Tarih 13 Ocak 1998. Maraþlý bir þair, yüreði can, yüreði vatan… Oturmuþ Adana’nýn kaldýrým taþlarýna, oturmuþ da bir türkü tutturmuþ. Þimdi bana: “Biliyoruz o türküyü, Adana’nýn yollarý taþtan” diyeceksiniz ama deðil, yanýlýrsýnýz. O türkü, Türk’ün türküsü, Türkiye’nin türküsü…
Yýl 2009 tam 11 yýl geçmiþ aradan. Nice sular akmýþ köprülerin altýndan. Nice sular kan kýrmýzýsý... Çok þey deðiþmiþ, çok þey deðiþmemiþ. Dostluklar mý pekiþmiþ? Deðil. Düþmanlýklar mý deðiþmiþ? Hayýr! Oyunun, sadece oyunun þekli deðiþmiþ, boyutlanmýþ çeþitlenmiþ. Oyuncularýn kýyafetleri yenilemiþ. Fikirleri, zikirleri deðiþmemiþ de usulleri deðiþmiþ. Neydi oyunun adý? Boyun eðdirme oyunu… Yok etme oyunu… Yok etme ve yok edime gýdým gýdým. Köleliðin modern biçimi de diyebilirsiniz bu oyunun adýna.
Yýl, 1998 Maraþlý bir þair, yüreði vatan, yüreði millet, yüreði Ýslam, yüreði insan… Oturmuþ Adana’nýn kaldýrýmýna “Evimiz Ýpotekli” demiþ. Görmüþ ülkesinin geleceðini ve yazmýþ içini kemireni. Yýl, 2009 tam 11 yýl geçmiþ aradan. Sahi hangi evdi o ipotekli olan? Ne oldu o ipotekli eve dersiniz? En iyisi dönelim 1998’e de sonra adým adým yürüyelim günümüze…
EVÝMÝZ ÝPOTEKLÝ
Asya’da
Sancýlý bir ülke
Türkiye…
Türkiye’nin güneyinde
Kadim bir þehir
ADANA
Ve Adana’da gizemli bir semt
ÝNCÝRLÝK
Ne zaman Körfez’de sular ýsýnsa
Hareketlenir Ýncirlik
Bizim hava sahamýzda
Kanatlarý, kuyruklarý, motorlarý
Haç iþaretli
Ve Müslüman kanýna aþeren
Katil uçaklar
Ölümü çaðrýþtýran uðultularýyla
Kulak zarlarýmýzý býçaklar
Ýncirlik
Bize uzak
Amerika’ya yakýn
Ýncirlik
Bir küçük Amerika
Ýncirlik’ten içeri
Ne sivillerimizi sokarlar
Ne askerlerimizi
Silahlarýn namlularý birden parlar
- No, no! Forbidden
Gerisin geri dönerken
Gözlerin kararýr, baþýn döner
Küfürler yaðdýrýrsýn içinden
Bir Adana’nýn içinde
Ýki sefareti vardýr Amerika’nýn
Bilgiler burada toplanýr
Buradan yönetilir Ortadoðu
Türklere kapalý Amerikan pazarlarý
Onlar lüksü ve ihtiþamý oynarlar
Biz’se sefaleti
Bir noel sürecindeydi
Hiç unutmam
Baðdat’ý noel aðacýna benzetmiþti
Ýncirlik’ten havalanan uçaklar
Suçluyu, suçsuzu ayýrmadan
Þu çocuk, þu yaþlý
Þu kadýn, þu hasta demeden
Yaðdýrmýþlardý aman bilmez bombalarýný
Günahsýz insanlarýn üzerine
Cayýr cayýr yakmýþlardý
Taþlarý, topraklarý, sularý
Bu sene de
Mübarek ramazan ayýnýn baþýnda ve içinde
Tekrar sahnelediler ayný oyunu
Üzerlerine “Müslümanlara Ramazan hediyesi” yazdýklarý füzelerle
Yeniden yýktýlar, yaktýlar Baðdat’ý
Yedi iklim olanlarý kýnadý da
Bizim kýlýmýz bile kýpýrdamadý
Gidiþlerinde ve dönüþlerinde
Her zaman
Roteryan ve lions selamlarýyla selamladýk
Cinayet uçaklarýný
Bizi kimler yönetiyor Allahaþkýna?
Sinirlerimiz felç olmuþ
Gözlerimize kara bantlar çekmiþler
Beziryaðýna bulamýþlar gönüllerimizi
Beyinlerimiz yýkanmýþ
Ýnsanlarýmýzý kamplara bölmüþüz
Aydýnlýðýn önünü putlarla kesmiþler
Boðazlamaya çalýþýyoruz birbirimizi
Silahla, sopayla
Türlü dalaverelerle
Oturan oturuyor tepemize
Bize seçtirmiyorlar yöneticimizi
Ülkemiz iþgal edilmiþ
Evimiz ipotekte
Özgürlüklerimiz de öyle
“Çaðdaþ uygarlýk düzeyi” demiþiz
Bahtýmýzýn boyasý olmuþ en kara
Borçlanmayý sevmiþiz
Amerika’dan
Demode silahlar gelmiþ
Zehirli dolarlar gelmiþ
Gümrüksüz viskiler gelmiþ
Yemiþ ve yudumlamýþ Ankara
Daha, daha, daha denmiþ
Asya’da
Sancýlý bir ülke
Türkiye
Türkiye’nin güneyinde
Toros daðlarýnýn eteðinde
Kadim bir þehir var
Adý: ADANA
Ortasýnda Seyhan ýrmaðý akar
Çok gizemli bir semt
Çözümsüz bir muamma gibi ortaya çýkar
ÝNCÝRLÝK
Ne zaman Ýncirlik’ten bir uçak kalksa
Çevredeki evler sarsýlýr gürültüden
Kumrular, güvercinler periþan olur
Bir yeri vurmaya mý gidiyor
Bir terör örgütüne erzak mý götürüyor
Bir keþfe mi çýkýyor
Bilemem
Kuþkular içimde habis urlar gibi büyür
Damarlarýmda kanlar çekilir
Umutlarým yaprak yaprak dökülür.
Ýncirlik bir iç-kale
Ýncirlik ipotekli
Hallaç olur
Adana’yý pamuk gibi attýrýrýz da
Biz,
Sivil olsun, asker olsun
Ýncirlik’ten içeri giremeyiz.
Buldok köpekleri gibi besili
Kimi sarý, kimi beyaz, kimi zenci
Görevli askerler dikilir karþýmýza
- No, no! Forbidden!
Çaresiz geri dönerken
Gözlerin kararýr, baþýn döner
Týrnaklarýný batýrýrsýn avuçlarýna
Küfürler yaðdýrýrsýn içinden
Ýncirlik bir küçük Amerika
Amerika’ysa Bill Clinton
Benim ülkemse Monica Lewisky
Skandal üstüne skandal yaþanýr
Amerika her zaman beyaz efendi
Biz’se kapýdaki kadim zenci
Gelsin daha demode silahlar
Daha daha yeni dolarlar
Daha daha daha çok viski
Yesin içsin; çalýp oynasýn
Yarýný düþünmesin Ankara
“Borç yiðidin kalesi”
Dünya Amerika’nýn kölesi
Viranlar düþünsün düþünecekse
Evimiz ipotekte.
13. 01 1998 / Bahaettin KARAKOÇ
Yýl, 2009 tam 11 yýl geçmiþ aradan. Nice sular akmýþ köprülerin altýndan. Nice sular kan kýrmýzý... Dostluklar mý pekiþmiþ? Hayýr! Düþmanlýklar mý deðiþmiþ? Deðil. Zaten biz düþman olamayýz ki kimseye. Yetmiþ iki millete ayný nazarla bakan bir dinin mensubundan düþmanlýk beklenemez ki. Tarih þahit bu dediðimize... Kovulduklarý zaman Ýspanya’dan kim kucak açmýþtý Yahudilere? Biz ne Amerika’ya düþmanýz ne Amerikalýlara; ne Ýsrail’e düþmanýz ne de Yahudi’ye. Ama kine, ama kire, ama kötülüðe, kötü düþünene kötülük düþünene… Nemrutlara, þeytanlara, þeytani fikirlilere…
Baba Bush’un yerini oðul Bush alýnca… Zalim katladý zulmünü ve aþaðýladý Ýslam’ý, Ýslam’a inananlarý. Bir milyon Iraklý Müslüman… Çoluk çocuk, kadýn erkek, genç yaþlý can verdi Amerikan silahlarýnýn kustuðu mermilerle yahut CÝA ve MOSSAD’ýn oyunlarýyla. Bir o kadarý Ebu Garip hapishanesinde; kendi yurdunda baðýmsýzlýðý, hürriyeti, yurdu, evi, namusu için çile doldurdu hücrelerde? Niye? Denizler ötesindeki bir ülkede birilerinin keyfi yerine gelsin diye.
Yeryüzünde ne Firavun tükenir ne Nemrut.
Bush gitti Barak Obama geldi. Zihniyet mi deðiþti; düþünce mi boyutlandý? Hayýr! Bir deðiþen hedef oldu. Namlularýn hedefi… Müslüman kanýna aþeren namlular… Bugün Afganistan, yarýn Ýran yahut Suriye. Mýsýr, zaten çantada keklik… Ya, benim ülkem! Ya Türkiye’m! Barak Obama parlamentomda dostluk mesajlarý verdi. Yapacaklarýný sýraladý. Biz de dinledik aðzýmýz kulaklarýmýzda. Liderler kuyruk oldu onunla- bir milyon Müslüman’ýn katili Amerika’nýn bu çiçeði burnunda baþkanýyla- görüþmek için… Vah ki ne vah!
Yetmemiþ Ýncirlik. Yetmezdi zaten. Belirli bir zaman için gerekliydi. Belirlenen hedefe varmak için. Hani düþünüyorum da Türkiye’nin kýrmýzýçizgilerini, bir kalemde silinen o meþhur olmazsa olmazlarýný… Sonra bir çuvalla deðiþtirilen imajýný. Sanki vataný, dini, namusu, bayraðý ve baðýmsýzlýðý için Çanakkale’de azgýn Batý’nýn azgýn sürülerine 252 bin vatan evladýný þehit veren biz deðildik.
Þimdi Güney Anadolu sýnýrlarýmýz ihalede… Mayýn döþenmiþti 1956’da. Kim döþemiþti? Ve niçin? Yoksa bu günleri mi düþünmüþtü birileri? Þimdi temizleyecekmiþiz. Temizlemek için kiraya verecekmiþiz bilmem kaç yýllýðýna. Kime? Her þey planlý ya! Ortada meçhul gibi duruyor malum. Bugün için kiraya veriyoruz caným! Bunda ne var ki topraðý sýrtlayýp götürecek deðiller ya! Ýncirlik için de ayný sözler söylenmiþti 1950’li yýllarda. Ya yarýn? Dedik ya yarýn meçhule gebe!
Biz sindikçe meydan Nemrutlara ve de Nemrutlara uþaklýk edenlere kalacak bu kesin. Ne demiþti þair: “Merhamet beklemeyin Nemrut’lardan/ Rabb’inin rýzasýný kazanýrsan/ Ateþ bile korur seni.”
Nemrutlar… Ha büyüðü, ha küçüðü! Biri Filistin’de, biri Irak’ta… Þimdilik! Ya yarýn? Nemrutlarýn hayali büyük, uzanýr yüzyýllara… Allahlýk iddiasýndalar ya!
Peki, bize düþen ne? Tarihi bilmek þüphesiz… Bilmek için de okumak ve okutmak tabii. Ama doðru tarihi… Son 200 yýllýk tarihimizi doðru kalemlerden. Býkmadan usanmadan, her gün, her saat her dakika… Sonra dönüp düþünmek ve sorgulamak kendi kendimizi… Yarýnlarýmýz, Filistin olmadan…