Çağ açıp çağ kapatan, yedi düvele hükmeden bir necip milletin evlatlarıyız. Ama baba, dede parasını har vurup harman savuran yaramaz torunlarıyız bu aksakallıların. Gün gelmiş bir masada bırakmışız balkanları, gün gelmiş savaşmadan vermişiz binlerce canı. Heba etmişiz hatta bizimle beraber yola çıkanları hor görmüşüz, küstürmüşüz. Gün gelmiş ulu çınarın kollarını budamak isteyenlere kol kanat germişiz sanki bir marifetmiş gibi.
İşte böyle başlayalım sözlere, ve günümüze bakalım ama geçmişte yaşananları da unutmadan yad ederek....
Hani cennet mekan Şeyh Edebalinin Osman gaziye dediği şu veciz sözlerle başlayan öğüdünü kulağımıza küpe yaparak. "İNSANLAR VARDIR, ŞAFAK VAKTİNDE DOĞAR, GÜN BATARKEN ÖLÜRLER!" ve akabinde de
AZMİNDEN DÖNME!
CKTIĞIN YOLU TASIYACAGIN YÜKÜ İYİ BİL!
HER İŞİN GEREĞİNİ VAKTİNDE YAP!
ACIK SÖZLÜ OL! HER SÖZÜ ÜSTÜNE ALMA!
GÖRDÜN SÖYLEME, BİLDİN BİLME!
SÖZÜNÜ UNUTMA! SÖZÜ SÖZ OLSUN DİYE SÖYLEME!
ANANI, ATANI SAY, BEREKET BÜYÜKLERLE BERABERDİR.
Devam eden bir dünya mirası, ama sır küpü sözler...
İşte biz yukarıda da bahsettim har vurup harman savuran torunlarıyız bu aksakallıların, günümüz sadece birbirimizi yemekle geçiyor.
Neden? çünkü nefsimize yenildiğimizdendir. Nefs, şeytanın alametlerindendir Allah(c.c) böyle buyurmuş. O zaman bizlerin şeytani yönümüzün olmadığını göstermemiz gerek diye düşünüyorum. Her inanan kişi peygamberimizin(s.a.v) in ahlakı ile ahlaklanmalıdır. Günümüzde de okunan ahlak dersleri kitabında ahlak iki kısma ayrılmıştır. Birisine ahlâk-ı hasene denir ki, 70 kadardır. Diğeri de ahlâk-ı seyyie de denilen fena ahlâklardır ki, bunlar da yine 70 kadardır. Burada biz sadece iyi ahlakın bir mertebesinden belli başlıkları alacağız. Bu konuda kısaca; söyleyeceğimiz Allah(c.c) bizleri aşağıdaki vasıflara halk etsin olacaktır. Bu vasıflar, Nefs-i Mülhime olarak sıralanır ve sıfatları şunlardır:
1. İlim; 2.Tevazu; 3.Tevbe; 4.Sabır; 5.Şükür; 6 Sehavet (cömertlik); 7.Kanaat; 8.Tahammül.
Evet, bugün yukarıda verdiğim o sıfatlara haiz olan her kişinin arkasında nefer olmak bizlere yakışan bir duruştur. Osman Gazi de bu vasıflar olduğu için cihan devletinin kurucusu olmuştur ve Şeyh Edebali bunun yolunu da kendi öğüdünde vermiştir. Bizler ise sadece okuyoruz, odamızın, evimizin bir köşesinde sadece bulunduruyoruz. Kalpte, gönülde olmayan duvarda olmuş bir şey ifade etmez diye düşünüyorum.
Daha da yakına gelelim; Kafkas kartalı İmam Şamili, Osman Baturu, Mustafa Cemiloğlunu, Mustafa Kemali, Rauf Denktaşı, Alpaslanları velhasıl bu millete Başbuğ olanları yad edelim...
Ömürleri boyunca nelerin mücadelesini verdiler ve ne oldular bir gözden geçirelim. Dün yanında olanlar gerek ihanetleri, gerekse delaletleri sonucu bu aksakallıları zaman zaman zor durumlara düşürmüştür. Ama ya biz o "Evladı Fatihanların" gösterdiği azmi ve gayreti göstermeyi bir yana bırakın hala daha nefsimizle hareket eder olmuşuz.
Gün benlik değil, birlik zamanıdır; gün haset ve nifak zamanı değil, aynı yürekle sevme zamanıdır ve gün bir ip misali ardı ardına bu kutsal yolda nefer olma zamanıdır.
Umarım kimseyi kırmadan, dökmeden derdimi, arzuhalimi dile getirebilmişimdir. Büyüklük hatayı, yanlışı söylemek değil, örtmektir.
Saygı, sevgi ve muhabbet ile...