Seyretmek mi Gerek
İçiniz kaldırıyorsa olanları seyredebilirsiniz
yada yitirmişseniz belli değerlerinizi
sadece izlersiniz, acıları ve gözyaşlarını...
Çıkarların, hesapların, ayak oyunlarının, üç kağıtların; böylesine açık, böylesine fütursuz, böylesine korkusuz olarak; ülkemin aydınlık geleceğinin, fedakar insanlarının, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının, hürriyet ve istiklalinin, emeğinin ve alın terinin,cumhuriyetin temel niteliklerinin velhasıl tüm değerlerimizin üzerinde sergilendiği bir ortamda, oturup,
bir yabancı gibi.....
bir uzaylı gibi.....
her şeyi uzaktan seyretmek mümkün müdür?
Mehmetçiklerimizin her gün aziz naaşları; kahpece düzenlenen, mayın, baskın, sabotaj saldırılırıyla, kendi ülkemizin içinden ve dışından ay yıldızlı bayraklar içinde gelirken ve onların cenaze
namazlarında, saf tutmaktan başka bir şey yapamazken, her şeyi bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi, oturup uzaktan seyretmek mi gerek?
Millet olma ve bir olma gibi değerlerimizin ortak paydası olan Bayrağın, Ezanın, Vatanın, Üniter Devlet yapısının, Laikliğin, Dinin, Dilin, Şanlı Tarihin, Demokrasinin, Mehmetçiğin, Şehitliğin, Gaziliğin, Hukukun, Siyasetin; dış güçlerin ve yerli işbirlikçilerinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde, yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir orta oyunu oynanırken, susmak ve oturup seyretmek mi gerek?
Vatandaşın özgür iradesi; parayla, korkuyla, kültür emperyalizminin bütün argümanları kullanılarak; cehaletle yüz yüze bırakılarak, senelerdir işsizlik ve açlıkla terbiye edilerek;
özgür basını, yandaşları medya patronları aracılığı ile satın alarak, yetmediğinde yazarları kovalayarak, gerektiğinde de katletmek suretiyle susturarak; ekonomiyi sürekli borçlandırıp istifa ettirerek; seçim sandığına gömdürülürken seyretmek mi gerek?
Asırlardır bizi bir arada tutan; kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, yoksulu düşkünü, koruyup kollama, ahlak, gelenek, töre, anane, aidiyet duygusu, hoşgörü, konukseverlik, Allah korkusu, vicdan, büyüğe saygı, dürüstlük, iyi niyet gibi bütün ulvi değerler, didik didik edilerek yozlaştırılırken; bu suretle zihinlere "Her koyun kendi bacağından asılır", "Gemisini kurtaran kaptandır", "At binenin, kılıç kuşananın" zihniyeti şırınga edilerek, bireyin çıkarı toplumun çıkarının önündedir, şeklindeki liberalizmin en temel ilkesi adeta zorla dayatılırken seyretmek mi gerek?
Anayasal düzenlemeleri eksik yaparak, kanunlarının yetersiz ve uygulamalarının eksik olması; kanunların toplumun sosyal hayatının ve kültür yapısına uygun yapılmaması; devletin iç politikasının milletle bütünleşmemiş güçsüz bir yapıya oturtulması ve milleti tatmin edecek şekilde hizmet etmemesi; yeniliklerin çağın ve teknolojinin gereklerine uygun, milletin özelliklerine paralel yapılmaması; devletin uluslararası itibarının yükseltilmemesi; devletin diğer devletlerle siyasi ilişkilerinde ve antlaşmalarında menfaatlerini koruma kabiliyetine sahip olmaması; uluslararası ittifak ve kuruluşlarda etkin rol almaması; aynı zamanda diplomatik alanda hareket serbestliği çapının daraltılması; devleti yönetenlerin siyasi ve diplomatik bilgi ve tecrübelerini zayıf olması için planlı bir oyun oynanarak; ulusal ve uluslararası siyasetimiz dibe vurdurulurken; siyasal sistemimiz işlemez hale getirilirken; devlet yönetiminin demokratik yapısı iflas ettirilirken seyretmek mi gerek?
Milli güvenliğimize yönelik; tehdit, baskı, bunalım yaratma, müdahale, kışkırtma, terör olayları, psikolojik harekat ve soğuk savaş gibi düşmanca hareketler artarak devam ederken; bu harekatları bertaraf edecek tek caydırıcı gücümüz ve Türk Milletinin gözbebeği ve yegane güven kaynağı olan şanlı ordumuzun disiplinini bozma, teknolojik imkan ve kabiliyetlerini geriletme, siyasete bulaştırma, Türk Milleti ile olan gönül bağını zayıflatma, profesyonel olması bahanesiyle sayısal olarak azaltma, ulufe isteyen Yeniçeri ordusu durumuna düşürme girişimlerinin yoğunlaştığı bir süreçte olanları seyretmek mi gerek?
Ekonomimizin iflas ettirilmesi maksadıyla; öz kaynaklarımızın devamlılığına sekte vurularak yetersiz hale getirildiği; kaynakların işlenmesini sağlayan endüstriyel kapasite, sanayi alt yapısı ve nitelikli insan gücünün zayıf bırakılmaya çalışıldığı; ihracat ve ithalat dengesinin sürekli bozuk tutulmak için gayret gösterildiği; her türlü ulaşım alt yapısının yetersiz bırakıldığı; çağdaş bir ekonomik sisteme sahip olunmaması için her türlü oyunun oynandığı; yer altı yer üstü kaynaklarımızın verimsiz ve palansız kullanıldığı; teknoloji ve bilişimde dünya standartlarının göz ardı edildiği; dünyada ki pazar payının azaltılmaya çalışıldığı; ateşten bir gömleğin sırtımıza giydirilmeye çaba gösterildiğini göz göre göre seyretmek mi gerek?
Gerek sosyo-ekonomik ve gerekse bölgesel demografik yapının yani; Nüfusumuzun, coğrafyamızın, bilimsel yapımızın ve sahip olduğumuz her şeyin ama her şeyin, bizim irademiz dışında, yavaş yavaş dış güçlerin kontrolüne geçtiğini seyretmek mi gerek?
Bu seyir bu şekilde devam ettiği müddetçe; bizi bekleyen hazin sonu da çok yakında seyredeceğimizi söylemek hiç kimseyi şaşırtmamalıdır.
Peki bu nasıl başarıldı?
Halk devletten neden ümidini kesti?
Millet devletten nasıl soğutuldu?
Devletin sosyal güvenlik sistemi denilen şefkat eli, maddi kaynakları kesilerek; devletin iç güvenlik sistemi denilen emniyet sistemi devreye sokularak sopalı eli haline getirildi.
Devlet kapısı; dertlere çözüm bulunulan yer olmaktan çıkarılarak, halkın dertlerine yeni dertler ekleyen bir kapı haline getirildi.
Devlet organize bir kurum olmaktan çıkarılarak, imece bir kurum durumuna düşürüldü.
Devletin bütün organları çözüm bulan değil, çözüm üreten teşkiller şeklinde teşkilatlandırıldı.
Devlet üreten değil, üretilenden vergi alan ve alınan vergiyi de topluma değil, kişilere paylaştıran bir yapıya oturtuldu.
Devlet kişilerin yasal olmayan hak paylaşımlarında hakem rolünden çıkarılarak, daha güçlünün yanında yer alacak şekilde çaresiz bırakıldı.
Devlet kara paranın aklandığı bankalara benzetildi.
Devletin eylemleri; güvenin yerine kuşkunun, hukukun yerine mafyanın, eğitimin yerine cehaletin hakim olmasını sağlayacak şekilde yönlendirildi.
Devlet çıkar gruplarının çıkarlarını teminat altına alacak, milletin kontrol etmesini önleyecek şekilde restorasyona tabi tutuldu.
Milletin bir ferdi olarak devletten umudunu kestiği için herkes seyrediyor ve susuyor...
Oysa yürekler görüyor ve haykırıyor.
Görüyorum;
yabancı ellerin, beni bu toprağa bağlayan damarlarıma, şırıngalarıyla mekik gibi çalıştığını.
Görüyorum;
suskunluğu, gafleti, delaleti ve işbirliğinin renkli maskesini.
Görüyorum;
ihanetin büyüklüğünü ve elmalı şeker gibi çocuklarıma yani geleceğime başbakanın ellerinden oyuncaklarla dağıtıldığını.
Görüyorum;
özgürlüğümün uzatıldığı musalla taşını...
Işıkların birer birer karartıldığını ve mendillerin ıslak ıslak çöpe atıldığını..
Görüyorum;
annelerin yüzündeki endişeyi ve her gün biraz daha büyüyen şehit mezarlıklarını...
Ve gören gözlerimi dağlıyorum kanlı yaşlarla...
Hiç bir şey yapamamanın acısıyla...
Yapamamanın ve sadece seyredebilmenin utancıyla....
AMA BİLİYORUM VE İMAN EDİYORUM Kİ BU NECİP MİLLET BİRGÜN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMANIN GEREKLERİNİ ANLAYACAKTIR.......