Bir önceki yazımızda “Kimin Muhatabıymış...” diye başlayan ve içeriğinde de şu veciz sözü kullandığımız yazı...
Şehit haberleri gelmeye başlayınca ve mayın tarlasına dönüştürülmüş ülkemin şerefli askerleri mayınlara kurban edilirken bir kez daha yazayım istedim.
O sözü bir kez tekrar edelim...
``Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onunda aslı ayrandır.``
Bizler; dün büyüklerimizin anlattığı hikayelerle büyüdük, yarınlarımız olan çocuklarımıza da aynı hikayeleri anlatarak ders almasını isteriz çocuklarımızın da....
Bugün harfine dokunmadan bir arkadaşımın bilgi olarak bana gönderdiği yazıyı ekleyeceğim. Umarım herkes heybesine bir şeyler ekler...
Bu yazı, okurken sonucundan misal çıkarılacak bir hikaye gibi görünse de o kadar basit olmayıp, üzerinde derinlemesine düşünmek gereken bir konudur. (Bu konuda yetki sahibi olmadığım için, eğer bir yanlışım varsa ve olursa, lütfen yetki sahipleri ama gerçek ve ehliyetli yetki sahipleri... beni düzeltsinler) ASLINA HU...NESLİNE HU...Öncelikle nedir bu HU...Allah ismi; toplayan yani cem eden bir isimdir. Biraz açalım; Allah demek Allah’ın hem Zatını, hem vasıflarını, hem de sayısız özelliklerini içeren, anlamında toplayan bir isimdir. Allah ismiyle işaret edilen Zatın hüviyetine ise HU ismi işaret etmektedir. Bu konuda Abdülkadiri Geylani Hz de: "Allah" isminin sonundaki "H" harfi hüviyeti Zata işaret eder ki,bunu "HU" ismi olarak bilir ve bu hususa da "HU" ismiyle işaret ederiz der. Mevlevi dergahlarında "HU" veya "YA HU" çok kullanıla gelmiştir. Herkes aslına çeker ama şaptan da asla olmaz şeker... Asalet genetik bir kavramdır. Genetik ise insan ruhunun genel yapısını oluşturur. Gerek hastalıklarda olsun, gerek şefkat ve merhamette olsun, düşünce yapısı ve hatta vatan sevgisinde bile durum aynıdır ve değişmez...Bir kimsenin adını değiştirmesi, beyninin ve yüreğinin hatta ruhunun değişmesi anlamına da gelmez... "Kırk yıllık Kani hiç olur mu Yani" deyimi bunu açıklar niteliktedir... "Ohannes Bakıryan" adında bir soysuz vardı ve adını "Orhan Bakır" olarak değiştirmişti. 12 Eylül 1980 sıraları... İhanet şebekelerinin içerisinde lider kadrodaydı ve THKP/C militanıydı. Yakalanıp, Buca Askeri Cezaevine konulur. Tedavisi dönüşü yolda aracın yolu kesilerek, jandarmalar şehit edilir ve kaçırılır. Görülüyor ki ihanet genlerinde mevcut ve adının bir Türk ismi olarak değiştirilmesi haine bir vatan sevgisi aşılayamamış...Bu da gösteriyor ki maalesef şaptan şeker olmuyor ve herkes aslına çekiyor... Yazının konusu ile açıklarsak ASLINA HU...NESLİNE HU... oluyor. Haddimi aşmak istemem ama konu yazarı değerli kardeşim Tunahan ın ve site yetkililerinin hoşgörülerine sığınarak, konu ile ilgili ikinci bir olay aktarmak isterim; kısaca. Kurtuluş Savaşı yılları…Olay Malatya Arapgir, Kozluk Çayı Meydan köprüsünde geçer. Sergeli Mustafa amca, Sergeden şehre gelir. Yanında üç-beş ziynet eşyası vardır. Arapgir de kuyumcu yok ama Mireşoğlu Sarkosyan bu işi evinde yapmaktadır. Ziyneti bozdurur ve evinin eksiğini tamamlayıp dönerken köprüde eşkiya yolunu keser. Neyin varsa ortaya koy ve çek git! Değilse hem malını hem de canını alırız der. Mustafa amca düşünür; ülke savaşta, yeni evil üstelik her yer eşkıya kaynıyor ne yapsın? Nesi varsa bırakır ortaya. Eşkiya: Sen altınlarını satıp ta şu kadar almadın mı Mireşoğlu Sarkosyan dan? Hepsi bu mu? Deyince; Mustafa amca , sen kimlerdensin der. Eşkıya, Aşukkalı Fahrinin oğluyum der. Deden kimlerdendi? Der Mustafa amca. Eşkıya, sinirli bir şekilde: Peküsülü Salih der, ne olacak? Mustafa amca, bak elimde avucumda ne varsa aldın bir şey daha sorup gideceğim der. Sor bakalım der eşkiya. Peki, dedenin dedesi kimlerdendi der Mustafa amca. Eşkıya: "Minasgilin Artin" derlermiş dedemin dedesine deyince, Mustafa amca kıbleye dönüp diz çöker, ellerini kaldırır ve: Allah’ım, sana hamdı senalar olsun ki "TÜRK" değillermiş. Der ve yolu tutar... Mustafa amca 2002 yılının Nisan ayında; kendisi, kayınvalidesi ve çocuğu telle boğulup, tahra ile parçalanarak vahşice katledildiler. Katilleri kimmiydi? İş verdikleri, ev ve ekmek verdikleri yanlarında çalışan üç kişiydiler….İşte ASLINA HU... NESLİNE HU...
Biz hiçbir zaman etnik faşizanlık yapmadık, yapmayız da, lakin Atalarımız bir şey daha demiştir.
Yeminine bakıp insana inanma; insana bakıp yeminine inan.