ALPASLAN’IN RUHU İLE YENİDEN KUCAKLAŞMAK
Gönüllerde ve gözlerde sevginin, kardeşliğin, dostluğun boy verdiği yeni bir kültür buluşmasının güzellikleri ve mutluluğu yaşanırken tarih; çizgisi, rengi, kokusu, deseniyle Anadolu’yu ebedi Türk yurdu yapan zaferlerin anası Malazgirt Zaferi’nin yapıldığı topraklarda Muşlu Candaşlarla Elazığlı Gakgoşların kucaklaşmasına tanık oluyordu.
Aynı tarihin, aynı kaderin, aynı kültürün yoğurarak şekillendirdiği bu coğrafya insanının; birliğe ve birlikteliğe, diriliğe ve düzenliğe, dik durmaya ve diriliğe o kadar çok ihtiyacı var ki…
Özellikle son zamanlarda bölgemiz üzerinde oynanan oyunları görmenin, ekilmeye çalışılan ayrılık tohumları ile meydana getirilmek istenen yapay kaosu iyi teşhis etmeninin zamanı çoktan geldi. Millet olarak bu gidişi iyi değerlendirmeli ve oynanmak istenen oyuna son vermeliyiz. Son vermeliyiz ki yarınlara daha emim adımlarla yürüyelim, yarınlarımız daha aydınlık olsun. Alpaslan’ın, o yüce insanın, torunları olarak bizim adımıza ahkam kesenlere verebileceğimiz en güzel cevap, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed’in: “Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır.”,sözü olmalıdır.
Evet, gönüllere sınır koymaya çalışanlara seslenmek istiyorum. Gönlün sınırı olmaz, olamaz. Sevginin, dostluğun, kardeşliğin önüne set çekilmez, çekilemez. Hele de Anadolu coğrafyasında. Hele de: “Ben gelmedim dava için/ Benim işim sevi işi/Dostun evi gönüldedir/ Gönüller yapmaya geldim.” diyerek iç dünyamızı dillendiren Yunusların, “Ne olursan ol yine gel” diyen Mevlanaların, yetmiş iki millete aynı gözle bakan Hacı Bektaşi Velilerin yetiştiği Anadolu topraklarında.
İşte bu düşüncemizi somutlaştırmak için: “Dost dediğin; dost yüreğin sesini / Uzaklardan hissederek, gelmeli / Dost dediğin; dost kokan nefesini / Canda açan gül kokusu bilmeli.”,diyor ve Muş Valisi Erdoğan Bektaş ile Muşlu kardeşlerimizin davetlisi olarak Hazar Turizm’e ait bir otobüsle lale tarlaları ile gözlerimize güzellik, sevgi dolu insanları ile gönüllerimize ferahlık veren Muş’a hareket ediyoruz. Başımızda güzelliğin ve iyiliğin ırmağında yunan yüzü ile ülkeye hizmetin mukaddesliğine inanan gani gönüllü Elazığ Valisi Muammer Erol, yaklaşık 40 kişiden oluşan Elazığ heyeti… Saatler 22.30’u gösteriyor. Sahurda Muşta olacağız.
Heyette kimler yok ki… Elâzığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Şen, ETSO Başkanı Ali Şekerdağ ve ETSO Meclis Başkanı Nuri Önal, ETSO’dan bir heyet, Elazığ Ticaret Borsasından bir heyet, iş adamları, kültür ve sanat camiasından Prof. Dr. Beşir Aşan, Doç. Dr. Tarık Özcan, M.Şener Bulut, Bedrettin Keleştimur, R. Mithat Yılmaz, M. Şükrü Baş, Muammer Aksoy, Feti Ahmet Deniz ve ben Hadi Önal, Elazığ Musiki Cemiyeti Türk Tasavvuf Müziği Korosu elamanları, kameramanlar…
Bu yolları iyi tanıyoruz. Bingöl- Solhan arasında yol yapım çalışması var. Aracımız yavaş ilerliyor bozuk satıhlı yolda. Planlanandan geç varıyoruz konaklayacağımız otele. Acele ile yenen sahur yemeğinin ardından bizim için tahsis edilen odalara yöneliyoruz.
Sabah ezanını dinliyorum huşu içinde. Seccade etajerin alt gözünde…
Uykum yok. Kaldığım oteldeki perdeyi aralıyorum. Güneşin Muş ovası üzerine doğuşunu seyrediyorum. Düşüncelerim güneş parıltıları ile rüyaya dönüşüyor. İnsan uyanıkken de rüya görürmüş meğer. 938 yıl önce bu topraklarda doğan güneşle birlikte savaş nizamı alarak kendisinden dört kat büyüklükteki Bizans ordusunun üzerine yürüyen Alpaslan’ı ve onun cengâverlerini görüyorum. Rahla Ovasını inleten “Allah, Allah” seslerini duyar gibi oluyorum. O muhteşem tabloyu…
Geçen yıl tam da bu zamanlarda Muş’a yaptığımız ziyarette ne demişti Muş Belediye Başkanı Necmettin Dede: “Şayet Malazgirt Meydan Savaşı’nı Bizanslılar kazansa idi, Malazgirt, Hıristiyan dünyasının Kâbe’si olurdu.”
Aradan geçen bunca yıl sonra Anadolu’yu kucaklayan bu beldede biz hâlâ birtakım karanlık güçlerin üzerimize giydirmeye çalıştıkları esvaplarla yazdıkları senaryoları oynamaya zorlanıyorsak demek ki yapacak daha çok işimiz, alınacak daha çok yolumuz var.
Sabah… Saatler 9’u gösteriyor. İlk ziyaretimizi Muş Valisi Erdoğan Bektaş’a yapıyoruz. Elazığ Valisi Muammer Erol’un başkanlığındaki heyeti makamında kabul eden Muş Valisi Erdoğan Bektaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Vali Bektaş, Elazığ ve Muş arasında kardeşliği pekiştirmek, ikili ilişkileri üst seviyelere çıkarmak için gayret gösterdiklerini ifade ediyor ve: “İnşallah bu çabalarımız ilerleyen yıllarda da devam eder” diyor.
Elazığ Valisi Muammer Erol da Muş`ta bulunmaktan mutluluk duyduklarını söylüyor. Atılan bu adımlarla ve yapılan bu gezilerle her iki ilin kültürel ve ekonomik alanlarda ilerleme kaydedeceğini ifade ediyor.
Elazığ heyetinin ikinci durağı Muş Belediye Başkanlığı, Muş Belediye Başkanı Necmettin Dede’nin hasta olduğunu öğreniyoruz. Belediye Başkan Vekili Deniz Memiş sıcak bir yüzle karşılıyor Elazığ heyetini. Muş’a yapılan bu anlamlı ziyaretten duymuş olduğu memnuniyeti dile getiriyor. Başkan Dede’nin rahatsızlığından ötürü üzüntü duyduklarını belirten Elazığ Valisi Muammer Erol da, “Başkanıza acil şifalar diliyoruz. İnşallah bir an evvel sağlığına sıhhatine kavuşur” diyor.
Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç heyetimizi rektörlük binasının kapısında karşılıyor. Nezaketin, zarafetin, inceliğin ve efendiliğin timsali bu güzel insanla geçen yıl eğitim ve öğretime başlayan Alpaslan Üniversitesi’ni konuşuyoruz.
Eker Tuğla fabrikası, Aytunçlar Doğrama Tesislerinin ardından, Yurt Çim Çimento Fabrikasını geziyoruz.
Muş MTSO toplantı salonunda düzenlenen toplantıya Muş Valisi Erdoğan Bektaş, Elazığ Valisi Muammer Erol, Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, Muş Belediye Başkan Vekili Deniz Memiş, Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Şen, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Şekerdağ, Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şihmus Sinecem, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nuri Önal, işadamları, oda üyelerinin yanı sıra Elazığ kültür ve sanat elçileri Prof. Dr. Beşir Aşan, Doç. Dr. Tarık Özcan, M. Şener Bulut, Bedrettin Keleştimur, R. Mithat Yılmaz, M. Şükrü Baş, Muammer Aksoy ile birlikte Muşlu iş adamları, Muş basını, gazeteciler ve kalabalık bir izleyici gurubu katılıyor.
Toplantının açılış konuşmasını Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şihmus Sinecem yapıyor. Sinecem, valilerimizin girişimleri ile başlayan Muş-Elazığ buluşmasının iki şehir içinde yeni sosyal, kültürel ve ekonomik kapılar açacağını söylüyor. “Bizim için Elazığ ın yaşadığı süreç bir modeldir. Elazığ ın yakaladığı bu sinerji tüm bölge içinde önemli ve umut vericidir.”, diyor ve devamla: Muş’un kalkınmasında lokomotif sektörün tarım ve hayvancılık olduğunu vurguluyor. “Tarım ve hayvancılığa dayalı bir sanayinin oluşması halinde bu topraklar bölgemizin hatta ülkemizin önemli bir kısmını besleyecek bir potansiyele sahiptir. Bu sektörde ilimizde yapılacak yatırımlar, yatırımcılar içinde önemli kazanç kapıları olacaktır.” Diyor ve ülkemizin yatırımcılarını mevcut ekonomik potansiyelini değerlendirmek üzere Muş’a davet ediyor.
Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Şekerdağ, yaptığı konuşmada: “Aynı bölgede, aynı coğrafyada, ortak kaderi paylaşan ve bugün Anadolu nun ilelebet kapılarını bizlere açan Malazgirt ten, Çanakkale de destan yazan kahramanların torunları olarak; kalkınma, gelişme, işsizliği yenme ve bölgemiz kaynaklarını ekonomiye kazandırma adına başlatılmış olan bu çalışmaya büyük bir önem vermekteyiz. Bölgemiz illerinin kültürel zenginlikleri ve bin yıllık ortak kaderimiz ayrılık sebebi değil, bilakis kardeşlik bağlarımızın çimentosu olarak görmeliyiz. Elazığ, Tunceli, Bingöl, Muş, Diyarbakır ve bölgemizdeki diğer tüm illerimizle kamu ve özel sektör temsilcileri ve tüm sivil toplum kuruluşları el ele, gönül gönüle vererek insanımızın huzur ve mutluluğu için, mesai ve zaman kavramı gözetmeden büyük bir gayret ile çalışmalıyız” diyor. Elazığ Belediye başkanı Süleyman Selmanoğlu da birlikte hareket etmenin güzelliklerini dile getiriyor.
Elazığ Valisi Muammer Erol, bundan sonraki toplantıların ortaya bir iş çıkarma maksadıyla ön hazırlıklı ve gündemli yapılmasını önererek kalkınmanın, gelişmenin sağlanması için öncelikle insana yatırım yapılması ve büyük şehirlere göçün önlenmesi gerektiğini vurguluyor. Vali Erol, “İnsanımızı yerinde tutup, hayat kalitesini yerinde yükseltip, toprağına bağlı olarak hayatını devam ettirip, kendisini ve kendinden sonrakileri daha yüksek standarda kavuşturup hayatını güzelleştirememişiz. İnşallah biz bundan sonra insan sermayemize yatırım yapar, insanımızı bulunduğu yerden koparmayız”, diyor. Paranın çok korkak olduğunu söyleyen Vali Erol; “Para çok ürkek bir varlık. Yani aklı yok, cesareti yok, hemen korkup kaçıyor.” Paranın korkup kaçmasının önünde büyük bir engel olarak terör belasını gördüğünü ifade ediyor ve:“ Bu bölge terörden çok çekti, artık çekmemeli”,diyor.
Muş’un ekonomik potansiyeli hakkında bilgi veren Vali Erdoğan Bektaş; “Muş-Elazığ buluşması bazı değerli arkadaşlarımızın gayretleri ile başladı ve bu aşamaya geldi. Bu temasların faydası var, kafamızdaki önyargılardan, peşin hükümlerden arınıyoruz. Daha doğru karar alma yolunda altyapı kazanıyoruz.”, diyor ve tarım potansiyellerinin iyi olduğunu ancak; iklimle ilgili bazı sorunlarının yanı sıra insanlarının çalışma alışkanlıklarında problem yaşadıklarını ifade ediyor. Muş-Elazığ buluşmasını da değerlendiren Erdoğan Bektaş; “Elazığ’la Muş yakınlaşması Elazığ’a ne katabilir, Muş’a ne katabilir. Bunu daha ileri düzeyde nasıl götürebiliriz. Elazığ’da sanayi çok daha fazla gelişmiş, Elazığ daha göz önünde olan, uğrak bir yer, okuryazarı daha çok olan bir yer. Dikkati buralardaki potansiyellere çekilebilirsek belki daha büyük gelişmeler kaydedebiliriz” diyor.
Toplantıyı kültür elçileri de bir teklifle süslüyor. Teklif şu: Anadolu kapılarını açarak bu toprakları bizlere ebedi yurt yapan Alparslan’ın kumandanları Artuk Bey’in, Çubuk Bey’in ve Harput Hükümdarı Belek Gazi’nin isimleri Muş ilimizdeki bulvarlara, parklara, okullara verilsin. Elâzığ’da da Malazgirt ruhunu yaşatacak tarihi bir park yapılsın.
Akşam Polisevinde verilen iftar yemeğine katılıyoruz. Malazgirt Zaferinin 938 yıldönümü için Muş’a gelen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan da aramızda.
Muş Kültür Merkezinde Elazığ- Muş kültür buluşmalarını konu alan bir sinevizyon gösterisinin ardından Elazığ Musiki Konservatuarı Derneği sahne alıyor. İlahilerle ruhlarımız yıkanıyor adeta. Elazığ türküleri ile de coşuyoruz. Bu coğrafyanın ortak sessiz çığlığı Yemen Türküsüne başta Devlet Bakanı Zafer Çağlayan olmak üzere herkes iştirak ediyor.
Kışlanın önünde redif sesi var
Açın çantasını acep nesi var
Bir çift çorap ile bir de fesi var
Ano yemendir, gülü çemendir
Giden gelmiyor, acep nedendir?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
Havada bulut yok bu ne dumandır?
Mahlede ölüm yok, bu ne figandır?
Şu yemen elleri ne de yamandır.
Ano yemendir, gülü çemendir
Giden gelmiyor, acep nedendir?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
Çalınan davulu düğün mü sandın?
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?
Yemene gideni gelir mi sandın?
Ano yemendir, gülü çemendir
Giden gelmiyor, acep nedendir?
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
|