Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 101 kişi var

VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT

Hadi ÖNAL
Yazara Ait Tüm Yazılar
VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT

Sultan Mahmut da diğer Osmanlı padişahları gibi kılık kıyafetini değiştirip dolaşmayı pek severmiş. Yine böyle tebdili kıyafetle ve bir iki adamı ile birlikte arşınlarken İstanbul sokaklarını kahkahaların dışarıdan duyulduğu bir kahveden içeriye girmiş.

Adamları ile birlikte bir masaya oturmuş. Oturmuş oturmasına da bir şey dikkatini çekmiş. Ortalarda dolaşan çaycıya hemen kahvehanede bulunan herkes takılmaktaymış. “.Dördüncü masaya okkalı bir çay Tıkandı Baba”, “Eh Tıkandı Baba anlat hele sonra ne oldu.” “ Çayımı tazele Tıkandı Baba”, “Tıkandı Baba, şu fincanları alsana.” “ Çabuk ol Tıkandı Baba”… İyice meraklanan Sultan Mahmut, Tıkandı Baba lakaplı çaycıyı yanına çağırmış ve sormuş: “Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?”, Çaycı; “uzun mesele evlat”, demiş. Demiş demesine de Sultan Mahmut, “Anlat baba anlat, merak ettim.”, diye ısrarını sürdürmüş. Tıkandı Baba; “peki” demiş, çekmiş bir sandalye sultanın yanına başlamış anlatmaya; “Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden " Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim; dedim de uğraşmaya da devam ettim. Uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken bir piri fani geldi yanıma bana: “Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. Ertesi gün anlattım rüyamı herkeslere ya o gün bu gün adım "Tıkandı Baba" ya çıktı. Çıkmakla kalsa iyi; hangi işe elimi attıysam bir türlü işim rast gitmedi. Velhasıl evlat, gülmedi kader yüzüme bir türlü. Şimdi gördüğün gibi burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyorum. Eh milletin “Tıkandı Baba” demesine de katlanıyorum. İşte bütün mesele bu!”

Tıkandı Baba nın anlattıklarından Sultan Mahmut çok etkilenmiş. Çayını içtikten sonra “ eyvallah!” demiş ve dışarı çıkmış. Dışarı çıkar çıkmaz da adamlarına: “Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz. Anlaşıldı mı?” demiş. Padişah buyruğu ya Sultan Mahmut un adamları; “Başüstüne!”, demişler. Ertesi gün akşama doğru bir tepsi baklava getirmişler Tıkandı Baba ya. Tıkandı Baba almış tepsiyi teşekkür ederek. Kimsecikler yokmuş o saatte. Bakmış baklava nefis. "Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla çoluk çocuk bir güzel yiyelim" diye geçirmiş içinden. Baklava tepsisini alarak evinin yolunu tutmuş. Yolda giderken: "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin acil ihtiyaçlarını gidereyim" diye düşünmüş. “Evet, evet! Doğru olan da bu”, demiş kendi kendisine. İşlek bir yolun kenarına gelince de başlamış bağırmaya; “Taze baklava, güzel baklava!” “Baklavaya gel” O esnada oradan geçen bir Yahudi’nin canı baklava çekmiş olacak ki yanaşmış bizim babanın yanına. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar. Tıkandı Baba Yahudi’den aldığı paralarla evinin acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere çarşıya yönelirken Yahudi de baklava tepsisi ile evine gitmek üzere yola koyulmuş. Yolda dayanamamış bir dilim almış baklavadan, ısırmış. O da ne bir sertlik gelmiş ağzına. Elini ağzına götürür bakar bir altın. Çabuklaştırır adımlarını sıkı sıkı tutarak tepsiyi. Evde bir de ne görsün her dilimin altında bir altın.

Ertesi akşam, Yahudi acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye bizim Tıkandı Baba’yı. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklava getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi: " Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım”, demiş. Tıkandı Baba da; “olur demiş” ve anlaşmışlar. Tıkandı Baba’ya her akşam baklava gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı Baba dan gelen baklavayı satın almış.

Aradan bir ay geçmiş. Sultan Mahmut; “Bizim Tıkandı Baba ya bir bakalım, ne yaptı? demiş ve varmış Tıkandı Baba’nın kahvehanesine. Ancak, bu sefer tebdili kıyafete gerek görmemiş. Padişah kıyafetleri ile içeri girince Sultan Mahmut, yer yerinden oynamış. Oynamış oynamasına da bizim Tıkandı Baba eskisi gibi yine darmadağınmış.

Sonra da Tıkandı Baba ile Padişah arasında şöyle bir konuşma geçmiş: Sultan; “Tıkandı Baba, sana her gün baklava gönderdim almadın mı?” “Aldım, Sultanım” “Pek,i ne yaptın o kadar baklavayı?” “Efendim! Satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.” Sultan tebessüm etmiş. “Anlaşıldı Tıkandı Baba, anlaşıldı. Hadi, benimle gel!” demiş ve almış yanına Tıkandı Baba’yı devletin hazine odasına götürmüş. Sonra da bir mücevherat yığınını göstererek; “Baba şuradaki küreği görüyorsun ya, al onu ve mücevheratın içine daldır; küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir”, demiş. Tıkandı Baba heyecandan olacak ki tersten tuttuğu küreği daldırmış mücevherat yığınının içine. Sadece bir tane altın küreğin ucunda o da düştü düşecek. Sultan;”Baba senin bundan da nasibin yok. Sen en iyisi bizim şu adamlarla birlikte git onlar sana ne yapacağını anlatırlar.” demiş. Sonra da adamlarından birini çağırmış; “Alın bu garibanı Üsküdar ın en gözde yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin.” demiş. Padişahın adamları "Peki!" deyip Tıkandı Baba’yı Üsküdar a götürmüşler. “Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım”, demişler. Tıkandı Baba, “Niçin?”, demiş. Adamlar; “Hele sen bir beğen”,nedenini sonra anlatırız demişler. Tıkandı Baba; başlamış uygun bir taş aramaya: şu yamuk, bu küçük, şu yosunlu derken kocaman bir taş bulmuş ve uzatmış elini. Sonra da dönerek padişahın adamlarına: “Ne olacak şimdi?”, demiş. Padişahın adamları; “Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa atarsan bulunduğumuz yerle o mesafe arasını sana vereceğiz, padişahımız sana bağışladı.” demişler. Tıkandı Baba yine heyecanlanmış. Kaldırmış taşı o heyecanla ve bütün gücüyle savurmuş. Taş havalanmış, Tıkandı Baba başını kaldırmış taşa bakmak için taş gelmiş Tıkandı Baba’nın başına. Adamcağız oracıkta ölüvermiş. Sultan Mahmut’un adamları tez elden durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;

"VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT!"

Şimdi bana bunu niye anlattın diyeceksiniz.

Eh! Biraz düşünün bakalım!

Sahi niye anlattım?
2010-02-24
Bu yazı  759  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

ELAZIĞ- BAKÜ KÜLTÜR VE SANAT BULUŞMASI GÜZEL İLÇEMİZ SİVRİCE’DE BİR GÜZELLİĞE DAHA İMZA ATILDI. MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK KURŞUNLANAN TÜRKOLOJİ ve PROF.DR. AHMET BURAN ELAZIĞ’DA YER YANDI GÖK AĞLADI İKİ CANINA İKİ ŞEHİDİNE; ANCAK… BAŞKENT’TE ELAZIĞ TANITIM GÜNLERİ 19. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI ZİYA ÇARSANCAKLI’YA SAYGI GECESİ KADİR GECESİ

KÖŞE YAZARLARI

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

Elazığda medya İŞİNİ SAĞLAM YAPANA..DEMİŞLER.. Menfaat neler Söyletmezki HELVACI AİLESİ ve ACILAR Doğru yapıyor

Anketler

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler