HÜSAMETTİN SEPTİOĞLU
Dünyaya sevgi penceresinden bakan bir güzel insandı Hüsamettin Septioğlu. İyilikti, güzellikti, hoşgörüydü, insandı, insanlıktı sevdası. Her fani gibi o da göçüp gidecekti elbet. O da öyle yaptı bedenen ayrıldı aramızdan; ancak sevenlerinin kalbinde bütün sıcaklığı, sevecenliği ile yaşamaya devam edecek.
Dikeninden şikâyet etmektense gülün kokusundan nasip almaya çalışan; sonsuz derinliklerde kaybolmak yerine güneşin doğuşundaki güzelliği yudumlayan; madde hırsının loşlaştırdığı yalancı cennetteki gölge krallığını, mananın bezediği okyanustaki damlaya tercih eden Hüsamettin Septioğlu yaradılış gayesine uygun yaşadı ve öldü.
O, zengin gönül dünyasının bütün renk ve desenlerini açık, samimi bir üslupla eserlerine aksettiren bir gönül adamı, bir şairdi. Çok zengin bir kelime haznesi vardı. Aldığı medrese tahsili, Arap ve Fars dillerine hâkimiyeti, onu Divan Edebiyatı türünde şiir yazmaya yöneltmişti. Şirazi ve Fuzuli’den etkilendiğini kendisi de ifade etmiştir. Nakşi mahlası ile şiirlerini kaleme alan Hüsamettin Septioğlu, şiirlerini,“Gönül Bağı Nakşi’den Şiirler I, II, III ,IV” adlı seri kitaplarında topladı. “Dalda gör, dalda gör/ Nakşi gülü dalda gör/ Vurgun nedir bilmezsen/ Bir denize dalda gör” diyen Hüsamettin Septioğlu daldığı tasavvuf deryasının med ve cezirleri ile süslediği şiirlerinde Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, insan sevgisini ön plana çıkardı.
Yaz duvara, yaz duvara
Yazın varsa yaz duvara
Gün gelir ki kıymet bulur
Nakşi yazın yaz duvara
Diyen Hüsamettin Septioğlu, yazdı ve elveda dedi sevenlerine. Manas Kültür ve Gönül Evi bir güzide insanını daha kaybetti. Bizler, Allah rahmet etsin, mekânın cennet olsun Hüsamettin Septioğlu diyor ve onu yazığı bir şiir ile ebedi âleme uğurluyoruz.
Ruhu şad olsun.
Mihman edemem artık gönülde yer kalmamış
Sağalsa da bu yaram bende mecal kalmamış
Deşt-i cünuna dönmüş gönülde gülşenimiz
Tefettüş edip gördüm aşktan eser kalmamış
Nevruz-u bahar geçmiş gönülde yok tahammül
Terk etmiş bağı bağban öten bülbül kalmamış
Tir-i mujganın ey gül vurmanın gereği yok
Yara açmanız için sinemde yer kalmamı
Mecruh-i sinem için tabip gelmen nafile
Bilirim dersin bana derde derman kalmamış
Nevres o gülü sordum piri muğana bir gün
Ah çekip dedi bezme değer veren kalmamış
Kederden mi nedendir bülbül tutmaz teganni
Sevinsin gül dikeni bûy veren gül kalmamış
İştiyak-i gönüldür bûy veren güle karşı
Gül koklamam nafile dudakta nem kalmamı
Divan edebiyatı ehli irfan ürünü
O günkü şairlere bu gün rağbet kalmamış
İnci tanesi gibi Nakşi olsa sözlerin
Mana mefhumu bilip takdir eden kalmamış
|