YAĞMA HASAN BÖREĞİ
Sonunda mecliste anayasa değişikliği ile ilgili görüşmeler başladı. Benim gibi vatandaşlara da eğlence doğdu...
Her akşam televizyonun karşısına geçer, bir yandan çayımı içerken diğer yandan da seçilmiş,! Kendini ifade edebilen,! Vekili olduğu vatandaşın hakkını sonuna kadar savunmaya gayret gösteren,! Demokrasi aşığı,! İnsan sevdalısı,! Aklıselim! Vekillerimizin didişmelerini izlerim.
O kadar gerginler ki bunların alacağı kararların hiç sağlıklı olmayacağı gün gibi belli...
Ufak bir kıvılcım yetiyor öyle ki; hakaretler, küfürlü sözler, seçilmişlere yakışmayan hareketler...
Aralarında hekimler, hakimler, akademisyenler, ekonomistler, sendikacılar...velhasıl toplumun her katmanından insanlar var. En önemlisi anneler, babalar var.
Aslında kendilerini ifade edemeyen bir güruh var. Allah yardımcıları olsun seçim meydanlarında verdikleri sözün altında eziliyorlar. Şahsen ben şükür ediyorum öyle bir hataya düşmediğim için....
Demokrasimizin gelişmesi ve daha fazla hak ve özgürlükleri temin ve tesis etmek için çabaladıklarını zannediyorlar ama kendileri hür ve özgür olarak tepkilerini koyamıyorlar...
Peki bu çelişkiyi yaşayan vekiller kimin demokrasisini yasalaştırmak istiyor?
O belli; bir hafta sonu Sakarya’da beş yıldızlı bir otelde, birileri oturdu ve böyle olmaz canım seçimlere gitmeden önce anayasanın bizler için sakıncalı olan maddelerini değiştirelim ve hukuki yönden kendimizi sağlama alalım dediler.
Vicdanları nasıl olsa hallediyorlar değil mi? efendim...
Haliyle söz hakkı olmayan, bir daha seçilememe korkusu yaşayan vekillerimize de bu senaryoyu oynama kalıyor...
Allah var bazıları bu işin erbabı olmuş, olamayanlar kabak gibi sırıtıyor ekranlarda. Bu çok tabii bir durum çünkü bünye, vicdan ve gönül meselesi...
Peki neyi konuşuyorlar?
Bu ülkede 17 defa anayasa değişmiş ve bakıyorum kürsülerde hep geçmişe yönelik konuşmalar olmuş.
Bugünde öyle...
Allah aşkına biz vatandaş olarak sizleri seçerken meydanlarda kurduğunuz cümlelerin sonunda –cek, -cak ifadesi geçerdi. Yani geleceğimizle ilgili konuşuyordunuz ama şimdi geçmişle ilgili birbirinizle didişiyorsunuz.
O zaman akla şu geliyor sizin anayasanız gelecekle mi? yoksa geçmişle mi? ilgili...
Ben şahsen bu anayasanın geçmişte sakıncalı, ahlaki olmayan bazı davranışları kamufle etme çabalarından başka bir şey olmadığı kanaatine vardım.
Elin adamı geleceğini tesis etmenin derdinde, bizimkiler ise geçmişlerini temize çıkartmanın...
Bu haliyle referandum için vatandaşa gelecek ve biz sizlerden “geçmişte yaptığımız hataların, yanlışların kefaretini” oylarınızla temizlemenizi istiyoruz diyeceksiniz. Vicdan sahibi insanlar sorar her halde –bu değişiklikle bana iş, aş, güzel bir hayat, huzurlu bir ortam, sosyal güvence, diğer ülkelerdeki insanlar gibi gezme...- gibi temel hakları mı sağlayacaksın, yoksa başka amaçların mı var?
Bugünkü durumda mecliste bir uzlaşma ile çıkması gereken anayasa, daha çok konjonktür gereği ve dayatma ile çıkartılıyor.
Zaman gelir ve bu sefer iktidarı eline geçirenlerin haliyle “bu anayasa benim anayasam değil” değiştiriyorum deme hakkı doğar. Peki vatandaşın hakkı ne olacak?
Bu konuda eminim ki hiç birinin umurunda değil vatandaş...
Bugün mecliste sarma gerdan, su böreği yiyenler emin olsunlar ki vatandaşa geldiklerinde özel imalat kol böreği yiyecekler...
İnşallah hazımsızlık yapmaz...
|