Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 62 kişi var

EVİMİZ İPOTEKLİ

Hadi ÖNAL
Yazara Ait Tüm Yazılar
EVİMİZ İPOTEKLİ

Tarih 13 Ocak 1998. Maraşlı bir şair, yüreği can, yüreği vatan… Oturmuş Adana’nın kaldırım taşlarına, oturmuş da bir türkü tutturmuş. Şimdi bana: “Biliyoruz o türküyü, Adana’nın yolları taştan” diyeceksiniz ama değil, yanılırsınız. O türkü, Türk’ün türküsü, Türkiye’nin türküsü…

Yıl 2009 tam 11 yıl geçmiş aradan. Nice sular akmış köprülerin altından. Nice sular kan kırmızısı... Çok şey değişmiş, çok şey değişmemiş. Dostluklar mı pekişmiş? Değil. Düşmanlıklar mı değişmiş? Hayır! Oyunun, sadece oyunun şekli değişmiş, boyutlanmış çeşitlenmiş. Oyuncuların kıyafetleri yenilemiş. Fikirleri, zikirleri değişmemiş de usulleri değişmiş. Neydi oyunun adı? Boyun eğdirme oyunu… Yok etme oyunu… Yok etme ve yok edime gıdım gıdım. Köleliğin modern biçimi de diyebilirsiniz bu oyunun adına.

Yıl, 1998 Maraşlı bir şair, yüreği vatan, yüreği millet, yüreği İslam, yüreği insan… Oturmuş Adana’nın kaldırımına “Evimiz İpotekli” demiş. Görmüş ülkesinin geleceğini ve yazmış içini kemireni. Yıl, 2009 tam 11 yıl geçmiş aradan. Sahi hangi evdi o ipotekli olan? Ne oldu o ipotekli eve dersiniz? En iyisi dönelim 1998’e de sonra adım adım yürüyelim günümüze…


 EVİMİZ İPOTEKLİ


 Asya’da

Sancılı bir ülke

Türkiye…

Türkiye’nin güneyinde

Kadim bir şehir

ADANA

Ve Adana’da gizemli bir semt

İNCİRLİK


 Ne zaman Körfez’de sular ısınsa

Hareketlenir İncirlik

Bizim hava sahamızda

Kanatları, kuyrukları, motorları

Haç işaretli

Ve Müslüman kanına aşeren

Katil uçaklar

Ölümü çağrıştıran uğultularıyla

Kulak zarlarımızı bıçaklar


 
İncirlik

Bize uzak

Amerika’ya yakın

İncirlik

Bir küçük Amerika

İncirlik’ten içeri

Ne sivillerimizi sokarlar

Ne askerlerimizi

Silahların namluları birden parlar

- No, no! Forbidden

Gerisin geri dönerken

Gözlerin kararır, başın döner

Küfürler yağdırırsın içinden


 

Bir Adana’nın içinde

İki sefareti vardır Amerika’nın

Bilgiler burada toplanır

Buradan yönetilir Ortadoğu

Türklere kapalı Amerikan pazarları

Onlar lüksü ve ihtişamı oynarlar

Biz’se sefaleti


 
Bir noel sürecindeydi

Hiç unutmam

Bağdat’ı noel ağacına benzetmişti

İncirlik’ten havalanan uçaklar

Suçluyu, suçsuzu ayırmadan

Şu çocuk, şu yaşlı

Şu kadın, şu hasta demeden

Yağdırmışlardı aman bilmez bombalarını

Günahsız insanların üzerine

Cayır cayır yakmışlardı

Taşları, toprakları, suları


 

Bu sene de

Mübarek ramazan ayının başında ve içinde

Tekrar sahnelediler aynı oyunu

Üzerlerine “Müslümanlara Ramazan hediyesi” yazdıkları füzelerle

Yeniden yıktılar, yaktılar Bağdat’ı

Yedi iklim olanları kınadı da

Bizim kılımız bile kıpırdamadı

Gidişlerinde ve dönüşlerinde

Her zaman

Roteryan ve lions selamlarıyla selamladık

Cinayet uçaklarını


 
Bizi kimler yönetiyor Allahaşkına?

Sinirlerimiz felç olmuş

Gözlerimize kara bantlar çekmişler

Beziryağına bulamışlar gönüllerimizi

Beyinlerimiz yıkanmış

İnsanlarımızı kamplara bölmüşüz

Aydınlığın önünü putlarla kesmişler

Boğazlamaya çalışıyoruz birbirimizi

Silahla, sopayla

Türlü dalaverelerle

Oturan oturuyor tepemize

Bize seçtirmiyorlar yöneticimizi


 

Ülkemiz işgal edilmiş

Evimiz ipotekte

Özgürlüklerimiz de öyle

“Çağdaş uygarlık düzeyi” demişiz

Bahtımızın boyası olmuş en kara

Borçlanmayı sevmişiz

Amerika’dan

Demode silahlar gelmiş

Zehirli dolarlar gelmiş

Gümrüksüz viskiler gelmiş

Yemiş ve yudumlamış Ankara

Daha, daha, daha denmiş


 

Asya’da

Sancılı bir ülke

Türkiye

Türkiye’nin güneyinde

Toros dağlarının eteğinde

Kadim bir şehir var

Adı: ADANA

Ortasında Seyhan ırmağı akar

Çok gizemli bir semt

Çözümsüz bir muamma gibi ortaya çıkar



İNCİRLİK


 Ne zaman İncirlik’ten bir uçak kalksa

Çevredeki evler sarsılır gürültüden

Kumrular, güvercinler perişan olur

Bir yeri vurmaya mı gidiyor

Bir terör örgütüne erzak mı götürüyor

Bir keşfe mi çıkıyor

Bilemem

Kuşkular içimde habis urlar gibi büyür

Damarlarımda kanlar çekilir

Umutlarım yaprak yaprak dökülür.


 
İncirlik bir iç-kale

İncirlik ipotekli

Hallaç olur

Adana’yı pamuk gibi attırırız da

Biz,

Sivil olsun, asker olsun

İncirlik’ten içeri giremeyiz.

Buldok köpekleri gibi besili

Kimi sarı, kimi beyaz, kimi zenci

Görevli askerler dikilir karşımıza

- No, no! Forbidden!

Çaresiz geri dönerken

Gözlerin kararır, başın döner

Tırnaklarını batırırsın avuçlarına

Küfürler yağdırırsın içinden


 
İncirlik bir küçük Amerika

Amerika’ysa Bill Clinton

Benim ülkemse Monica Lewisky

Skandal üstüne skandal yaşanır

Amerika her zaman beyaz efendi

Biz’se kapıdaki kadim zenci

Gelsin daha demode silahlar

Daha daha yeni dolarlar

Daha daha daha çok viski

Yesin içsin; çalıp oynasın

Yarını düşünmesin Ankara

“Borç yiğidin kalesi”

Dünya Amerika’nın kölesi

Viranlar düşünsün düşünecekse

Evimiz ipotekte.


13. 01 1998 / Bahaettin KARAKOÇ


Yıl, 2009 tam 11 yıl geçmiş aradan. Nice sular akmış köprülerin altından. Nice sular kan kırmızı... Dostluklar mı pekişmiş? Hayır! Düşmanlıklar mı değişmiş? Değil. Zaten biz düşman olamayız ki kimseye. Yetmiş iki millete aynı nazarla bakan bir dinin mensubundan düşmanlık beklenemez ki. Tarih şahit bu dediğimize... Kovuldukları zaman İspanya’dan kim kucak açmıştı Yahudilere? Biz ne Amerika’ya düşmanız ne Amerikalılara; ne İsrail’e düşmanız ne de Yahudi’ye. Ama kine, ama kire, ama kötülüğe, kötü düşünene kötülük düşünene… Nemrutlara, şeytanlara, şeytani fikirlilere…

Baba Bush’un yerini oğul Bush alınca… Zalim katladı zulmünü ve aşağıladı İslam’ı, İslam’a inananları. Bir milyon Iraklı Müslüman… Çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı can verdi Amerikan silahlarının kustuğu mermilerle yahut CİA ve MOSSAD’ın oyunlarıyla. Bir o kadarı Ebu Garip hapishanesinde; kendi yurdunda bağımsızlığı, hürriyeti, yurdu, evi, namusu için çile doldurdu hücrelerde? Niye? Denizler ötesindeki bir ülkede birilerinin keyfi yerine gelsin diye.

Yeryüzünde ne Firavun tükenir ne Nemrut.

Bush gitti Barak Obama geldi. Zihniyet mi değişti; düşünce mi boyutlandı? Hayır! Bir değişen hedef oldu. Namluların hedefi… Müslüman kanına aşeren namlular… Bugün Afganistan, yarın İran yahut Suriye. Mısır, zaten çantada keklik… Ya, benim ülkem! Ya Türkiye’m! Barak Obama parlamentomda dostluk mesajları verdi. Yapacaklarını sıraladı. Biz de dinledik ağzımız kulaklarımızda. Liderler kuyruk oldu onunla- bir milyon Müslüman’ın katili Amerika’nın bu çiçeği burnunda başkanıyla- görüşmek için… Vah ki ne vah!

Yetmemiş İncirlik. Yetmezdi zaten. Belirli bir zaman için gerekliydi. Belirlenen hedefe varmak için. Hani düşünüyorum da Türkiye’nin kırmızıçizgilerini, bir kalemde silinen o meşhur olmazsa olmazlarını… Sonra bir çuvalla değiştirilen imajını. Sanki vatanı, dini, namusu, bayrağı ve bağımsızlığı için Çanakkale’de azgın Batı’nın azgın sürülerine 252 bin vatan evladını şehit veren biz değildik.

Şimdi Güney Anadolu sınırlarımız ihalede… Mayın döşenmişti 1956’da. Kim döşemişti? Ve niçin? Yoksa bu günleri mi düşünmüştü birileri? Şimdi temizleyecekmişiz. Temizlemek için kiraya verecekmişiz bilmem kaç yıllığına. Kime? Her şey planlı ya! Ortada meçhul gibi duruyor malum. Bugün için kiraya veriyoruz canım! Bunda ne var ki toprağı sırtlayıp götürecek değiller ya! İncirlik için de aynı sözler söylenmişti 1950’li yıllarda. Ya yarın? Dedik ya yarın meçhule gebe!

Biz sindikçe meydan Nemrutlara ve de Nemrutlara uşaklık edenlere kalacak bu kesin. Ne demişti şair: “Merhamet beklemeyin Nemrut’lardan/ Rabb’inin rızasını kazanırsan/ Ateş bile korur seni.”

Nemrutlar… Ha büyüğü, ha küçüğü! Biri Filistin’de, biri Irak’ta… Şimdilik! Ya yarın? Nemrutların hayali büyük, uzanır yüzyıllara… Allahlık iddiasındalar ya!

Peki, bize düşen ne? Tarihi bilmek şüphesiz… Bilmek için de okumak ve okutmak tabii. Ama doğru tarihi… Son 200 yıllık tarihimizi doğru kalemlerden. Bıkmadan usanmadan, her gün, her saat her dakika… Sonra dönüp düşünmek ve sorgulamak kendi kendimizi… Yarınlarımız, Filistin olmadan…

2009-06-23
Bu yazı  999  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

ELAZIĞ- BAKÜ KÜLTÜR VE SANAT BULUŞMASI GÜZEL İLÇEMİZ SİVRİCE’DE BİR GÜZELLİĞE DAHA İMZA ATILDI. MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK MANAS ŞİİR VE MUSİKİ GÜNLERİ VE DR. ALİ ÖZTÜRK KURŞUNLANAN TÜRKOLOJİ ve PROF.DR. AHMET BURAN ELAZIĞ’DA YER YANDI GÖK AĞLADI İKİ CANINA İKİ ŞEHİDİNE; ANCAK… BAŞKENT’TE ELAZIĞ TANITIM GÜNLERİ 19. ULUSLAR ARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI ZİYA ÇARSANCAKLI’YA SAYGI GECESİ KADİR GECESİ

KÖŞE YAZARLARI

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

Elazığda medya İŞİNİ SAĞLAM YAPANA..DEMİŞLER.. Menfaat neler Söyletmezki HELVACI AİLESİ ve ACILAR Doğru yapıyor

Anketler

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler