Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 73 kişi var

AKLÜPMANİ

Hadi ÖNAL
Yazara Ait Tüm Yazılar
AKLÜPMANİ

 Aklüpmani’nin ne olduğunu merak ettiniz değil mi? Bir yerin adı mı? Bir liman mı? Bir hayır kurumu mu, bir devlet kuruluşu mu? Yeni bir parti mi, sendika adı mı yoksa dernek mi? Hayır, hayır kendinizi fazla yormayın tahmin edemezsiniz.

Şimdi ben size Aklüpmani’nin ne olduğunu söylersem hem gizliliğine hem de gizemine hâlel getireceğim, bunu gayet iyi biliyorum. Söylemeye de onun için çekiniyorum, korkuyorum da üstelik. Söylemesem de olmaz. Çekinmekte, korkmakta haksız da değilim! Ne olduğunu söylersem eminim siz de bana hak vereceksiniz. Ne yapayım? Hani söylemezsem siz değerli dostlara haksızlık etmiş olacağım. Vallahi en iyisi her türlü çarpılmayı, çırpılmayı, çırpınmayı göze alarak söyleyeyim. Söylemesem benim için çok iyi olur! Yok, yok Aklüpmani’nin ne olduğunu söyleyeceğim. Ne olursa olsun! Daha fazla dayanamayacağım. Efendim! Aklüpmani yeni bir dinin adı. Evet, evet yanlış duymadınız Aklüpmani yeni bir din.

Biliyorum şimdi şaşkınlığınıza ek olarak kafanızda bir sürü soru oluştu. İlk duyduğumda bana da öyle olmuştu. Biz, gayet iyi biliyoruz ki en son ve en mükemmel din İslamiyet’tir. İslamiyet’ten sonra yeni din gelmeyecektir. Peki, bu Aklüpmani de nereden çıktı? Nasıl olur böyle bir şey? Nasıl bir din bu? Tek tanrılı bir din mi yoksa çok tanrılı mı? Neye inanıyor, neye tapıyor? Peygamberi kim? Kitabı var mı? Öğretisi ne? İnananların özellikleri, inanmayanların kayıpları ne kadar? İbadet şekli nasıl? Bu dine mensup kişiler nasıl yaşıyorlar? Günah ve sevap kavramları diğer dinlerden farklı mı? Aklüpmani bir dünya dini mi? Yoksa mahallî mi? Bu dinde Ahret hayatına inanılıyor mu?

Görüyorsunuz ki soru çok efendim. Haklısınız, sizi şu an meşgul eden bütün bu ve benzeri sorular, Aklüpmani diye bir dinin olduğunu öğrendiğim ilk anda benim de bütün düşünce sistemim alt üst etmişti, yemeden içmeden kesilmiştim. Uykuya hasret kaldığım geceleri uç uca eklesem ayları bulur. Yine de işin içinden çıkamamıştım. Bu merakım beni araştırmaya, soruşturmaya ve öğrenmeye sevk etmişti. Sonunda… Evet, sonunda Aklüpmani dininin ileri gelen Lüpmenlerine ulaşmıştım. Lüpmen de kim oluyor demeyin. Hıristiyanlıkta papaz, Müslümanlıkta imam, Musevilikte Haham, Budizm de Rahip ne ise Aklüpmanilik’te de Lüpmen o.

Efendim günlerce Lüpmenler’in ardında önünde dolaştım. Onlara sadık bir mürit olmak için can attığımı iyice hissettirdim. Onları bu yeni dinin mensubu olmak istediğime inandırdım. İnanın aralarına girmem çok zor oldu. Bu arada da Aklüpmani dinini birinci ağızlardan öğrenmeye çalıştım. Meraklanmayın efendim! Bütün bildiklerimi sizlere de anlatacağım. Öğrendiklerimle Aklüpmani dininin açılımını bildiğim, gördüğüm, yaşadığım kadarı ile gücümün yettiği, dilimin döndüğü oranda yapacak sizlerin merakınızı gidermeye çalışacağım.

Efendim, Aklüpmani dini; iktisadi yönü ağır basan; siyasî, içtimaî, kervanî, satanî, ve fanfonî bir dindir. Dışı süslü şekli ve rengi argümanlarla bezeli bu din, Karunî düşünceye odaklıdır. Toplamak ve yığmak üzerine kurulu bu din, Serlüpmenlerin içtihatları ile gelişime ve açılıma müsaittir. Bu dinde, olaylar ve durumlar Mani’nin penceresinden bakılarak değerlendirilir. Faizin helâl, tefeciliğin mubah olduğu Aklüpmani dininde, rüşvetin iş yaptırma aracı olarak ayrı bir lüksü vardır. Aklüpmani dininde nitelikli zimmet teşekkürle, irtikâp takdirle ödüllendirilmektedir. Edep ve hayânın rafları süslediği Aklüpmani dininde hırsızlık ve dolandırıcılık maharet gerektiren işler sınıfına girdiği için terfi sebebi sayılmaktadır. Yalan ve talan üzerine kurulu bu dinde Mani’ye kulluk esastır. Kalbi, zihni ve akli; bütün varlığı ile Mani’yi kutsayan, kıymetlendiren ve ilahlaştıran Aklüpmani dininin tek değer ölçüsü de Mani’dir.

Bilindiği üzere madde; derinlik, genişlik ve en gibi üç boyuttan müteşekkildir. Ancak, Albert Einstein maddenin dördüncü boyutunun olduğunu bu boyutun da zaman boyutu olduğunu söyler. Lüpmenler Einstein bu görüşüne bir farkla katılmaktadırlar. Onlara göre de madde dört boyutludur; ancak maddenin dördüncü boyutu zaman boyutu değil, Mani boyutudur. Mani diğer üç boyutu da kuşatan, kapsayan bir özelliğe sahiptir. İşte bu özelliğinden dolayı Mani’ye her şey feda edilmelidir. Lüpmenler, günümüz dünyasında boyutsuzluğu ile kafa karıştıran doğruluk, güzellik, iyilik gibi kavramlarla birlikte milli ve manevi değerleri de Mani’ye ulaşmaya engel görmektedirler. O nedenle Lüpmenler, semavi dinlerle birlikte bazı saftiriklerin(!) fazilet olarak kabul ettikleri bu değerlerin Mani adına ve amaca hizmet noktasında birer araç olarak kullanılmasının elzem olduğu fikrinde birleşmektedirler.

Mani kulcuğunu esas alan ve “Mani’ye ulaşmaya mani, her ne olursa hiçbir değeri yoktur.”,diyen Aklüpmani dininin mensupları, gerçek yüzleri görünmezse de kendilerinin vazgeçilmezliğini milletin aç-çıplak kalmasına bağlamışlardır. O nedenle faiz, döviz, kriz; kredi, tahvil, bono, enfiye lasyon, develi losyon; borsa, parsa, korsa; -kısacası milleti soyup soğana çeviren ne varsa- mümkün olduğu nispette diri tutulmalı, özendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Öncelikle ve özellikle milletin elinde avucunda ne varsa almak ve onları aç-çıplak bırakmak görevini üstlenen müesseseler ödüllendirilmeli, kredilendirilerek güçlendirilmelidirler. Bu, Aklüpmani dinine inananlar ile bu dinden nemalananların en başta gelen görevi adeta gusül abdestidir. Lümpenler, Mani’ye köle bir toplum oluşturmak için dilenci ruhuna sahip insan yetiştirmenin şart olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu başarıldı mı artık iş yarı yarıya halledilmiş demektir. İkinci merhale nan’a muhtaç bu tip insanlardan müteşekkil bir toplum oluşturmaktır. Aç, çıplak ve dilenci insanın talep kavramı elbette ki farklı olacaktır. Böylesine mankurtlaştırılmış bir toplumu Mani adına ve istenildiği ölçüde çekip çevirmek kolaylaşacaktır.

Geçmişi hafızayla geleceği hayalle yaşayan insanların aksine geçmişi de geleceği de Mani ile değerlendiren Lüpmenler, yeryüzü yuvarlağında meydana gelen savaşların büyük bir çoğunluğunun Mani savaşları olduğunu inancındadırlar. Bu görüşten hareketle dinlerinin dünyanın en eski dini olduğu söyleyen Lüpmenlerin diğer bir tezi de dinlerinin evrensel bir din olduğu noktasıdır. O nedenle millilik kavramına temelde karşıdırlar.

Mani’ye ulaşmak için her türlü renge, şekle ve desene bürünen Lüpmenler, açıktan: “Gemilerde talim var / Bahriyeli yârim var / O da gitti askere / Ne talihsiz başım var!” şarkısı ile gözyaşı dökerken gizli gizli de: “Denizlere dalayım / Balıklar benim olsun / Aya haber salayım / Ceplerim Mani dolsun”, sözleri ile birlikte “Üçtür beştir / Mani hoştur, dünya hoştur/ Gerisi boştur, boştur, boştur/ Hayda! Diyerek kolbastı oynamalarının ibadetten sayıldığını öğrendiğim zaman doğrusu çok şaşırmıştım.

Aklüpmani dininin temsilcileri; yerine, zamanına, zeminine, özel ve tüzel kişilerin, kurum ve kuruluş temsilcilerinin, devletlerin, devlet yetkililerinin hatta uzak yakın dünya konjektöründe söz sahibi olanların kaş, göz, burun işaretlerinin yanı sıra aldıkları garda göre; Budist, Putperest, Bogomî, Samirî, Mormonî, Musevi, Hıristiyan hatta Müslüman olabilmektedirler. Takiye sanatını en üst düzeyde icra etmekteki ustalıkları sayesinde kendilerini topluma kabullendiren Lüpmenler: “Üstümüzde gök kubbe bile yarımken / biz ne tam kâfir olduk, ne tam Müslüman.”, diyen şairi mahcup etmemek için azami gayret sarf etmektedirler. Bu muhteremler, mevcut durumu çok iyi değerlendirerek bukalemundan daha seri bir biçimde renk ve şekil değiştirmekte o kadar ustalaşmışlardır ki külahınızın ne zaman ters yüz edilerek başınızdaki yerini aldığını anlayamazsınız. Koca koca törenlerle halı bağışlamak üzere gittikleri ibadethaneden kaşla göz arasında halı yürüten Lüpmenler, cennetin de bu dünyada olduğu inancındadırlar. O nedenledir ki dünya cennetini elde etmek için her türlü yol ve yöntemi kullanmaktadırlar. Mevcudun aldığı mesafe ile birlikte çapı, küpü, boyu, boyutu, gölgesi, izdüşümü, parabol eğrisi, tarihi derinliği, sosyal ve siyasal ağırlığı, içinin sıcaklığı kendilerini ilgilendirmemektedir.

Aklüpmani dininin mensupları, Taoizm dini ve bu dinin gereği olan ateşe, pirinç ve tuz atıp yarı çıplak bir vaziyette ve yalınayak kor üzerinde gezinmeyi Doğu’nun modası geçmiş ayini olarak nitelemelerine karşı Vahşi Batı’nın kan içme ayinlerine alkışlamakta ve bu kan içme ayinlerini desteklemektedirler. Bu yaman çelişkilerini Deni-ab’dan icazetli ileri gelen bir Serlümpen’e sorduğum zaman Serlüpmen’in son derece sinirlendiğine ve bana: “ Bir dakika, bir dakika sen ne demek istiyorsun bre gafil! Sus ve haddini bil! Yoksa seni ‘horoz eder’ dışarı atarız. Nan’a muhtaç olursun ” diye kükreyişi karşısında çok korkmuştum. Nasıl korkmayayım Efendim! Daha önce bir değil birkaç defa Aklüpmani dinini ve uygulamalarını tenkit etmek cüretinde bulunanların nasıl horoz edildiklerine şahit olmuştum. Bu dini, öğretilerini veya uygulamalarını eleştirenler güçleri ve konumları ne olursa olsun bilumum kurgu, burgu, sorgu; gergi, sergi, vergi metotları uygulanarak tahkir, teşhir ve tehcir edilmekte bir daha iflah olamamak üzere cezalandırılmaktadırlar.

Karanlık gecede kara taşın altında geceleyen asgari ücretli kara karıncanın sırtlayarak getirdiği kara çavdarı, kara çavdar için harcanan emeğin suyuna banarak afiyetle yiyen Aklüpmani dininin mensuplarının inanç dünyalarında mucizelerin önemli bir yer tuttuğunu da söylemeden edemeyeceğim. Olayları ve durumları “Geviş’in Penceresinden” 4. boyutu ile ele alarak değerlendiren bu zevata göre, Mani mucizeleri hayatımızın her noktasında vardır var olmaya da devam edecektir.

Aklüpmani dininde mucizelerin olduğu kadar harflerin, hecelerin de anlamı, kıymeti ve önemi büyüktür. Gelin isterseniz bu dini, dinin adı olan Aklüpmani’yi oluşturan harflerin açılımlarını yaparak tanımaya çalışalım. Zira bu dinin temel prensipleri kendisini oluşturan harflerde gizlidir.

Aklüpmani’nin ilk harfi bilindiği üzere “A”’dır. “A”, bugün dünyanın pek çok ülkesinde kullanılan Latin alfabesinin ilk harfidir. Bütün harfler bu harfin ardına dizilmek zorundadırlar. İlk harf olmanın sayısız avantajlarını kullanan “A” yalnız başına da kıymet arz eder. Bir şeyin önemini vurgulamak için, “A takımı”, “A klas”, “A tipi”, “A kalite” demez miyiz? Sonra biliyorsunuz Hipokrat yeminliler insanların hastalıklarını teşhis etmek için önce onların ağzını açtırır sonra da haydi “AAA” dedirtmez mi? İşte bu din de başına “A” harfini almakla kıymetini vurgulamak istemiştir. Sonra biliyorsunuz “A” harfi arkasına aldığı ünsüzleri ünlendirir. Mesela “A” harfi arkasına aldığı ünsüzlerle “AB” olur, döner “AC” olur, “AÇ”olur, aç bırakır istediğini, “AL AL” olur anlayamayanlara, AK olur süslenir gelin gibi sonra vals yaparak alkış toplar çevresinden. Birleşerek güçlenir “AP-AK” yapar kirlileri. Sonra efendim! Bir başa bir sona geçer “AYVA” yapar atasözlerini çağrıştırmak için, “AV” yapar her şeycikleri yuvarlayıp yutmak için, “A” “Z’ye kadar giderek “AZ” bile yapar. Görüyorsunuz “A” harfi gerçekten arkasına aldığı ünsüzlerden aldığı güçle; nicelikli ve nitelikli kavramlar üretmekte ne kadar mahirdir. Önüne aldıklarını mı soruyorsunuz. Siz, siz olun bu harfin önüne geçmeyin. Bu harf, önüne düşülmesinden hoşlanmaz. O, her zaman ve her durumda en ileride ben olayım der. Her ne kadar “DA” da ve “YA” da olduğu gibi zorla önüne geçmek isteyenler olmuşsa da bunlar birer bağlaç olmaktan ileri gidememişlerdir. “A” önüne düşmek isteyen tüm ünsüzleri anlamsızlaştırır.

Efendim “K” harfine gelince bu harf zengin ve kalite bir harf olup önüne ve arkasına aldığı ünlülerle ünlenir. Ardına aldığı “A” ile “AK” olduğunu daha önce söylemiştik. Ayrıca “EK” olur, heybeye dolar. “OK” olur, bağrına saplanır garibanın. Başına “Tİ” alarak “TİK” olur, kimi zaman göz kasına kimi zaman da yanağa oturur. “Y”’yi “Ü” ile birlikte alınca da “YÜK” olur. Kaldırıp atalım sırtımızdan dersiniz ama atamazsınız öylece yapışır kalır.

Aklüpmani’nin üçüncü harfi olan “L” harfi ikinci dereceden öneme haizdir.Bu harf, önüne aldığı ünsüzlerle “AL”’lanır. “EL”’lenir. “EL EL”’e verilince de dağ aşılır biliyorsunuz. “İ’yi alarak önüne köy olmaktan kurtulur “İL’lenir. “O’ya meftun olan bu harf hem önüne hem de arkasına aldığı “O” harfi ile kimilerine “LO” dedirterek yol verirken kimilerini de “OL” diyerek zenginleştirir. “Ö’yü önüne alarak karşı çıkanları korkutan bu harfin mucizesiyle hareket eden Lümpenler, sonuçta bu harfin önüne ve ardına gelen harflerle her şeyi “LOP ‘laştırırlar ki “LÜP’leştirilmesi kolaylaşsın.

“Ü’leri dolgu malzemesi olarak kullanan bu din mensupları “P”’ye çok ayrı bir değer vermektedirler. Pi sayısı olarak da bilinen 3.14’ün “P”nin “İ’ye olan sevgisinin sonucu çıktığını, şayet “P” olmasa idi matematik ilminin bu denli gelişmeyeceğini iddia eden Lüpmenler, bu harfin ardına aldığı birden fazla ünlü ve ünsüz harfle kendilerinin karakter, kişilik ve kimlik kazandıklarına inanmaktadırlar. Kısacası Lüpmenlerin “P” harfine olan saygıları her şeyin üstündedir. Ayrıca bu harf, “İP’sizlikten şikâyet edenlere “ÖP” babanın elini ki seni de kapımda dilenci yapayım dedirttiği için Aklüpmani dininde kutsaldır.

Aklüpmani’yi oluşturan son dört harfine gelince işte bu noktada Lümpenlerin: “Yok, arkadaş açılım buraya kadar!”,dediğine ve sonsuz bir direnç gösterdiğine şahit oldum. Aklüpmani dininde son dört harften meydana gelen Mani’nin hece ve harflere ayrılması kesinlikle yasaktır. Mani’nin harflere ayırmak büyük günahlardan olup hangi konumda olursa olsun bu cürümü işleyenin “horoz” edilme sebebidir. Budistlerin: “Her şey geçicidir ve insanın bağlanabileceği herhangi bir şey yoktur.” Görüşünü Maniyi hariç tutmak koşulu ile kabul ettiklerini beyan eden Lüpmenler, Mani olmadan hiçbir şeyin olamayacağını ifade etmektedirler. Mani’yi tek ilah olarak kabul eden bu din mensupları Mani’nin kendilerine şefaat etmesi için de sık sık Akmani duasını okumaktadırlar. Şimdi bana Akmani duasını da sorarsınız biliyorum. En iyisi size Akmani duasını okuyayım efendim! Yalnız dua okunurken avuç içlerinizi aşağı doğru getirmek üzere ellerinizi açacak duanın sonunda yüksek sesle AKMİN diyeceksiniz. Demezseniz çarpılırsınız, bunu bilesiniz! Hadi, şimdi hep birlikte Akmani duasını okuyalım. Ellerinizi dizden 4 cm. uzaklıkta açtınız mı? Hazır mısınız? Başlıyorum:





Mani mani kemanî



Zaman, lüp lüp zamanî

Mani olamaz fanî

Nerde, ne kaldı hani?

Güne geceye fiş fiş

Kem gözlere kemik şiş

Oğlaklar oldu çebiş

Uyuyanlara piş piş

Uymayanlar kem keşiş.

Bir düğümde kırk boğum

Mani yoksa ben yoğum.

Bele bağlı kravat

Satalım haraç mezat

Ne demişti Manici

Toprak,dil,din, yat, kat, at.

Gördün işte bak, şah mat!

Ayılana zama zum

Bayılana çifte mum

Yastığa köşe nakış

Ölenlere bol alkış

Havuz başlarına kum.

Mani döner hüp döner,

Işık yanar söz söner,

Gemiye yol gösterir,

Denizlerdeki fener.

Karışana beş karış

Horoza haydi kış kış!

Tavuklara bol yarış.

Aman gölgede kırış.

Çuval az, harar gerek

Korkma sokmaz engerek

Yeter ki olsun barış.

Keven dikeni mişmiş

Sarımsak yedili diş

İşte piriz işte fiş

Bu pilav çoktan pişmiş

Ada, moda; iç soda

Kapalıdır bu oda

Çizgi mi! Ne çizgisi?

Bu, Mani’nin ezgisi

Yanmasın keten helva

Mahkeme, kadı, dava

Bu kervan böyle yürür

Postları eşek sürür

Mani ile yön emin

Gök yarım, sarı zemin

Hadi, edelim yemin

Diyelim candan Akmin

Akmin, Akmin hû Akmin!



Not: Aklüpmani dini hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, hadional23@gmail.com internet adresine yazabilirsiniz.
2009-09-28
Bu yazı  1098  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

ELAZIĞ- BAKÜ KÜLTÜR VE SANAT BULUŞMASI GÜZEL İLÇEMİZ SİVRİCE’DE BİR GÜZELLİĞE DAHA İMZA ATILDI. MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK KURŞUNLANAN TÜRKOLOJİ ve PROF.DR. AHMET BURAN ELAZIĞ’DA YER YANDI GÖK AĞLADI İKİ CANINA İKİ ŞEHİDİNE; ANCAK… BAŞKENT’TE ELAZIĞ TANITIM GÜNLERİ 19. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI ZİYA ÇARSANCAKLI’YA SAYGI GECESİ KADİR GECESİ

KÖŞE YAZARLARI

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

Elazığda medya İŞİNİ SAĞLAM YAPANA..DEMİŞLER.. Menfaat neler Söyletmezki HELVACI AİLESİ ve ACILAR Doğru yapıyor

Anketler

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler