VUR RECEP’İM VUR!
Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisindeki genel kuruldaki o elim olayı hatırlarsınız. Günlerdir hepimiz her toplantıda aramızda bu konuyu konuşuyoruz. Neydi bu?
Sağlık eski Bakanı Sayın Osman DURMUŞ’un meclis kürsüsünde aydın AKP eski il başkanı yine eski AKP li İl Genel Meclisi Üyesi İsmail Hakkı ESER in 2008 yılındaki yapmış olduğu bir konuşmasında sayın başbakan için “sayın başbakan bizim için adeta ikinci peygamber gibidir.” Demesini genel kurulda milletvekillerine açıklarken ne olduysa ondan sonra oldu.
Osman DURMUŞ’un, Başbakan Erdoğan ın eşi Emine Erdoğan ın 2007 yılında tiyatro sanatçısı Nejat Uygur u ziyaret etmek istemesi ancak kendisine, başörtüsü nedeniyle GATA ya alınmayacağının bildirmesi olayına gönderme yaparak, GATA daki doktarlara yönelik, "siz peygamber olarak kabul edilen bir Başbakan ın eşini nasıl içeri almazsınız. Sizi gidi beyaz yakalılar sizi sözleri Genel Kurul u karıştırdı.
Sayın DURMUŞ burada Sayın Başbakanın AKP liler arasında nasıl göründüğünü nasıl abartıldığını belirtmek için bu konuşmayı yapmıştır. Bu zihniyetin yanlışlığını, insanların nasıl kandırıldığını anlatmak için yapmıştır. Yalan söylememiştir bunu da ispatlamıştır.
Burada ilginç olan üçyüz küsür AKP milletvekilinin MHP sıralarına yürümeleri ve bu üçyüz küsürün arasında biri varki ceketini çıkarmak isteyerek “ gel ulan gel” diyerek MHP li Sayın DURMUŞ’a saldırmak isteyen Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ dır.
Peki Bakan Akdağ ın Durmuş a böylesine öfkelenmesinin ardında sadece Meclis te sarfettiği sözler mi vardı? Elbette hayır.. Domuz gribi aşısına en çok muhalefet eden eski sağlık bakanı Osman Durmuş, Recep Akdağ ın domuz gribi aşılama işlemine en çok taş koyan isimlerden biriydi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ ın yoğun biçimde sürdürdüğü bilinçlendirme kampanyasını daha inanılır kılmak için elinden geleni yaparken Durmuş, her fırsatta domuz gribi aşısıyla ilgili yeni bir iddia ortaya atıyordu. Bu durumda Bakan ın işini oldukça zora sokuyordu.Domuz gribi aşısı olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın işinin çok zor olduğu daha o gün ortaya çıkmıştı.. Çünkü bırakın kamuoyunu daha Başbakan Tayyip Erdoğan’ı bile domuz gribi aşısı konusunda ikna edememişti. Aşı olduğu sırada TRT muhabirinin sorduğu soruya Sağlık Bakanı Recep Akdağ ın verdiği cevap “Cumhurbaşkanı ve Başbakan da aşı olacak” diye haber kanallarında altyazı ile geçince ortalık karışmış, Bakan Akdağ Erdoğan dan fırçayı yemişti.. Erdoğan “Aşı olmayı düşünmüyorum, Cumhurbaşkanı ve benim aşı olacağımı söylemişsin, bunu hemen düzelt” diye Akdağ ı gazetecilerin önünde fırçayı kaydı. Akdağ, “Efendim öyle değil” diyerek çabalasa da ok yaydan çıkmıştı.. Bakan, Erdoğan ın önünde karizmayı bir kere çizdirmişti..İşte bu krizin ardından kulislerde Bakan Akdağ ın görevden alınmasıyla ilgili iddialar dolaştı, durdu..
Bakan Akdağ, " Bu çeşit gerginlikler hiç olmazsa hepimiz bundan çok daha mutlu oluruz. Bu gerginliğin temelindeki sebep çok açıktır. Bu gerginliğin sebebi Sayın Osman Durmuş un talihsiz beyanlarıdır. Ben Sağlık Bakanı olarak Sayın Osman Durmuş un 7 sene içinde defalarca beni eleştirmesiyle karşılaştım. Bu eleştirilerin bir kısmı haksız, ölçüsüz eleştirilerdi. Hepsine tahammül ettim; sabrettim” diyerek kendini savunmuştur.
Alslında bu olayın daha anlaşılır olması için o günlerde yaşananları kısaca özetlemek ve Sayın Akdağ ın hırçınlığını görmek gerek...
MHP li Osman Durmuş, TBMM de Afyon Milletvekili Abdülkadir Akcan ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy la birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında, domuz gribi aşısıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Durmuş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ın Şubat ve Mart aylarında grip aşısı yapılmazsa 21 milyon kişinin hastalanacağı ve 5 bin 300 kişinin öleceğini açıkladığını, bunun ise kehanet anlamına geldiğini öne sürdü.
Durmuş, domuz gribi aşısının tehlikeli olmadığını söyledi. Mevsimsel enfeksiyonların daha tehlikeli olduğunu anlatan Durmuş, "Tüm dünyada son bir yılda domuz gribi nedeniyle ölen hasta sayısı 4 bin 500. Domuz gribinin daha hızlı yayıldığı halde mevsimsel gripler kadar korkutucu ve öldürücü değil. Aşının gerekliliği, etkinliği ve hem de öldürücü ve felç edici etkileri bilim çevrelerinde bir isteksizliğe ve karşı çıkışa yol açmıştır. Bakanlığın satın aldığı Smith Klein, Pastör ve Novartis in aşılarında alüminyum ve skualen maddesinin bulunması ve aşının yumurta aşısı olması, yan etkilerinin yüksek olmasına sebep olmaktadır. Medeni ülkelerde ilaç, aşı üretildikten sonra laboratuarda etkinliği, yan etkileri biyolojik olarak hayvan deneyleri ile güvenirliği test edildikten sonra insan uygulamalarına faz1 ve faz2 geçilir. Aşılarda faz1 uygulama daha çok üçüncü dünya ülkelerinde gönüllüler ve özendirme karşılığı yapılır. Faz2 geri kalmış ülke insanları üzerinde denenir. Türkiye ye alınan bu aşıların henüz faz1 sonucu yoktur. Yani bizim insanlarımız denek olarak kullanılacak. Bakan Akdağ, açıklamasında Amerika da gönüllüler üzerinde yapılan bu deneysel testler için, Amerika da aşılama başladı diyerek yanlış bilgi veriyor. Bu davranışı ahlaki bakımdan sorgulanmalıdır. Ülkemiz insanını üçüncü dünya ülkesi vatandaşı gibi kobay olarak kullandırmak bakana ne gibi bir itibar kazandıracaktır?"Tam bir fiyasko 3ayrı firmadan sipariş edilen 45000000 (kırk beş milyon) doz aşı. El alem bu aşının dozunu 2.2 dolara alırken biz 3.1 dolara almışız ve çok büyük kar etmişiz. Kaç kişiye kullanmışız sonucu ne olmuş mechul 8400000 (sekiz milyon dörtyüz bin) doz aşı teslim edilmiş, diğer sipariş edilen dozların iptal edilmesi için elinden geleni yapıyormuş. Bunu daha ilk başlarken sayın Durmuş açıklamış ve söyledikleri çıkmıştır. Sayın AKDAĞ’IN yerinde olmayı hiç istemezdim doğrusu.
Bu biriken kinle saldırıyordu ne diyelim vur Recep’im vur! Belki siyaseten alt edemediğin Sayın Durmuşu Yumruklarınla alt edersin ve belki bir nebze oh be!!! dersin.
Saygılar…
|