KACAR’LA KACAR KÖYÜNDE
“Her şey insanla güzel”, demişti şair İlhan Geçer: “Her şey insanla güzel / Doğan güneşe karşı gerinen evler / Mavi rüzgârların koştuğu sokak / İnsansız olursa sevimsiz resim gibi / Dal uçlarında göveren bahar / Tarlada boy veren o altın başak.”
Hocaların Hocası Şükrü Kacar Hoca’yı kendi köyünde Kacar’da ziyaret ettiğimizde şairin “Her şey insanla güzel” şiirini canlı olarak yaşadık. Evet, evet her şey insanla güzeldi. Kacar Köyü de Şükrü Kacar’ı ile güzeldi. Yıllardır Allah’ın kendisine bahşettiği akıl suyunu bıkmadan usanmadan insanlara taşıyan bu dünya tatlısı insanı bir de yetiştirdiği ağaçlara su verirken görmek istemiştik.
Şükrü Kacar’ın kendi adı ile anılan köyüne gelmek için epeyce yol kat etmiştik doğrusu. Elazığ’dan Kovancılar ilçesine oradan da Kacar’a. Bahçe girişinde karşıladı bizi yılların çınarı. Bahçe girişinde yalnız değildi Kacar Hoca. Nede çok seveni vardı köyünde.
Köyde bir şehrin bir zamanlar belediye başkanlığını yapmış bir zatı muhteremdi Şükrü Kacar Hoca. Girdik bahçe kapısından içeri. Hani bakarsan bağ olur demişti ya atalarımız işte şimdi zengin ve bakımlı bir güzel bahçenin içerisindeydik.
Kaç kişi hayattaydı Köy Enstitüsü mezunlarından bilmiyorum ama Şükrü Kacar’ın Akçadağ Köy Enstitüsü mezunu olduğunu biliyorum. Atatürk: “Köylü milletin efendisidir” demişti. Ne demek istemişti? Anlayamamıştık. Zaten gösterdiği hangi hedefi doğru anlamış doğru algılamıştık ki… Ama işte bir hakikat… Anlayabilseydik… Yetişen ve yetişecek olan gençlerimize yeterince anlatabilseydik köyü, köylülüğü. Şimdilerde Anadolu, terkedilmiş köyleriyle ağaçsız, dalsız; çimensiz, çiçeksiz böylesine öksüz kalır mıydı? Bir zamanların kendi kendine yetebilen tarım ve hayvancılık ülkesi Türkiye’miz tahıl ithal eden, hayvan ithal eden ülke olur muydu?
Şehirde gürültü kirliliğinden bunalan ruhlarımızı kısa bir zaman diliminde de olsa dinlendirmek; “Oh be dünya varmış!” diyebilmek için bahçenin ortasında önceden hazırlanmış iskemlelere oturmadan Zehra Ablamıza da bir merhaba dedik. Zehra Abla Şükrü Hoca’nın elli yıllık hayat arkadaşı… Sessiz; ama sıradağlar gibi bir Anadolu kadını.
Şükrü Kacar Hoca, köylülerini tanıttı bize. Köy Muhtarı Mehmet Teyyip Bayrak, eski muhtar şimdilerde İl Genel Meclisi üyesi Valifahribey Köylü Selâmi Sarıpolat, Eşleri Zehra Hanımefendi’nin kardeşi Hayrullah Kacar, Çaybağı Muhtarı Rasim Sertkaya… Sonra da Şükrü Hoca; kendi köyü ve çevre köyler hakkında bilgi verdi. Eliyle gösterdi; “Tam karşıda, Ekinbağı, yanı başında Kolluca sonra biraz batıya dönerseniz ha işte orada şu görülen yer Fahribey Mezrası! Az aşağıda da Fahribey Köyü var. Siz, Avlağı köyünden geldiniz değil mi? Çaybağı yolu biraz sapada kaldı.” Elazığ’dan gelen Manas gönüllüleri pür dikkat Hoca’mızı dinliyoruz. Kimler yok ki… İletişim Lisesi Müdürü Ali Canpolat, Manas’ın süvarisi Şener Bulut, Mithat Yılmaz, Bedrettin Keleştimur, Faik Güngör, Habip Yaşar, Paşa Demirbağ, Ali Öner, Fethi Açıkgöz, Av. Doğan Özdal, Doğan Sever, Tuncer Sönmez, Muammer Aksoy, Hasan Ergün Yılmaz, Nusretb Özgen, Mahir Gürbüz...
Kaymakam Bey’in geldiğini haber veriyorlar. Kovancılar Kaymakamı Selçuk Aslan, genç enerjik tam bir devlet adamı…
Şükrü Kacar Hoca’nın gönlü gibi sofrası da geniş ve bereketli.
Gezinin mihmandarı Manas’ın Süvarisi Şener Bulut olacak da gezi, kültür elbisesi giymeyecek; bu mümkün mü? Zaten hazırlıklı şehzade… İletişim Lisesinden geleceğin iki mücevher kameramanı da bu gezi için aramızda.
Sırada her zaman olduğu gibi katılımcılara bilgi aktarımı var. Kovancılar Kaymakamı Selçuk Aslan; “Müstahsil köylü milletin efendisidir.” Atatürk’ün köy ve köylü için söylediği sözle başlıyor konuşmalarına. Şimdiki gibi ekmediği, istihsal etmediği halde devletten “tarla parası” alan köylü değil!”, diye devam ediyor. Kovancıların tarihi ve hâlihazırdaki durumu hakkında doyurucu bir konuşma yapıyor. İl Genel Meclis Üyesi; Valifahribey Köylü Selâmi Sarıpolat Çaybağı’nı Elazığ- Bingöl karayoluna bağlayan ancak şimdilerde bakımsızlıktan harap olmuş yolundan bahsediyor. Bu yolun tez elden ele alınmasının gerekçelerini sıralıyor biri bir. Köy Muhtarı Mehmet Teyyip Bayrak, Kacar Köyü hakkında bilgi veriyor; Köyün geçim kaynağının tarım ve sebzecilik olduğunu söylüyor. Herkes kendine yetecek kadar hayvan beslediğini o nedenle süt ve süt ürünlerine para vermediklerini; köyden her sabah Kovancılar’a ve Elazığ’a bir otobüs ile iki dolmuş kalktığını söylüyor.
Birlikte geldiğimiz arkadaşlardan bazıları da konuşuyorlar. Tabii konuşmaların ekseninde Hocaların Hocası Şükrü Kacar Hoca var.
Manas Şiir ve Musiki Günleri’ni yaşıyoruz adeta Elazığ’a 85, Kovancılar’a 30 km. mesafede. 30 hanelik Kacar Köyünde.
Sırada Müzik var. Şükrü Kacar Hoca’nın bahçesinde küçük bir Kürsübaşı... Başta kültür Bakanlığı Devlet sanatçısı değerli hemşerimiz Hasan Öztürk olmak üzere Ali Öner, Fethi Açıkgöz ve müzik dünyamızın duayeni Paşa Demirbağ yerlerini alıyorlar.
Milli meselelerde tavizsiz, mahalli meselelerde duyarlı, hayatını milletine adamış; Öğretmenliği, Elazığ Belediye Başkanlığı, Fırat Üniversitesi Kurucu Üyeliği, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı ve 70 yıllık yazı hayatı ile Elazığlıların gönlünde taht kuran Şükrü Kacar Hoca’nın bahçesinde Şükrü Kacar Hoca ile Harput müziğini yudumlamak bir başka oluyor.
Allah, kendilerine eşleri Zehra Hanımefendi ile birlikte sağlıklı uzun ömürler versin.
|