" Adama ve adanma ruhu ile tezyin edilmiþ, varlýk þuuru ile ýþýmýþ, yalnýzca Allah’a kulluk bilincini kuþanarak özgürlüðün doruðuna yükselmiþ yüreklere sahip olmak, hak edilmiþ bayramlarý her iki cihanda da yaþayabilmek temennilerimle Ýslam âleminin, tüm insanlýðýn ve hassaten elazýghaber ailesinin mübarek üç aylarýný tebrik ediyorum efendim. Selam, muhabbet ve dualarýmla..."
…..(Ýbrahim) “Rabbim bana Salihler den olacak bir çocuk ver” dedi.
Bizde o’na hilim sahibi (yumuþak huylu, sakin) bir çocuk (Ýsmail’i) müjdeledik (verdik).
O kendisinin yanýn da (olgunluða eriþip) yürümeye baþlayýnca (Ýbrahim) dedi ki: “Ey oðulcaðýzým, doðrusu ben rüyamda seni boðazladýðýmý görüyorum. Bir bak , ne dersin?” O’da dedi ki: “Babacýðým sana emr olunaný yap, inþallah beni sabredenlerden bulursun.”
Böylece ikisi de teslim olunca, babasý oðlunu alný üzerine yatýrdý. Biz o’na þöyle seslendik: “Ey Ýbrahim sen rüyayý gerçekleþtirdin, þüphesiz ki biz itaat edenleri böylece mükafatlandýrýrýz”
Gerçekten ki bu apaçýk bir imtihandý.Ve o’na fidye olarak büyük bir kurbanlýk verdik.
Ve sonra gelenler arasýnda o’na (iyi bir nam) býraktýk.Selam olsun Ýbrahim’e... (Saffet suresi: 100 – 109 ayetler)
Ne müthiþ bir tablo!..Ýnsanýn kanýný donduruyor adeta damarlarýnda…
Ýnsanýn mantýðý kabul etmese, aklý almasa da bu haber gerçek bilginin kaynaðý olandan; müminlerce asla þek ve þüphe olunmayandan, yani Kuran’dan…
Bu tablo adamak ve adanmak ruhunun iman’ýn nuruyla insanda inkiþaf ediþinin aklý zorlayan ama bir o kadar da mübeyyen bir simgesidir…Ölümü onurlandýran ve ona hayat bahþeden bir tablo. Ölümü diriltmek ya da ölüme minnet etmeden dimdik, vakarla yürüyerek dirilmek bu olsa gerek…
Ýmanýn tüm vehim kabuklarýndan sýyrýlarak üryan duruþu, kulluðun bütün endiþe ve heves prangalarýný kýrarak özgürlükle þahlanýþý ancak böylesi bir tablo ile simgelenebilirdi.
Ýman ve iman edilene olan aþkýn hatýrýna canýn adanýþý.Ýman ve onu özümsemiþ, onunla beslenen ruhun þahlanýþý.Ýman ve onun izzetini tadan yüreðin akýl ve mantýða meydan okuyarak kanatlanýþý.Amansýz bir deneme kýskacýnda sýnanan imanýn þaþýrtan baþarýsý.Ýman nimetinin kýymetinin farkýna varan iradenin tüm dünyevi hesaplardan arýnýþý, saf iman halini alýþý…
Ýmanýn ihsana dönüþmesi sonucu yazýlan bir destanýn yansýmasýdýr Ýbrahim ile Ýsmail (as)lar tarafýndan insanlýk tarihine silinmez bir þekilde çizilen bu tablo. Mal ve evladýn bir fitne (sýnanma vesilesi) olduðu bilinciyle bu tür eðilim, tutku ve kokuþmalara karþý kazanýlmýþ bir zaferin destaný.
Ýblisin ayak oyunlarýna takýlmadan menzile ulaþabilme mücadelesinin destaný.
Böylesi bir destaný ancak Ýbrahim’ce bir duruþ, Hacer’ce bir sadâkat ve bu bilincin eðittiði ruha sahip olan Ýsmailler yazabilir hiç þüphesiz.
Ýbrahim puta tapanlara karþý bir anlýk ta olsa beyin fýrtýnalarý yaþatan hikmet ehli biriydi. Neredeyse kavratmýþtý onlara; bilinçsizce baðlandýklarý putlarýnýn hiçbir iþe yaramayan aciz varlýklar olduðu gerçeðini...
Ýbrahim, Allah(cc) düþmanlarýnýn kendisi için yakmýþ olduklarý azap ateþini iman ve teslimiyetiyle gülistana çevirtebilmeyi baþaran bir tevekkül abidesiydi.
Öyle bir imandý ki onun imaný; Ýbrahim (as) Rabbini kastederek, hep “O yaratmýþtýr beni, O doðru yola eriþtirdi, O yedirir, O içirir, hastalýðýmda O þifa verir, O öldürür, sonra yine O diriltir ve hesap gününde günahlarýmý baðýþlamasýný umduðum da O’ dur” diyerek tevhidi bilincini ilan ederdi.
Ýbrahim olabilmek; temizleyebilmek zihinlere taht kurmuþ olan put molozlarýný. Düþünmeden sunabilmek en sevdiði þeyi Rabbine; O istedi diye.
Hacer olabilmek; iman ve teslimiyet penceresinden bakýldýðýnda, adanma ruh ve iliþkisinden ayrý düþünüldüðünde eþinin akýl almaz gibi gözüken kimi talep ve uygulamalarý karþýsýnda bile; Allah(cc) adýna, Rabbi istediði için istiyor ve yapýyor olduðu kabul ve bilinciyle, mahrumluklara düþmek, can yangýnlarýna düþmek de olsa bedeli erine, eþine sonuna kadar teslim ve destek olmak…
Ve Ýsmail olabilmek; canýný sürebilmek can pazarýna; Rabbi olan Allah (cc) istedi diye, O’nun adýna ve O’nun hatýrýna, hiç tereddüt geçirmeden teslim olmak ve oturabilmek tevekkülün tahtýna…
Ýmanýn aþka dönüþmesi hali Allah(cc) ile yakýnlaþabilmektir; dua ve yöneliþimizle yanýnda, yakýnýnda olduðumuzu, yörüngesinde meftunca döndüðümüzü O’na bitmez tükenmez bir duygu ve amel seli halinde sunmaya çalýþmak ve O’nun da kudreti, rahmeti ve muhabbetiyle yanýmýzda olduðunu hissedebilmektir tüm hücrelerimizde.
Ýnsan eðer Allah(cc) ile paylaþmýyorsa kendisini, baþka þeyler tarafýndan hoyratça pay edileceðini, paylaþýlacaðýný, heder edileceðini iyi bilmelidir.
Unutulmamalýdýr ki; iman ve onun doðurduðu erdem zor elde edilebilen ama kolay kaybedilen bir deðerdir, týpký bin bir güçlükle týrmanýlan sarp yamaçlardan küçük bir dalgýnlýk ya da gaflet haliyle, bir ayak sürçmesiyle kolaylýkla kayarak dibe vurmak hali gibi.
Bilinmelidir ki, teslimiyet, teyakkuz ve tahammül; zorluklar, fitneler, arzular, tutkular, hevesler ve vesveseler yoðunlaþtýðýnda daha bir baþka anlam ve önem arz edecektir tüm insanlýk için.
Hz. Ýbrahim, Ýsmail’ini annesi Hacer ile birlikte o zamanlar ýssýz bir belde olan Mekke de býrakýp giderken, eþi Hacer ona “Bizi buraya býrakmaný sana Allah(cc) mý emretti ey Ýbrahim?” diye sormuþtu da o “evet Rabbim emretti” deyince o saliha kadýn “öyleyse Allah(cc) bize yeter, O bizi korur” diye derin bir tevekkül örneði sergilemiþti ya..
Aradan yýllar geçtikten sonra böylesi bir annenin emzirdiði ve yetiþtirdiði Ýsmail de insanlýðý hayretlere düþüren bir tevekkül abidesi gibi ölümsüz bir þekilde dikilecektir insanlýðýn ufkuna. Bu olay belki de Ýsmaillerin yetiþebilmesi için Hacer’ce iman ve tevekkül gösterebilecek annelere ne kadar çok ihtiyaç olduðunun bariz bir beyaný olsa gerek.
“Ey Ýbrahim” diye hitap eder Rabbi; oðlunu Rabbi istedi diye alný üzere yatýrarak kesmeye hazýrlanan, kimi rivayetlerde býçaðý oðlunun boðazýna çaldýðý halde kesmediði, taþa çalýnca taþý ikiye böldüðü anlatýlan babaya, “Sen rüyana sadakat gösterdin, þüphesiz ki biz iyi (sadakatle) hareket edenleri böyle mükafatlandýrýrýz”!...
Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafýndan lütufkâr bir mükâfat, her üçüne de çifte ihsan; hem teslimiyetin yükselttiði eþiz mertebelere sahip olmak, hem evladýn, hem canýn baðýþlanmasý. Bunlar bile þükründen âciz kalýnacak lütuflar iken, Kerim olan Mevla bir ikramda, bir anlamlý hediye de daha bulunuyor nefs ve iblis ile giriþtikleri savaþtan muzaffer olarak çýkan bu üç muvahhid yüreðe; ta kýyamete kadar hayýrla yad edilsinler, mümin kullar bu iman ve teslimiyet tablosunu her yýl bir bayram atmosferinde yeniden hissetsinler, yüreklerinde Allah(cc)’a teslimiyet adýna yeni yeni yöneliþler filizlensin diye belki de…
Rivayetlere göre hediye bir kurbandýr; Yüreklerinde tevhid ve teslimiyetlerinin coþkulu bayramýný hisseden bu sembol aileye ve kýyamete kadar gelecek, Ýslam’ý kendileri için bir hayat tarzý olarak seçecek olan tüm ailelere lütfedilen coþku, mutluluk ve lezzetin iç içe yaþanmasýna vesile olacak bir bayramlýk kurban...
Kurban: Yaklaþmak, Allah(cc)’a yaklaþmayý, Allah(cc) ile yakýnlaþmayý, Allah(cc)’ýn rýzasý uðrunda mallarýný ve canlarýný feda edebileceðini, O’na teslimiyet ve þükrü benimseme ve önemsemeyi ifade eder en genel anlamýyla.
Ama ne var ki: kimi insanlar için kurban edinmek deðil kurban edilmek söz konusudur bu önemli fýrsat zamanlarýnda, çünkü; yaþanan nice kurban mevsimlerinde yüreklerinde Allah(cc) a inanma, adanma, O’na teslim olma þuurunun doðurduðu iklimi hissedemeyen ve Allah(cc) a adanmanýn bir yolunu bulamayan insanlar nefsin ve iblis’in heva ve heves vitrininde sunduklarý nice süfli emellerin kurbaný olmaktan kurtulamayarak kendileri için çetin bir ziyana, iblis için ise coþkulu bir bayrama, bir karnavala dönüþtürmektedirler bu ulvi iklimleri.
Gelelim yakýn zamanýmýza, ve kýnalý kuzusunu bu bayraða, bu vatana, bu dine velhasýl tüm kutsallara kurban olsun diye kýnalayýp gönderen annelere...
Kim yapabilir demeyin... bakýn hala bu millet þehit haberlerinde dahi vatan sað olsun diyebiliyor ve ekliyor; geride daha bir kardeþi var gerekirse onu da kurban ederiz bu vatana...
Hacer’ce bir duruþ, ismail’ce bir tevekkül ve ibrahim’ce bir sadakat...
Ýnþallah bu ülkede her birey bunun anlamýný “Adama ve Adanma Ruhunu” tüm benliðinde hisseder...
Mübarek üç aylarýmýzý hayýrlara vesile olacak þekilde yaþamayý Ýnþallah Yüce Mevla’m nasip eder...
Amin....