|
PEKİİ FATMA GÜLÜN SUÇU NE?
PEKİİ FATMA GÜLÜN SUÇU NE?
Şöyle Elâzığ’ımıza bakıyorum da bizler neler neler çekiyoruz. Baksanıza belediyemizin hizmetlerine mahallelerimizin durumu ortada sokaklarımız, yollarımız, kaldırımlarımız içler açısı geçenlerde bir dostumla konuşurken sıfır araba almak akıl karı değil dediğimde haklısın kardeş insanın canı acıyor şu yollarda araba kullanmaya dedi. Daha kış gelmedi ya kış geldiğinde bu yolların hali nice olur Allah bilir. Eskiden başkan bey yolları çiçeklerle donatırdı kaldırımlar ağaçlarla bezenirdi ama son zamanlarda yenilerini bırak ekilenler sulanmıyor adeta kurumaya terk ediliyor. Hani insanın aklına bu sulama işlerinin ihalesi mi yapılmadı diye geliyor ama arada bir özel kamyonların bazen ağaçları çiçekleri suladığını görmüyor da değiliz.
Nedendir bilinmez (!) bu olumsuzluklar ama biz yine de yetkililerimizden bu sorunlara çözümün mutlaka geleceği ümidini kaybetmeyelim.
İnsanız tabii bizlerde nefis taşıyoruz ve yer yer bu nefsimizin isteklerine de uyuyoruz. Nefislerimizin tatminini istiyoruz. Önümüzdeki kısa dönemde seçim sathına gireceğiz bu seçim döneminde insanlar bir şeylerden memnun olacak bir şeylerden de rahatsızlığını dile getirecek. Hani diyorum bari bunları düşünerek yetkilerimizi kullansak hizmetlerimizi etsek diye. Zira Elazığ sosyolojik açıdan incelendiğinde politik olarak kamplaşmaya taraf olmaya pek alışık değildir. İnsanımız o dönemde rüzgar hangi yönden eserse o rüzgarın etkisinde kalabilir ki kalıyor da. Bu durumu iyi analiz etmek lazım. Zannedilmesin kii eskisi gibi olacak. Artık insanımız seçeceği insanın kişisel özelliklerini yeteneklerini, yaptıklarını ve kapasitesini iyi inceliyorlar. Hele proje çok önemli memleketine artı değer olarak ne katabilir? Bunların hesabını iyi yapmak lazım. Naçizane bu yazdıklarımı kulak ardı etmeyin derim.
Devlet imkanlarıyla çeşitli müdürlükler eliyle yardımlar hibeler yapılmaktadır. Bu yapılan yardım ve hibelerin kimlere yapıldığı da çok önemli zira bir bayram havasıyla dağıtılanlar basın yayın organları tarafından anında halkımıza duyurulmaktadır. Koca kuzovanın suyu kesiliyor, ilçelere hak edilen hizmetler gitmiyor, belediyeler çalışamaz oluyor hizmet veremez duruma getiriliyor. Hele belde belediyelerin durumu içler acısı.
Bu yaz sebzecilikle uğraşan ağmezralılar sebzesini tarlada bırakmak zorunda kalmışlardır. Bağlarda üzümler ha keza. Tarlalarda karpuz kavun hak getire. Verimsiz bir sezon ve çiftçinin hali perişan…
Kim şimdi bu insanlara yardım elini uzatacak kim kredilerini erteleyecek kim bunlara kredi verecek, bu insanlar bir sonraki sezona kadar nasıl geçinecekler? Bunu bilen buna çözüm üreten var mı? bilmem. Sonrada seçimler olacak ve adı namı olanlar aday olacak birkaç iddialı sözler birkaç asılsız vaatle karşımıza çıkacaklar. Artık nam istenmiyor, hele hele “şeyh uçmaz mürid uçurur” sözüne mazhar kişilerin durumları nice olur bilemem. Aday olacak kişiye insanımız ulaşmak istiyor her yönüyle ulaşmak istiyor her kesimdeki insanın ulaşabileceği bir aday istiyor, ekibi olan projeleri olan kendisinden birini istiyor. Umarın seçim sürecine hazırlanan partiler bunları göz önüne alırlar.
Genel merkez atamasıyla gelen insanların şansı bile yok zaten. Bu sürece hazırlanırken bölücü değil toparlayıcı, ayrımcı değil birleştirici, tepeden bakan değil halktan olan, partizan değil demokrat adaylarla projeleriyle girerlerse hem o parti hem de Elazığ kazanacaktır. Zira geçmişteki gibi ince hesaplar yapıp masa başında pazarlıklarla birilerini transferle getirilirse hizmetler aksayacak kaybeden yine Elazığ ve Elazığlı olacaktır.
Bu güne kadar komşu şehirler devletten bir çok imkan alırken şehirlerinin çehresini değiştirirken bizler hep onlara bakakaldık. O şehirlerdeki sanayici teşviklerle beslenip büyürken bizler organize sanayide fabrikalar kapatmaya başladık. Onlar yeni fabrikalar açarak işsizlerine iş buluyorken bizler kahvehaneleri doldurmaya devam ettik. Çiftçimiz esnafımız da aynı kaderde.
Bunlar bizim kaderimiz bunu anladık da peki Fatma gülün suçu ne?
|
 |
2010-10-23 |
|
Bu yazı |
1419 |
kere okundu |
|
|