TÜKENEN UMUTLAR
Efendim önce başlığa ilişkin birkaç kelam edeyim de yanlış anlaşılmaları bertaraf edelim.
Başlığa bakıp da burada duygusal bir sinerji üretmek ve gönüllerinizi fethetmek niyetinde olduğum hissine kapılmamalısınız. Tamam hak veriyorum; etrafta o kadar çok duygusal köşe yazarımız var ki bu tür duygu yüklü köşe yazılarına her zaman rastlamak mümkün. Ama bu köşede buna rastlayamayacaksınız maalesef. Maalesef diyorum; çünkü okuyucu olarak sizler de etrafta dolanan duygusal yazar avcılarından olabilirsiniz ve bu sebeple de sizde bir hayal kırıklığı meydana gelebilir.
Bu duygusal yazı merakının neden oluştuğunu düşünmeyi sizlere bırakarak başlıkla ilgili ikinci önemli açıklamaya geçelim. Edebiyatta bir sanat vardır efendim ‘teşbih’ diye. Yani benzetme anlamına gelir ki ifade edebilme kolaylığı sağladığı için çok önemlidir. O yüzden bu yazıya başlamadan önce hemen belirteyim ki; mevzu futbolla ilgili değil. Futbol terimi olarak kullanılan ifade sadece ama sadece benzetmeden ibarettir. Ki bu futbol terimleri, Sayın Başbakan’da da sıklıkla gözlemlendiği gibi pek açıklayıcı mahiyettedir. Yani futbol terimleri öyle sihirli bir hale gelmiştir ki Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye için bu süreçle ilgili benzetmelere bile mevzu bahis olabilir. Eh anlayış düzeyimizin ne hallerde olduğunu sanırım belirtmeye gerek yok.
Yada bunu da o sihirli sözlerle ifade edelim; “Performansımız” epey düşmüş…
Bu hayatî açıklamalardan sonra gelelim asıl mevzuumuza…
Yaşadığımız yer Türkiye. Her şey bizim için. Başımıza her şey gelebilir. Bir bakarsın hayat tüm güzelliklerini sunmuş önünüze, bir de bakarsın hayat sizlere kısır… Hayat size bir umut verir, umudunuzu bile geri alabilir. Hayatta bazen tüm mümkünler imkânsız hale de gelebilir, tüm imkânlar mümkün de olabilir.
İlimizde meydana gelen elim depremden sonra doğrusunu isterseniz Elazığımız için bir şeylerin değişeceğini ve devletin bu sorunumuza sahip çıkıp Elazığda ki dayanıksız evlerin tespitini yapılıp güçlendirmenin devlet öncülüğünde yapılacağını umut ediyordum ama olmadı.
Umut bu ya bu güne kadar ki hükümetler tarafından ihmal edilmiş ilimiz bu olumsuzlukla düzeltilir bizlerden bir özür dilenir diye bekledim ama nafile bir bekleyişmiş benimki. Gelin biz bu tükenen umutlarımızı tersine çevirelim bu tecrübeden ders alalım ve olumsuzluklara göğüs verelim.
Hayat bu…
Biz Türkiye’de yaşıyoruz ve kuvvetli bir önyargı olan ‘her an her şey olabilir’ desturuyla bu duruma da göğüs geriyoruz.
Hiçbir kazanım elde etmediğimiz doğru değil elbette. Tecrübe, başında geliyor bu kazanımların ve göğüs germeyi öğreniyoruz.
Evet göğüs geriyoruz; zira umutlar direkten dönüyor. Akıbetimiz çaresizlik olmuyor.
Yani top hâlâ sahada ve mücadeleye devam etmek için hâlâ bir nedenimiz ve umudumuz var.
SAYGILARIMLA.
|