BİR ŞEHRİN KALKINMIŞLIĞI NASIL BELLİ OLUR...
Baştan söyleyeyim: Bu bir fikir yazısı değil, duygularımın, gözlemlerimin ve sıkıntılarımın yazısıdır. Eleştiri istemiyorum, höyt höyt. Yok, yok, şaka. Ama gerçekten fikir yazısı değil bu, o yüzden ciddiyetinizi bir kenara koyarak okuyun. (Milliyetçilik bir kenara konuluyor da, ciddiyet neden konulmasın?)
Neden “ciddiyetinizi bir kenara koyun” kısmı zihinlerde soru işareti olmasın sakın ve yanlış anlaşılmasın ciddiyetsiz bir kişilik miyiz? Diye...
Açayım biraz konuyu, malum sosyologlar derler ki; bir olaya iki yönlü bakabilirseniz kazancınız daha fazla olur... ve bu tespit uzar gider. Bizde bir şehrin kalkınmışlığını incelerken yada daha doğrusu beyinlere nakış ederken birazda düşünsel eleştiriyi kişilerin iç dünyalarına yansıtalım istedik...
Evet kalkınmışlık ölçüsü sadece ekonomik göstergeler midir? diye sorsak sokakta ilk karşılaştığımız kişilere; cevap nettir... evet derler.
Bu elbette bir realitedir ama başka unsurlarda vardır ve bu unsurlar o şehirdeki müteşebbisleri harekete geçirtecek bir itici unsurdur. Misal spor, tarihi yerler ve bölgeler, turistik etkinlikler v.s... uzar gider değimli!..
Elazığlıyız ya! Herkes öyle der ben gakgoyum! Ama icraat sıfırdır....
Spor dersen düşman başına halimiz ortada... ulusal basına dahi malzeme ettiler sağ olsunlar Elazığ’ı... şimdi diyeceksiniz reklamın kötüsü mü olur diye..
Ben böyle bir reklamı şahsen içime sindiremiyorum...çünkü Elazığ sevdalısıyım diyenlerin duyarsızlığı ile karşılaşınca insan üzülüyor...
Üzüntümü belirteyim koskoca şehrin spor kulübü sahipsiz kalmış ve mevcut başkan feryat figan ediyor ben tıkandım artık buyurun gelin yönetin diye..ama Elazığlıyım diyenler hangi hesaptalar belli. Diğer yandan kalkınma ajansından tutunda tarihi değerlerimize kadar hatta müziğimize kadar paylaşılır oldu... üzülüyorum.
Spor, kültür, tarih elbette beynelmilel düşünülmeli amenna lakin birazda milliyetçi olalım diyorum. Daha ekonomik göstergelerini sıralamadık bu şehrin...
Buyurun bir gün akşam şöyle çekirdek çıtlata çıtlata gazi caddesinde gezinin ve dükkanlara şöyle bir bakın. Ya telefoncularla yada ayakkabıcılarla dolu bir gazi caddesi göreceksiniz...
Peki bir şehrin kalkınmışlığında ölçümüdür bu dükkanlar?
Genelde tüketime dayalı bir yapılanma ile karşılaşacağız değimli...peki komşu şehirlere bakalım öylemi? Diye maşallah kıskanmıyoruz ama gıpta ediyoruz. Her türlü değerlerini sonuna kadar kullanıyorlar ve bırakın Türkiye’yi; diğer ülkelere pazarlamanın derdindeler...
Dedik ya yazının başında milliyetçi söylemleri bir kenara bırakın ve ciddiyetsizce okuyun yazıyı... daha anlaşılır olur diye. Siyasetçilerimiz buyurmuşlar; “ideoloji ile beslenen partiler, bu ülkenin çivisini çıkartan organizasyonlardır” diye!!! Sanırım milliyetçilikte bu ülkede suç oldu o yüzden milliyetçilik söylemlerini bir kenara bırakın ve tüm olaylara, gelişmelere ciddiyetsiz bir yaklaşım sergileyin!! Kazancımız ülke olarak, şehir olarak daha artacaktır bakın görün...
Ciddiyetsiz günlere.....
|