafkas Ordusu şehitleri ki bu şehitlikte iki de Elazığlı can var. Yedeksubay Şevki Efendi ile Timuroğlu Er Hasan… Diğer yanda 1990 yılında ülküsü ve özgürlüğü uğruna göğsünü Rus tanklarına siper ederek can veren yediden yetmişe Azerbaycanlı canların yattığı bir başka uhrevi bir mekân. Her iki şehitliğe de karanfiller koyarak Fatiha okuyoruz.
Nihayet burada bulunuşumuzun asıl sebebi olan Elazığ Çelengi kitap tanıtım toplantısına sıra geliyor. Saatler 11’i gösteriyor. Azerbaycan Milli Kütüphanesinde Elazığ Çelengi kitabının tanıtım toplantısı için ayrılan salon tıklım tıklım. Medeniyet ve Turizm Bakanlığı temsilcileri, Azerbaycan ın şairleri, yazarları, gazete ve televizyonları…
Kafkas İslam Ordusu şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından Azerbaycan Milli Kütüphane direktörü Kerim Tahir katılımcıları selamlıyor. Elazığlı yaşayan şairlerinin şiirlerini Azerbaycan Türkçesine başarı ile aktaran Ozan Yayınevinin yöneticisi, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Öğretim görevlisi Doç. Dr. Asif Rüstemli ile Elazığ Manas Yayınevi koordinatörü Şener Bulut, kitabın hazırlanışı hakkında katılımcılara bilgi veriyorlar. Şener Bulut Elazığlı şairlerin şiirlerinin Azerbaycan’da basılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek Elazığ ve Elazığlı şairler adına teşekkür ediyor.
Medeniyet ve Turizm Bakanlığı adına söz alan kendilerini Hazar Şiir Akşamlarından tanıdığımız Şair Cengiz Alioğlu, Türkiye Azerbaycan kardeşliğinin önemini vurguluyor. Azerbaycan Yazarlar Birliği temsilcisi Reşat Mecit, toplantıya ayrı bir renk katıyor.
Kitabın yayınlanması için her türlü desteği veren kendi tanımı ile demir mühendisi Türk’ün Müjde Tabağı’nın koruyucusu Şahit Habibullah memnuniyetini dile getiriyor.
Türkiye’den davet edilen şairlerin yanı sıra Azerbaycan’dan katılan şairler de duygu ve düşüncelerini şiirleri ile süsleyerek anlatıyorlar.
Toplantının ortalarına doğru salondan bir alkış yükseliyor. Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak evladı vatan ve hasret şairi Elmas Yıldırım’ın biricik oğlu Azer Elmas, İstanbul’dan gelerek toplantıya katılıyor. Yanlarında Bakü’de yaşayan amcağlu Hacağa Almaszade var.
Kardeşlik ne yüce ne büyük bir duygu, yaşamak ve yaşatmak ne güzel…
|