• BIST 106.926
  • Altın 151,266
  • Dolar 3,6716
  • Euro 4,3392
  • Elazığ 14 °C

50 YILLIK KULÜPLER

Sebahattin Devecioğlu

Türk Futbolunda “Futbol Profesyonellik Talimatnamesi”  24 Eylül 1951 tarihinde yürürlüğe girmesiyle futbolda profesyonellik kabul edilmiş; T.F.F. ligleri 61 maddelik bu talimatname çerçevesinde düzenlenmiş ve 1958–1959 sezonunda Türkiye Profesyonel Futbol Ligi oluşturulmuştur.   “Profesyonel Futbol Yönetmeliği” nin hukuki statüye kavuşması 29.8.1962 Tarihinde gerçekleşmesine rağmen işlerin nasıl yürütüleceğine dair “Profesyonel Futbol Hizmetleri Yönetmeliği” nin, 11.Mayıs.1966 tarihinde uygulamaya sokulması sonrasında gerçek anlamda işlerlik kazana bilmiştir,

1960 lı yıllarda futbolda profesyonelleşme ile birlikte kulüplerin sayısı da artmıştır.

Türkiye’de Futbolun Profesyonelleşmesi ile birlikte önceleri İstanbul ve İzmir Merkezli futbol kulüplerini modelleyen Anadolu kulüpleri, bulundukları illerdeki bir çok amatör kulüpleri birleştirerek profesyonelleşmek için çaba göstermişlerdir.

Anadolu’da bir çok kulübün kuruluş tarihi bu yıllara rastlamaktadır; 1965’de Eskişehir, Manisaspor, Samsunspor, Boluspor: 1966’da Kayserispor, Kocaelispor, Antalyaspor, Çanakkalespor, Denizlispor, 1967’de Giresunspor, Orduspor, Sivasspor, Trabzonspor ve Elazığspor  bu furyada kurulan kulüplerdir.  

1960’ lı yıllarda  kurulan  Anadolu kulüpleri,  bir çok şampiyonluklar yaşamakla birlikte, aynı zamanda  alt liglere ve amatör liglere  düşerek, hatta kapanıp tekrar açılarak,  günümüze kadar varlıklarını sürdürmeyi devam ettirmişlerdir.  Bir çok kulüp ise çeşitli nedenlerden dolayı kapanarak sportif faaliyetlerine son vermişlerdir.

Anadolu kulüplerinin bir çoğu,   aynı dönemlerde kurulmalarına rağmen, kuruldukları şehirlerin sosyo, ekonomik,  kültürel özellikleri birbirine benzer olan kulüpler maalesef aradan geçen elli yıla rağmen beklenilen kurumsal yapılanmayı tamamlayamamışlardır.

İçlerinde bazıları geçmiş dönemlerde Süper Lig , 1. Lig, 2. Lig 3. Lig gibi profesyonel liglerde ve Avrupa şampiyonlarında mücadele etmelerine ve şampiyon olmalarına rağmen, henüz arzu edilen kurumsal kimliklerini, sürdürülebilir sağlıklı bir yönetim ve organizasyon yapısına kavuşturamamış ve bu gün bir çok idari, mali ve sportif problemlerle mücadele etmektedirler.

UEFA’ nın son yıllarda  başlatmış olduğu  sportif, altyapı, personel ve idari, hukuki ve mali  kriterleri   ile  birlikte,   Finansal Fair Play uygulamalarının yanı sıra, T.F.F nin uygulamaya koymuş olduğu,  Ulusal Kulüp Lisans Sistemi uygulamaları konusunda, bir çok Anadolu kulübü sınıfta kalmış, ilgili kriterleri yerine getiremeyerek,  mali ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalmışlardır.

Anadolu kulüpleri bu kurumsal yapıları oluşturamamanın dışında, Dernek, Şirket, Kulüp ikilemlerini yaşayarak, gelişen futbol endüstrisinde arzu edilen Profesyonelleşme, Ticarileşme, Şirketleşme, Tesisleşme, Ürünleşme Pazarlama sistemlerini kurarak hayata geçirememişler,  yerel özelliklerini markalaştırarak, Avrupa’ya ve dünyaya açılamamış büyüyen futbol pastasından pay alamadıkları gibi var olan kaynakları da fütursuzca harcayarak tüketmişler ve tüketmeye devam etmektedirler.  

Anadolu kulüplerin yönetimsel olarak stratejileri,  elli yıllık bir gelenekmiş gibi hep sportif başarılar üzerine kurularak,  günü kurtarmaya yönelik politikalar ve stratejilerle birlikte yürütülmeye çalışmış,  birkaç kulüp hariç,   diğerleri sürekli gelirler, altyapı sistemleri, tesisleşme, genel kurul, üyelik sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik projeler geliştirmeden,  futbol takımı ve sportif başarı odaklı çabalar göstererek,  kulüpleri yönetimsel ve ekonomik olarak zaaflara uğratarak,  zaman ve kaynakları tüketerek, halk ve devlet destekli kaynaklarla yollarına devam etmeye çalışmışlardır. Maalesef  klasik metotlarla kulüp yönetme  geleneği,  bu günde bir çok  Anadolu  kulübünde devam etmektedir.

Türkiye’de,   bir çok Anadolu kulübü borç yükü altında,  devlet ve halk  destekli yaşam mücadelesi vermektedir.  Avrupa dan  örnek alınarak, 1900 yıllarda başlayan 100 yıllık Türk futbol serüveninde başarı hikayelerinin temsilcisi olan İstanbul Merkezli Kulüpleri modellemeyi başarmaya çalışan Anadolu   kulüpleri artık geçmişlerinden  dersler çıkararak,  yarım asırlık öğrenme süreci olan ellinci yıllarını  bir dönüm noktası  olarak belirleyerek,  geleneksel yapılarını değiştirerek,  kendilerini yenileyerek,  yeni futbol düzenine ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu gün artık ticarileşen, endüstrileşen futbolun  kurumsallaşamayan ve profesyonelleşemeyen sistemlere tahammülü kalmamıştır. Yeni futbol sistemleri varlıklarını sürdürebilmek için, kendi sistemine uymayan problemli yapıları,  bünyesine almamakta ve sistemin dışarısına atmakta ve atmaya devam etmektedir.

Önümüzdeki yıllarda,  gelişen bilim ve teknolojiye ayak uydurmayan,  yeni ekonomi yönetimi kurallarını uygulayamayan,  yeni futbol sistemlerine kendisini uyarlayamayan  spor kulüpleri,  elli  yıllık mazilerini tarihe gömerek, futbol tarihinin tozlu raflarında  yerlerini alarak,  birer nostalji olarak kalmaları kaçınılmazdır.

Fakat bu gün;  Türk futbolunda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen,  Anadolu kulüpleri için vakit de çok geç değildir. Yarım asırlık sürecini tamamlayan kulüpler için;  yeni stratejiler, yeni hedefler yeni fırsatlar geliştirmek adına,  50. Yıl iyi bir milattır.

            Elli yıllık kulüplerin, artık  bu tarihsel  fırsatı iyi değerlendirmeleri gerekmektedir..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Elazığ Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.