SAHİPSİZ ELAZIĞ...
Demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından birisi de gerek yerel ve gerekse genel seçimlerdir. Bu seçimlerde vatandaş olarak biz hem yerel yönetimlerde ve hem de genel seçimlerde hizmet noktasında en iyi hizmeti verebileceğine inandığımız adaylara gider oy verir ve bir dahaki seçimlere kadar da yan gelir yatarız.
İddiamızda vardır bizim seçtiklerimiz hiçbir zaman bizi dolayısıyla da Elazığ’ı mahcup etmemişlerdir diye.
Doğrudur zaman zaman böyle kişileri seçmişizdir...
Yiğit namıyla anılır derler ya hatta biz onlara amiyane tabiriyle lakapta takmışızdır , mesela beşibirli, muhteşem, göbekçi, güllü gibi...Bu lakaplar Elazığlının kadirşinaslığındandır yoksa kötü niyette yoktur sanıldığı gibi...
Elazığ’ın diğer illere göre kalkınmışlığında söz sahibi olmuşlardır ama biz Elazığlılar yinede nankörlük etmişizdir! Bu zat-ı muhteremlere..
Yıllarca gece gündüz bu şehir için kendini paralayan insanlara lakaplar takmışızdır...
Elazığlının kalp gözünün kapandığının, ferasetinin bağlandığının! Bir göstergesidir bu tür davranışlar...
Sanırım yazılanlardan fazla bir şey anlamadınız yeriyor muyum, övüyor muyum ama inanıyorum ki o zatı-ı muhteremler benim derdimi anlıyorlardır...
Neyse fazla översen nefsine hoş gider ve şımarırlar; büyüklerimiz sakın nefsine hoş giden sözlerle muhataplarınızı yad etmeyin derlerdi. Bunun yanında hatalarını eksiklerini de söylemek için ise zaman kaybetmeyin ola ki yanlıştan dönmelerine vesile olursunuz derlerdi. İkinci şık akla yatkın değil mi...
O zaman dile getirmeye başlayalım hem de şiddetli bir şekilde...
Öncelikle Elazığ’ın vekilleriyle başlamak gerek diye düşünüyorum...neden mi?
Bizler bu vekilleri seçip meclise gönderirken Elazığ’a Elazığlıya sahip çıkacağını düşünüyorduk ve ümidimiz de bu yönde idi. lakin çok yanılmışız...
Eğer bu düşüncemin ark niyetli olduğunu düşünüyorsanız tek bir olayı aktarmam sanırım yeterli olacaktır.
Yakın zamanda Elazığ’daki problemleri mecliste gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak soru önergeleriyle gündeme getiren maalesef ki sayın Elazığlı vekillerimiz değillerdi ve geçenlerde bu şehrin gerçek vekilleri diye de basında ifşa edildi bu haber...
Kimlerdi peki...
Bir defada bu sütunda biz yad edelim o değerli şahsiyetleri....
TBMM’de temsil edilen CHP Ardahan Milletvekili Ensar öğüt 11, CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel 5, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 1, CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ise 2 adet Elazığ’la ilgili TBMM’ye soru önergesi verdiler. Öte yandan Elazığ’ın 5 milletvekilinin ise ne Elazığ için ne de başka bir şehir için yazılı ve sözlü olarak hiçbir önerge vermedikleri ortaya çıktı.
Evet basında aynen böyle çıktı bu haber...
Sahi biz genel seçimlerde yukarıda isimleri zikredilen vekillere mi oy verdik...
sahiden çok mu insafsız yazıyoruz bu sütunlardan, eleştirinin ve değerlendirmenin dozunu mu kaçırıyoruz, yoksa az mı yazıyoruz....
gelişmişliğin ölçüleri bellidir il olarak ve bu kriterlerin ne kadar bir oranı gerçekleşmiştir. Hangi yatırımları yapmışlardır yada şehre gelmesine vesile olmuşlardır. Sosyal, kültürel ve ekonomik yönden bu şehrin en belirgin yatırım göstergelerini sıralamak isterdim ama olmadığı için çok üzgünüm...
sahi bizim vekillerimiz ne yaparlar. Mecliste hangi yatırımları Elazığ’a kazandırmanın gayreti içindeler, hangi kurumları ve kuruluşları şehre getirmişlerdir!
Yok yok soruyu yanlış sordum. Değerli okuyucularımdan özür diliyorum.. doğrusu şöyle olmalıydı.
Bölge illere yapılan ve aynı zamanda bizimde talip olduğumuz kaç kurum, kuruluşu elini sertçe masaya vurarak “sayın yetkili bakanım, sayın başbakanım sizden istirham ediyorum bölgede her ilden daha çok stratejik öneme haiz olan, her zaman sizin ve partinizin gururla örnek göstereceği il olan Elazığ ve Elazığlı teveccühlerinize mahzar olmak istiyor lütfen bu yatırımları Elazığ’dan esirgemeyiniz.” Nedenler ve niçinler konusunda da sıkıntı çekmezdiniz sayın vekillerimiz! Sokaklarda vatandaşlarla konuşmuş olsaydınız eğer!
Ama bir haber vereyim...
Haberiniz olmayabilir yada hadi canım sende!! öyle bir durum mümkün mü? Diye kulak ardı edebilirsiniz.
Ben yine sizleri seviyorum, sayıyorum. Bu duygularıma binaen uyarma gereği duyuyorum. Kötü bir niyetim yoktur...
Sonar kamuoyu araştırma şirketi kimindir, yada kimlerin yakın akrabalarının yönetimindedir bilirsiniz. Son yapılan bir ankette çıkan sonuç ilginizi çok çekecektir eminim...
Ben oranı vereyim siz diğer değerlendirmeleri nasılsa ele geçirirsiniz o şirketten.
Yüzde 34, bu oranı elde ettikleri tarih sürecini de vereyim hadi...
Son bir ay içinde yapılmıştır bu anket ve genel seçimlerdeki bu şirketin seçim değerlendirmelerini de yazarak dikkatinizi ve benim iyi niyetimi bir kez daha belirteyim.
Son genel seçimlerde bu şirket sizin oyunuzu yüzde 52 çıkartmıştı ve yanılma payı bayağı yüksek, şimdi son yapılan ankete göre siz oyunuzun şu anki durumunu yanılma payını yine aynı oranda alarak değerlendirin. Nede olsa anketi yapan şirketin yöneticileri sizin partinizin vekillerinin yakın akrabaları....
Benim size olan samimiyetim nasıl algılanıyorsa okuyanlar tarafından biliniz ki sizin Elazığ ve Elazığlının problemlerine eğilmenizdeki samimiyette aynı şekilde algılanıyordur.
Bu sonuça varmak için öyle kahin olmaya da gerek yok..
Çıkın Elazığ’ın sokaklarına ve vatandaşlarla konuşun yeter...
Hani yazımın başında da belirttim ve öncelik olarak bu ilin yönetici yada temsilcilerinden bahsedeceğimi belirttim.
Bu yazımda vekillerimizi ele aldık ve bir dahaki yazımda da yine demokrasinin gereklerinden birisi olan seçimle, bu şehrin yönetiminde söz sahibi olan diğer değerlerimize değineceğiz inşallah...
Ve; sahipsiz Elazığ yada sahipli Elazığ diyeceğiz, hep beraber...
|