Deðiþim, hareket, yer deðiþtirme veya bir durumdan diðer bir duruma geçiþ, geliþme, büyüme, kalkýnma geleneklerinin, kalýplaþmýþ eski düþünce sistemlerinin ve atalardan kalma yaþantý þekillerinin terk edilmesi, daha yüksek bir verimlilik ve etkenlik derecesinin gerçekleþtirilmesi gibi sayýlabilir. Bunun yanýnda daha birçok tanýmlama yapýlabilir.
Örgütsel deðiþim ise, örgüttün yeni bir düþünce veya davranýþ biçimine uyum saðlamasý, adapte olmasýdýr. Örgütün çeþitli alt sistem ve boyutlarý ile bunlar arasýndaki iliþkilerde meydana gelebilecek her türlü deðiþikliðe örgütsel deðiþim adý verilir.
Þimdi akla gelen, bu tanýmlar neden verildi olabilir. Statükoyu da tanýmlayalým sonra nedenlerini vermeye çalýþýrýz inþallah. Çünkü deðiþim mi, statüko mu ülke gündemindedir irdelemek için önce tanýmlarý vermek gerekir diye düþünüyorum.
Türk Dil Kurumunun tanýmýna göre Statüko, Yürürlükte bulunan antlaþmalara göre olmasý gereken veya süregelen durum olarak verilmiþtir. Statüko denilirken genellikle yerleþik bir sistem, yapý ve düzenleme kastedilir. Bugün yeryüzünde yerel veya ulusal sistemleri ifade eden statükolarýn yaný sýra bir de global statüko bulunmaktadýr. Bu statükonun birtakým hakim güçleri olduðu gibi muhtelif organizasyonlarý da bulunmaktadýr. Ayrýca kendilerini göstermeyen ama hakim güçlere perde arkasýndan yön veren "derin güçler" yer almaktadýr. Çaðýmýzda paranýn, ekonomik gücün etkisi arttýðýndan perde arkasýndan iþ yapan bu güçler daha çok ekonomik alandaki sultalarýný kullanmak suretiyle global statükonun saltanatýný ellerinde tutan hakim güçleri etkileyebilmektedirler. Bunlar da genellikle "lobiler" olarak bilinir. Global statükonun da bir yasal düzenlemesi mevcuttur. Ama bu düzenleme güç merkezleri için geçerli deðildir.
Þimdi asýl konumuza girebiliriz diye düþünüyorum. Çünkü bu tanýmlarý yazmadan önce bayaðý bir kaynak taramasý yaptým ve Türkiye de siyaset, deðiþime mi yoksa statükoya mý raðbet eder diye sorgulamaya baþladým. Bu deðerlendirmelerimi de bu köþeden sizlerle paylaþmak istedim.
12 eylül sonrasý 1980 li yýllarda ANAP, 28 þubat sonrasý da AKP statüko gereði ortaya çýkmýþ ve daha sonra ise deðiþim adý altýnda yapýlarýný devam ettirmeye çalýþmýþlardýr. Evet bu süreci ANAP tamamlayamadýðýndan dolayý bugün bir tabela partisi konumunda kalmýþtýr. AKP ise deðiþim sürecini korku, endiþe ve gerilim üzerine inþa etmiþtir ve bu durum hala daha süregelmektedir. Son seçim stratejilerini de bu üç durum üzerine belirlemiþtir. Bazý bölgelerde, illerde "oyumuz bölünürse falan parti gelebilir" mantýðý ile insanlarýn iradelerini "deðiþimi savunmalarýna raðmen statükocu" zihniyetle yöneltmiþlerdir. Bu partilerin ideolojilerinde kendilerini ifade eden bir açýlýmda söz konusu deðildir. Mutlaka "dýþardan ýsmarlama" birtakým görüþler mevcuttur. Global zihniyetin tam manasýyla resmi uygulayýcý partileri olmuþlardýr ki bunlarý zaten ortaya koyduklarý kökü dýþarýda olan BOP gibi projelerle de göstermektedirler. Ana hedefleri kendi ülkelerini geliþtirmek denilse de icraatlarý bunun tam tersinedir. Kendi bünyesinden yönetici, karar verici çýkartamamýþ ve global zihniyetin eserleri olan açýlýmlara, kiþilere yönelmiþlerdir. Güvenirliklerini yine dýþ destekli bir süreç izleyerek kabul ettirmeyi hedeflemiþlerdir. Gerek ekonomik ve gerekse siyasi çözümlemeleri mutlaka ýsmarlama zihniyetle aþmayý planlamýþlardýr.
Evet bu tespitlerden sonra, seçim stratejilerini ve siyasi söylemlerini; uygulamalarýyla beraber ele alýnca bayaðý bir yüksek oranda haklýlýðýmýz ortaya çýkmaktadýr.
Ýlerleyen zaman içinde bahsettiðim durumlarý iyi gözlemlemenizi ve deðerlendirmelerinizi yorumlar kýsmýnda beklediðimi bilmenizi isterim. Bu tespitlerinizle belki daha iyi bir deðerlendirme yapma fýrsatý doðabilir.
Saygý, sevgi ve muhabbet ile...